Yayınlanan 27 Ocak 2011.
Tasarı, Askerlik Kanunu’nda bu yönde değişiklik yapılmasını öngörüyor.
Buna göre, Emniyet Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunan ve Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personel ile mezun olup göreve başlamak kaydıyla polis eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim görmekte olanlar ve bu kurumların giriş sınavlarını kazanmış olanlardan askerlik hizmetini yapmamış olanların askere celp ve sevk işlemleri ertelenecek.
Bu yükümlülerden Emniyet teşkilatında 10 yıllık hizmet süresini tamamlayanlar; askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Bu yükümlüler ile ilgili bilgiler, İçişleri Bakanlığı tarafından Milli Savunma Bakanlığına gönderilerek nüfus kayıtlarına işlenmesi sağlanacak.
Tasarıya göre, 10 yıllık sürenin başlangıcında, polis eğitim ve öğretim kurumlarından mezun olarak fiilen göreve başlanılan tarih esas olacak. 10 yıllık süre tamamlanmadan herhangi bir nedenle Emniyet teşkilatından ayrılan veya başka kuruma nakledilen veya bu süre içinde meslekten ilişiği kesilen personel, genel hükümlere göre askerlik hizmetini yerine getirecek.
Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, bu kapsama giren personelden, halen askerlik hizmetlerini yerine getirmekte olanların, askerlik hizmetleri durdurularak terhis edilecek ve görevlerine iade edilecek.
Tasarı yurt dışında görev yapan veya eğitimini yurt dışında sürdüren polisleri de kapsayacak. Düzenleme kapsamına giren polisler hakkındaki yoklama kaçağı ve bakaya gibi suçlardan adli takibat yapılamayacak, başlatılan tahkikatlar da durdurulacak.
MİLLİ SAVUNMA BAKANI GÖNÜL
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, polislerin 2 sene silahlı ve hukuki eğitim aldığını belirterek, ”Silahlı kuvvetlerde alınacak eğitimin burada alındığı farz edilerek bu tasarı getirilmiştir” dedi.
TBMM Milli Savunma Komisyonunda, 10 yılını dolduran polislerin askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmasını öngören tasarıyı sunan Vecdi Gönül, askerlik hizmetini düzenleyen Anayasa’nın 72. maddesinde, ”Vatan hizmeti her Türk’ün hakkı ve ödevidir” denildiğini belirterek, bu hizmetin silahlı kuvvetlerde ya da kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğinin kanunla düzenleneceğini bildirdi. Bakan Gönül, şöyle konuştu:
”Demek ki askerlik hizmeti yalnız bir ödev değil, aynı zamanda kimsenin mahrum edilemeyeceği bir haktır. Ancak bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde yapılması Anayasa’da öngörülmüştür. Nitekim daha önce bazı meslek mensupları askerlik temel eğitimini aldıktan sonra, kamu hizmetlerinde görevlendirilmişlerdir ve mesleklerini sivil olarak yapmaya devam etmişlerdir. Öğretmenler askerlik eğitimini aldıktan sonra şartları daha zor olan yerlerde mesleklerini yapmaktadırlar.
Bu tasarının diğerlerinden en önemli farkı, askerlik eğitim hizmetinin de ilk defa öngörülmemiş olmasıdır. Silahlı bir kuvvet olan Emniyet Genel Müdürlüğünün, lise mezunu olan polislerini ele alacak olursak, 2 sene silahlı ve hukuki eğitim almaktadır. Bu nedenle silahlı kuvvetlerde alınacak eğitimin de burada alındığı farz edilerek, bu tasarı getirilmiştir.”
Milli Savunma Bakanı Gönül, harp okulunu terk eden askeri öğrencilerin de askerlik yapması gibi, emniyet teşkilatından 10 yıldan önce ayrılan polislerin de bu haktan yararlanamayacağının tasarıda hüküm altına alındığını kaydetti.
Emniyet teşkilatının kurulduğu 165 yıldan beri, bütün vatandaşların gece ve gündüz başvurduğu bir kurum olduğunu ifade eden Gönül, ”Meslek hayatımın bir bölümünü de genel müdürleri olarak çalıştığımın bu teşkilatın hizmetlerine karşı gösterilmiş bir vefa olarak da telakki edilebilir bu tasarı” dedi.
-BAŞBAKAN VE GENELKURMAY BAŞKANINA TEŞEKKÜR ETTİ-
İçişleri Bakanı Beşir Atalay da komisyona bilgi verirken emniyet teşkilatında yaklaşık 214 bin polisin bulunduğunu söyledi.
Bunun 38 bin 415′inin askerliğini yapmadığını belirten Atalay, bunların 36 bin 213′ünün hiç askere gitmediğini, 2 bin 202′sinin de askerlik hizmetini yaptığını bildirdi.
Bakan Atalay, tasarının polis teşkilatı için önemine işaret ederek, ”Polis adaylarımız zaten uzun bir güvenlik eğitimi almaktadır. Ömürleri de güvenlik görevlisi olarak geçmektedir. Hiç bir Avrupa ülkesinde de polislerin askerlik hizmeti yapması gibi bir şey söz konusu değildir” diye konuştu.
Beşir Atalay, tasarının oluşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in önemli destekleri olduğunu belirterek, her ikisine de teşekkür etti.
-”(POLİS ASKERLİK YAPMIYOR, BEN DE YAPMAK İSTEMİYORUM) DİYECEK”-
MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi ise tasarıya temelden karşı olduğunu söyledi.
Polis teşkilatının kendisine tanınacak her türlü imkana fazlasıyla layık olduğunu anlatan Sipahi, Bakan Gönül’ün, ”Polis 2 sene silahlı ve hukuki eğitim alıyor, bu nedenle bu eğitimi aldığı farz edilerek bu tasarı getirilmiştir” sözlerini eleştirdi.
Polislerin en azından temel askerlik eğitimini alarak, Anayasa’nın 72. maddesinde düzenlenen ”vatan hizmeti görevini yerine getirmeleri” gerektiğini savunan Sipahi, ”Siz, bu görevi yapmış olduğu farz edilerek, sadece polise mahsus bir konuyu vatan hizmeti kapsamından çıkartırsanız, çok büyük bir vebal altına girersiniz” dedi.
MHP’li Sipahi, terörle mücadelenin en yoğun olduğu 1994 yılında Şırnak’ta komutan olarak görev yaptığını anımsattı. Cizre Emniyet Müdürlüğüne ve lojmanlarına saldıran PKK’lı teröristlerden, olayın ardından yakalanan birisinin, ”Polisin eğitimsizliğini biliyorduk, bu yüzden saldırdık” dediğini kaydeden Sipahi, polisin mutlaka askeri eğitim alması gerektiğini vurguladı.
”Apartman güvenlik görevlisi bile alırken askerlik yapma şartı arıyorsunuz. Ancak vatandaşın canını, malını teslim ettiğiniz polisin askerlik yapmamasının nedenini bana söyleyin” diyen Sipahi, bundan sonra her meslek grubunun ”polis askerlik yapmıyor, ben de yapmak istemiyorum” diyeceğini öne sürdü.
Sipahi, İçişleri Bakanı Atalay’ın, kendisinin Jandarma Genel Komutanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmadan rahatsız olduğunu belirterek, ”Onun hesabını ayrıca göreceğiz, ben ayrıldıktan sonra sarfettiği sözlerini, kendisine misliyle iade ediyorum” dedi.
Sipahi, ”Türk polisi ile askerini karşı karşıya getirmeyin. İçişleri Bakanı, sürekli olarak Milli Savunma Bakanlığının yetki ve görev alanına girme konusunda aşırı ısrarlı ve saldırgan. Hudut birliği kurulması konusundaki çalışmayı neden Polis Akademisinde başlattınız da silahlı kuvvetlerde başlatmadınız? Bunlar Hükümetin askere karşı art niyetinin göstergesi. Birtakım alternatif ordu kurma konusundaki art niyetleri… Milli Savunma Bakanlığının görev alanına İçişleri Bakanlığının sürekli girme merakını ki bu rejimlerin adına ya polis rejimi ya faşizm ya da molla rejimi denir” diye konuştu.
-İÇİŞLERİ BAKANI ATALAY: TASARI ÇOK TUTARLI, ÇAĞDAŞ VE ULUSLARARASI GELİŞMELERE PARALEL BİR KARARDIR
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, polislerin askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmasını öngören tasarının tutarlı, çağdaş ve uluslararası gelişmelere paralel bir karar olduğunu söyledi.
Atalay, TBMM Milli Savunma Komisyonunda, polislerin askerlik durumu ile ilgili tasarının görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, günümüzde hiçbir Avrupa ülkesinde, polisin ayrıca askerlik yapmadığını belirtti.
Polislik mesleğinin bir güvenlik mesleği olduğunu, polislerin uzun bir eğitim gördüğünü kaydeden Atalay, ”Bizim temel gerekçemiz budur. Bu konu yıllarca tartışıldı ve yıllardır gündemdedir. Biz bu yıl içinde uzunca üzerinde çalıştık. Konunun çok boyutu var. Silahlı kuvvetlerin ihtiyaçları var. Bütün bunlar değerlendirildi ve birlikte karar verildi. Tasarı, çok tutarlı, çağdaş ve uluslararası gelişmelere paralel bir karardır” diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de tasarıyla ”Emniyet teşkilatı ile Silahlı Kuvvetlerin karşı karşıya getirileceği” yönündeki eleştiriyi yanıtladı.
Polis Akademisi Marşı’nda, ”Sınırda ordu bekler, dahilde biz bekleriz” şeklinde bir ifade bulunduğunu anımsatan Gönül, ”Bir teşkilat düşünün ki orduyla kendisini bu kadar özdeşleştirmiş ve kendi marşına orduyu koymuş” dedi.
Bu açıdan Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini her zaman bir arada düşündüklerini belirten Gönül, şöyle devam etti:
”Zaten bu ikisinin ortasında öyle bir teşkilat var ki Jandarma… Silahlı kuvvetlerdir ama emniyet görevi yapar. Sahil Güvenlik de öyledir. Bunlar birbirine destek olan teşkilatlardır.
Konunun, ‘hiç askerlik yapmayacaklar’ gibi algılanması mümkün. Ancak eğer öyle düşünülüyorsa, hiç askerlik yapmayanlar var. Mesela daha yeni kabul ettiniz; yurt dışında 43 yaşını geçen Türk vatandaşı 15 bin avro öderse askerlik yapmayacak. O ödediği para, vatan hizmetinin karşılığı sayılıyor. Bunu sizler kabul ettiniz. Bu konu muhalefetsiz geçti diye hatırlıyorum.”