Tag Archive | "hanefi bostan"

Kamu-Sen’den Başbakana Şiir Gibi Mesaj


 
Türkiye Kamu-Sen İstanbul Şube Başkanı Doç.Dr.Hanefi Bostandan Başbakan’a  Şiir gibi mesaj Kamu-Sen’in mesajında ki  açıklamalarında şunlar yer alıyor.  

4/C’liler Hiç Bahar Yaşamadı

Ülkemizde kamu yönetimindeki çarpıklık, özellikle personel sistemi içinde kendisini göstermektedir. Kamuda 657 sayılı Kanunun 4-A, 4-B, 4-C maddeleri ile kadrolu, sözleşmeli, geçici personel çalıştırılmakta; 4924 sayılı Kanun, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı gibi çok çeşitli statüde personel istihdam edilmektedir. Dolayısıyla bu durum, kamuda çok başlı ve karmaşık bir istihdam yapısını ortaya çıkarmaktadır. Aynı kurum içinde aynı işi yapan ancak tabi oldukları yasal mevzuatın farklı olması nedeniyle; maaşları, emeklilik hakları, iş güvenceleri, sosyal ve özlük hakları farklı olan kamu görevlileri bulunmaktadır.Kamu hizmeti sunan çalışanların, birçok farklı hukuki düzenlemelere tabi olması, kamudaki yeknesaklığa da olumsuz etki etmektedir. Bu nedenle aynı kurum içinde aynı işi yapan ancak bir tarafta görece yüksek maaş alan diğer tarafta ise insan onuruna yaraşmayan haklarla çalıştırılan kesim aynı anda bulunabilmektedir. Bu tür uygulamalar nedeniyle kamuda aynı işi yapan, aynı özelliklere sahip çalışanlar arasında ücret adaletini sağlamak da sosyal eşitliğe ulaşmak da mümkün olamamaktadır.

 Kamu istihdamında yeknesaklığın ve adaletin sağlanabilmesinin yolu, kamudaki çok başlı yapıyı sonlandırmaktan ve tüm çalışanların iş güvencesi, sosyal haklar, toplu sözleşmeli ve grevli sendikal hak ve izin haklarını da içeren, insanca yaşayabileceği bir ücret aldığı, asli ve süreklilik arz eden bir statüye kavuşturulmasından geçmektedir. Bu doğrultuda, farklı hukuki statü çerçevesinde istihdam edilen personelin haklarının kadrolu memurlara yaklaştırılması ve mağduriyetlerin acilen giderilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Kamuda çalışanlar arasında en kısıtlı haklara sahip olan kesim ise hiç şüphesiz ki; 657 sayılı Kanunun 4-C maddesi uyarınca çalıştırılan geçici personeldir. Bu kapsamda çalıştırılan personelin yıllık izin, iş güvencesi, sosyal yardım gibi hakları bulunmazken; maaşları da son derece düşüktür. Kaldı ki; 4 Şubat 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararı ile bu çalışanların da kendi içinde farklı uygulamalara gidilmiş, var olan adaletsizlik daha da derinleştirilmiştir. İlgili kararla 4-C statüsünde istihdam edilen kamu görevlerinin bir bölümü için yeni haklar sunulurken, Bakanlar Kurulu Kararı’nın sadece özelleştirme sebebiyle işsiz kalan ve kalacak olan işçilerden 4-C statüsünde istihdam edilenleri kapsaması, büyük bir insan hakkı ihlalini de ortaya çıkarmıştır. Bu nedenledir ki; özelleştirme mağduru olan ile ihtiyaç üzerine 4-C’li statüde geçici olarak çalışanlar arasında farklı bir uygulama söz konusu olmuştur. Aynı kanunun aynı bendi uyarınca, belki de aynı kurumda çalıştırılan ve aynı işi yapan personeli farklı uygulamalara tabi tutmak ne adaletle ne de insan hakkıyla bağdaşabilir.

Bunun yanında yine özel kararlarla bazı kurumlarda görev yapan 4-C’li çalışanların çalışma süreleri birbirinden farklı belirlenmektedir. Buna göre TBMM’de çalışan 4-C’li personel, 11 ay 29 gün çalışırken, TÜİK’ teki 11 ay 21 gün, diğer kurumlarda çalışanlar ise daha kısa sürelerle görev yapmaktadır. Bu nedenle, yaşanan eşitsizliklerin giderilmesi, adalet ve hakkaniyet beklentilerinin karşılanması için ilgili Bakanlar Kurulu Kararı’nın 4/C statüsünde istihdam edilen kamu görevlilerinin bütününü kapsaması, mevcut sözleşmelerde bu çerçevede değişiklik yapılması ve kapsam dâhilindeki geçici personelin çalışma sürelerinin 12 ay’a çıkarılması gerekmektedir.

 Türkiye Kamu-Sen olarak 657 sayılı Kanunun 4-C maddesi uyarınca istihdam edilen geçici personelin durumlarının iyileştirilmesi için yakın zamanda çıkarılacak olan Bakanlar Kurulu kararında aşağıdaki hususlara da yer verilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamak istiyoruz:

 Farklı kararlarla, kurumlara özel ödemeler kaldırılarak tüm 4-C’li personelin maaşları, emsali kadrolu personelin maaşları ile orantılı olarak belirlenmeli, tüm 4-C’li personelin özlük hakları kurum farkı gözetilmeksizin eşitlenmelidir.

 4/C statüsünde istihdam edilen personel üzerinde yöneticiler ve amirler tarafından oluşturulan keyfi uygulamalara son verilmelidir.

 4/C statüsünde istihdam edilen kamu görevlilerinin, görev tanımları yapılmalı, sicil ve taltif uygulamaları gibi konularda yasal mevzuat çalışmaları yapılmalıdır.

 4/C personelinin de sosyal yardımlardan faydalanması (Aile yardımı gibi) sağlanmalıdır.

 Bu kapsamdaki personelin fazla çalışma ücretinden faydalandırılmaması, ILO sözleşmelerine ve insan haklarına aykırı bir uygulamadır. 4-C personeline de fazla mesai ücreti ödenmelidir.

 4/C statüsünde personel istihdamı sınırlanmalı, asli ve sürekli hizmetlerde bulunan personel derhal kadroya geçirilmelidir.

 4/C statüsünde istihdam edilen personelin; eş durumu dolayısıyla yer değiştirmesi ve askerlik dönüşü göreve başlaması sağlanmalıdır.

 Sözleşmelerden damga vergisi ödemesi zorunluluğu kaldırılmalı, torba kanun tasarısına diğer sözleşmeli personel için getirilen bu hakkın 4-C’li personel için de geçerli olabilmesi amacıyla tasarıya bu konuda bir madde eklenmelidir.

657 sayılı Kanunun 4-C maddesi uyarınca geçici olarak çalıştırılan on binlerce personel ve ailesi, çıkarılacak Bakanlar Kurulu kararı ile sorunlarının çözüme kavuşturulmasını beklemektedir.  Sayın Başbakan,  4/C personelin üzerine hep kar yağıyor, bunlar hiç bahar yaşamayacak mı?

Türkiye Kamu-Sen

  İstanbul İl Başkanı 

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

 

Posted in Güncel, Manşet, SiyasetComments (0)

Türk Eğitim Sen’den ÖSYM’ye suç duyurusu


Türk Eğitim Sen, KPSS’ye yönelik iddialarla ilgili ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ve KPSS’den 43 puan aldığı halde Biyoloji öğretmeni olarak atandığı idda edilen Yahya Erdoğanlı ile ilgili  Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik hakkında görevlerini kötüye kullandığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan imzalı açıklamada şu cümlelere yer verildi: “2010 Yılı Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonuçların açıklanmasıyla birlikte, sınavın ikinci oturumu olan Eğitim Bilimleri testinde 350 kişinin 120 sorunun tümünü doğru olarak cevapladığı, KPSS’nin Eğitim Bilimleri testinde 4 çiftin 120 sorunun tamamını doğru cevapladığı ve aynı dershanelerde görev yapan kişilerin tam puan aldıkları ortaya çıkmıştır. Bu sebeple kamuoyunda soruların çalındığı yönünde kuvvetli şüpheler oluşmuş, toplumun huzuru olumsuz yönde etkilenmiştir.

 “Aradaki fark şüpheleri daha da artırmaktadır”

Eğitim Bilimleri testinde 120 soruda 120 doğru yapan 350 kişinin 2009 KPSS puanları incelendiğinde aradaki fark şüpheleri daha da artırmaktadır. 2009 yılı KPSS sınavına girenler arasından hiç tam puan alan olmamasına karşın, bu yılki sınavdan 350 kişinin tam puan alması hayatın olağan akışına aykırıdır. İnternette T.C. kimlik numaraları üzerinden verilen bazı sonuç belgeleri incelendiğinde, aynı adayın Eğitim Bilimleri alanında 2008 yılı sınavında 27 net, 2009 yılı sınavında 44,5 net yapması, 2010 yılı sınavında ise 120 net yaparak soruların tümünü doğru cevaplaması, dört çiftin aynı anda 120 netinin olması, Eğitim Bilimlerinde başarı gösteren adayların çoğunun Genel Yetenek-Genel Kültür sorularında orta düzeyde başarı göstermeleri, tesadüflerle açıklanamayacak türden olağan dışı olaylardır.

 “Atama hukuka aykırıdır”

Yine 2005 yılından bu zamana kadar Biyoloji branşından öğretmen görevlendirme ve atamalarında en düşük taban puan 85,423 tür. Taban puanı Milli Eğitim Bakanlığı belirlemesine rağmen Yahya Erdoğanlı’da taban puan uygulaması yapılmamıştır. Yahya Erdoğanlı’nın puanı Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen alım ilanlarında başvurular için ilan ettiği taban puandan çok düşük olduğu için başvuru dahi yapamayacakken şaibeli bir şekilde Van Mizancı Murat Lisesi’ne Biyoloji branşında sözleşmeli öğretmen olarak 09.04.2007 tarihinde atanması sağlanmıştır.Yahya Erdoğanlı atandığı tarih de dâhil hiçbir KPSS sınavından Biyoloji Öğretmeni olarak atanmaya yeter puan alamamıştır. 657 sayılı yasanın 4/B kapsamında yapılan tüm öğretmen görevlendirmelerinde KPSS10 puan üstünlüğü aranmasına rağmen Yahya Erdoğanlı, Van Mizancı Murat Lisesi’ne Biyoloji branşında sözleşmeli öğretmen olarak 09.04.2007 tarihinde atanması hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

 “Haksız atama yapılmıştır”

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik çok iyi bildiği üzere; 2005/78 ve 2006/58 sayılı Genelgeler ile KPSS10 puanına göre atamaların yapılacağı düzenlenmiştir. 2007 yılı içerisinde de “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar” ile KPSS puanına göre atama yapılacağı bir kez daha belirlenmiştir. Anılan genelgeler uyarınca bakanlık bünyesinde alınacak olan 4/B statülü personelin alımlarında KPSS sınavından alınan puan esas olmasına karşın Eski Bakan inisiyatif kullanarak, KPSS sınavından alınan puan esasına bakmadan 4/B’li personel olarak Yahya Erdoğanlı’nın atamasını yapmıştır. Bu haksız atama ne hukuk nede ahlak kuralları ile bağdaşmaktadır.

 “Suç Duyurusunda Bulunduk”

ÖSYM Başkanı Yarımağan’ın, KPSS ile ilgili böyle bir şeyin asla olamayacağı yönünde, “peşin hükümlü” açıklamalar yapmıştır. Bu nedenle ÖSYM’nin soruşturma ehliyeti kalmadığını düşündüğümüzden konuyu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e götürdük. Türk Eğitim Sen olarak İddiaların sağlıklı şekilde soruşturulmasını istiyoruz. Nitekim yaptığı net sayısı beklediğinden az gelen 3-5 kişi olmayıp, binlerce kişiden oluşmaktadır. Sınavda 10 çiftin 120 net yaptığı ortaya çıkmıştır. Bu soruların 3-4 tanesini şu anda uzmanlar tarafından tartışılmaktadır. Uzmanların bile doğruluğu konusunda hemfikir olmadığı soruların bulunduğu bir sınavda 120′de 120 yapmak tesadüfle açıklanamaz. O nedenle Ünal Yarımağan ve haksız öğretmen atamasında bulunan Hüseyin Çelik hakkında 23.08.2010 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk.”

Posted in Kültür ve SanatComments (0)

“561 bin memur kadrosu boşta”


Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan, ülkemizde 561 bin memur kadrosu olmasına rağmen milyonlarca gencin neden boşta olduğunu sorguladı. Devlet kadrolarının yüzde 25’inin boş olduğuna dikkat çeken bostan, “Devlet Personel Başkanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu’ndan derlenen verilere göre, 1980-2010 döneminde Türkiye nüfusu %62.2 oranında artarken,  bu dönem memur sayısındaki artış ise %92.7 olarak tespit edildi. 1980 yılında Türkiye’de 38 kişiye 1 memur, 1990 yılında 36,6 kişiye, 2000 yılında da 32 kişiye 1 memurun düştüğü belirlendi. Günümüzde ise 31,7 kişiye 1 memurun düştüğü hesaplandı. Bu bilgiler bazı basın-yayın organlarımızda “Türkiye’de Memur Patlaması”, “Türkiye’de Memur Enflasyonu Var” ve “Memur sayısı nüfustan fazla” şeklinde yorumlandı. Ancak gerçek böyle mi? Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkelerinin verileri göz önüne alındığında ülkemizde nüfusa düşen memur sayısı diğer ülkelere göre oldukça düşük, hatta yetersiz düzeydedir.

31,7 vatandaşa bir memur

2002 yılında kamu kurumlarında ki memur açığı 471.826 iken, boş kadro sayısı 2009 yılında üstelik nüfusun yükselmesine rağmen 561.179 ‘a yükselmiştir.  Vatandaşın, devletten kaliteli hizmet alması için kamuda istihdam edilen memur sayısının, ülkede ki nüfus artışı ile doğru orantılı olması gerekmektedir. Fakat 657 sayılı devlet memurları kanununun 4-A maddesine tabi olarak kadro karşılığı çalışan memur sayısı, Türkiye nüfusu artış gösterdikçe, azalmaktadır.  Ortalama 31,7 vatandaşa bir memurun düştüğü devlet dairelerinde, kamu hizmetleri aksamakta, memur ağır iş yükünün altında ezilmekte, vatandaşın işi ise haddinden fazla uzamaktadır. Bugün kamuda 300 bini aşkın taşeron firma elemanının en az 50 bini masa başında, yetkisi olmadığı halde memur gibi çalıştırılmaktadır” dedi.

 “Devlet kadrolarının %25’i boş”

Kamuya en az 400 bin memur istihdamının sağlanması gerektiğini ifade eden Hanefi Bostan, “Bugün itibariyle Devlette memur kadrolarının %25’i boştur. Toplam boş kadro sayısı 90 bin artışla 561 bine yükselmiştir. Ülkemizin en önemli tarım projesi GAP İdaresi’nin kadrolarının %78’i, Adli Tıp Kurumu’nun %63’ü, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun %57’si, AB Genel Sekreterliği’nin %77’si, Özel Çevre Koruma Kurumu’nun %56’sı, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün %60’ı, Maden Tetkik Arama Kurumu’nun kadrolarının %52’si boş tutulmaktadır. Diğer yandan Atatürk Araştırma Merkezi kadrolarının %67’si, Türk Tarihi Kurumu’nun %72’si, Türk Dil Kurumu’nun %66’sı ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı’nın kadrolarının da %62’si boştur. Milyonlarca gencimizin, KPSS sınavı ile devlet memuru olmak için çaba sarf ettiği bir dönemde, kamudaki bu açığın bir an önce kapatılması, kamuya en az 400 bin memur istihdamının sağlanması gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.

Posted in SiyasetComments (0)







Reklam
Rüya Tabirleri