Kategorize Edilen | Gülsüm Kaymak

MODERN DÜNYANIN ARAFTAKİ “EV”LERİ

MODERN DÜNYANIN ARAFTAKİ “EV”LERİ

Türkiye’deki boşanma oranlarının hafife alınamayacak ölçüde arttığını söyleyen ve beni bu durumun nedenini araştırmam için yönlendirmeye çalışan birçok okurumun ısrarına, her geçen gün daha fazla hak veriyorum. Zira modernitenin, karanlık yüzlerinden birini evliliğe göstermiş olduğu çağımızda, ülkemizdeki evliliklerinde sancılar içinde olduğunu üzülerek gözlemliyorum.

Sağlamca hazırlanmış bir saha çalışmasının ardından daha bilimsel bir veriye dayandırmayı umduğum “boşanma” sorunsalı üzerindeki temel hipotezim şu: Modern evlilikler, temelde tek bir çıkmaza dayanıyor; o da “iktidar çatışması”!

İyi bir izleyici ve sadık bir dinleyici olmamın avantajlarını yaşayarak biriktirdiğim sayısız tecrübe, bu savımın çok da hoyratça olmadığını gösteriyor bana. Birçok çift, aralarındaki iletişimi “denetimi ele geçirme mücadelesi” olarak değerlendiriyor. Müşfik bir edayla birbirlerinin kadehlerini dolduran; ama yine de eğilip aynı kadehten içmeye uğraşan, ekmeğini sevgiyle bölüşen; ama aynı lokmayı dişlemeye çalışan sayısız çift, sevgileri savaş alanına çeviriyor… Sesini yükseltip karşısındakinin ağzının payını veren, çözüm yerine sorun üzerinde kafa patlatan ve laf oyunları yaparak kuyruğunu dik tutmaya çalışan birçok “modern evli” iki kişilik bir iç savaşta, yara bere içinde mutlu mesut(!) yaşamaya devam ediyor…

Kapitalizm, yalnızlığı seven insanlar üretiyor. Bugün yığınla insan, daha önce hiç görülmemiş ölçüde kendi yaşam öyküsü ve özel tutkuları ile ilgileniyor. Birçok kişi tarafından kendini tanımak, dünyayı tanıma için bir araç olmaktan çıkıp bir amaç olarak değerlendiriliyor. Tam da bu denli kendine dönük olan birçok kişi, başkalarında da kendini arıyor. Sevgililer albümünde kendi bileşkelerinden izler taşımayan sayfaları birer birer, acımadan yırtıyor… En sonunda albümünü, sevdiklerini ve hatta kendisini terk ediyor… Geriye bir tek yalnızlığı kalıyor kendini yalnız bırakmayan…

Toplumsal yaşamın aşınması, mahrem ilişkileri deforme ediyor. Son yıllarda bu bozulmanın en canlı örneği kişisel ilişkiler içinde en mahremi olan “fiziksel aşk”ta görülüyor. Toplumsal ilişkilerinde önemli gedikler oluşan çiftler, ilişkilerini ağırlıklı olarak erotizmle beslenmeye çalışıyor. Giderek daha az uyarım alan ve duygularını hissedip ifade edebilmede güçlük yaşayan günümüz insanı, sadece cinsel ifadesini dışarı sızdırabiliyor. Bu durum ise en nihayetinde formel evlilikler üretiyor…

Gücünü naçarlığından alan aşk, teknolojik ilerlemeler neticesinde tarumar oluyor. İletişim çağı; sabrı, özlemi, ümidi ve aşkı ezip geçiyor. Nazım’ın “Sende ben uzaklığı, sende ben imkânsızlığı seviyorum” dizeleri, ulaşılabilirlik çağında berhava oluyor. Yüzyıllardır pervasızca ve hesapsızca hareket eden Eros, çoktan yasak olmaktan çıkmış olan “yasak meyve”yi nasıl tekrar cazipleştireceğini düşünüyor… Birbirine varıp, birbirini kolaylıkla tüketen modern insan, evliliği “aşkın büyü bozumu” olarak nitelendiriyor. Dolayısıyla ya hiç evlenmiyor ya da evlilikten bir an önce kurtulmanın yollarını arıyor…

Erkek esir edilmekten, kadınsa terk edilmekten korkuyor. “Özel alan”a yönelik konularda uzlaşan birçok çift “kamusal alan” konusunda anlaşamıyor. Zira kamu, kadınlar ve erkekler için çok farklı şeyler ifade ediyor. Kadın için kirlenerek ve “kargaşa dolu, almış başını giden bir girdap içine” sürüklenerek erdemlerini yitirme tehlikesine girdiği bir yer olarak algılanıyor. Kamu ile rezalet fikri birçok kadın için özdeş sayılıyor. Bir erkek için ise kamu, daha farklı bir ahlaki özellik taşıyor. Erkek, kamuya girerek ya da “kendini kamuda yitirerek” evde baba ve koca olarak kişiliğinde somutlandığı düşünülen baskıcı ve otoriter saygınlık özelliklerinden sıyrılabiliyor. Öyle ki erkekler, kamusal yaşamın ahlak dışı oluşunu kadınlar gibi onun sadece bir rezalet alanı olduğu şeklinde değil alttan alta bir özgürlük alanı sunduğu şeklinde yorumluyor…

Hayatı “eşi ve başka kadınlar” olarak ikiye ayrılan Puşkin, karısının sadakatinden şüphelenmesi sonucu katıldığı bir düelloda can vermişti. Bu örnek, erkeğin temel ikilemini (sadakat ve ihanet) göstermesi açısından önem arz ediyor. Erkeğin bu çelişkisi, evlilikleri yıpratıyor. Erkeklerin hemen hepsi kendi günahlarından çok karısının günahlarından gelecek ayıptan korkuyor. Çoğu zaman kendi ihtiraslarıyla övünüyor; ama karısının ondan iffetli kalması için gerekirse kan döküyor. Belki bir kez bile kendini gözden geçirmiyor; ama her gece kendi vicdanından çok karısının vicdanını yokluyor…

Velhasıl kıymetli okurlar, zamanımın, zeminimin ve kalemimin boyunduruğu altında yukarıda paylaştığım düşüncelerimin şu an itibariyle hipotez niteliğini koruduğunun altını çiziyorum. Ancak konuya dair yapılacak bilimsel çalışmalara son derece ihtiyaç olduğunu biliyor ve bu can alıcı konuya dair sizlerin değerli görüşlerinizi okumaktan zevk alacağımı hatırlatmak istiyorum.

Araf’tan taşıdığımız evlerimizi, adalet ve aşkın temellerine oturtabildiğimiz mutlu çağlar dileğiyle…

Sağlıkla kalın.

Paylaş / Kaydet:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites
  • Digg
  • Print
  • FriendFeed
  • Yahoo! Buzz

İlişkili Haber Yok.

3 Yanıt için “MODERN DÜNYANIN ARAFTAKİ “EV”LERİ”

  1. Şadiye Turan diyor ki:

    Görüşlerine tamamıyla katılıyorum ve şunu eklemek istiyorum canım.Evlilik, kesinlikle iki yabancının bir evi paylaşması gibi bir şeydir.Nasıl ki yabancı biriyle bir evde yaşamak durumunda kaldığında(öğrencilik yıllarında olduğu gibi)bazı görevlerin paylaşımında muhalefetler yaşanır ya da biri uyumlu olur da ses çıkarmaz olana bitene..ve böylece görünürde çok iyi anlaşan bir ev arkadaşlığı imajı çıkar..Aynen öyle işte canım.Evlilik de böyle birşey.

  2. Kadir diyor ki:

    Erkeğin sadakat ve ihanet ikileminden bahsetmişsiniz. Aslında haklısnız. İhanet edip sadakat arıyoruz. Muamma değil mi… Ama yine de merak ettiğim bir şey var kadının riya ve güven ikilemine dair bir şeyler yazp yazmayacağınız. riyakar davranan ama inadına güven paşinde koşan kadınlar…

  3. Zeynep Burmay diyor ki:

    Yazarımızı tebrik ediyorum. akıcı edebiyatı, insanı saran sihirli cümleleri için değil. fark ettirmeden ve nazikçe okuru pataklamayı başarabilen zekası için. umarım diğer yazılarıyla da karşılaşma fırsatı verirsiniz bize. sevgilerle…

Geri Besleme/Ping Dönüşü


Yanıtla

Please leave these two fields as-is:

Protected by Invisible Defender. Showed 403 to 7.008 bad guys.






Reklam
Rüya Tabirleri