Seçimlere az bir zaman kaldı. YSK’nın ilk şok kararı ile başlayan gerginlik, çatışmalara zemin hazırladı, dozu da giderek artıyor. Kanla başlayan seçim süreci, daha fazla kan akıtılarak devam ettiriliyor. Sonuca bakıyoruz; Sivil anlayışın dağdan indirme ile ilgili istem ve iradesi yine sınıfta kaldı
Eski anlayış duruma hâkim. ‘Canlısı lazım değil, ölüsünü indir’ mantığı devrede. Son 3 ayda 50’nin üzerinde PKK’linin cenazesi ailelere teslim edilmesi gerginlik her geçen gün artıyor.
Ortalık kimsenin içinden çıkamayacağı bir şekle dönüşebilir. Böyle olması halinde, kan dökülürken gerçekleşmiş bir seçimin içinden çıkıp, milletvekili olmanın hiçbir esprisi yoktur. MHP’den, CHP’ye, AK Parti’ye, HAS Partiye kadar, bütün partilerin adayları yaptıkları seçim propagandalarında Kürt sorununu siyasi malzeme olarak kullanıyor. Kürt sorununun çözümü için çaba sarf edeceğini söylüyor. Bunlar sadece söylem düzeyinde kalıyor. Önemli olan sorunlar can alıcı noktada iken, en azından çözümler konusunda bir çaba göstermek, bununla ilgili irade gösterebileceğini topluma hissettirmektir.
Demokrasiye ve sivil siyasete inanan siyasetçi için bundan daha iyi fırsat mı olur. Demokrasi ve sivil siyasete sahip çıkılmak isteniyorsa, seçime giderken buna gölge düşürmek isteyen, bunun için kan dökülen anlayışa karşı çıkılabilir. Bunun için BDP’li veya PKK’li olmaya gerek yok. Hatta onlarla birlikte hareket etmeye de gerek yok. Ortada demokrasiye ve sivil siyasete zarar veren bir durum, bir anlayış var. Bu anlayış hâkimiyetini sürdürürse, gideceğiniz o meclis koltuklarında da istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz.
Önerim; tüm siyasi partilerin, tüm sivil toplum örgütlerinin , tüm sivil inisiyatiflerinden ve kanaat önderlerinin bu sorunun çözümü için aynı masa etrafında toplanarak ortak çözüm bulmasıdır. Bu çözüm toplumun her kesimi tarafından kabul edilebilir ve içine sindirilebilir olmalıdır.
Yoksa bugünkü mevcut ortam, çatışmalar, operasyonlar, sivil itaatsizlik, yok tanklara üzerine çıkma gibi anlayışlar, sivil siyaset dönemine zarar vermeye devam eder
Siyasetçinin görevi; bulunduğu alanlarda, yaşadığı ülkede, ve yakın coğrafyada etrafında olan bitene duyarlılık göstermek, sahiplenmek, çözülmesi gereken sorunların gündemleşmesi için kamuoyu oluşturmaktır. Demokrasinin hayatın her alanında var olması, zarar görmemesi için yüksek düzeyde duyarlı olmak siyasetçinin vazgeçilmezi olmalıdır.
Demokrasiye, insan haklarının korunmasına inanmak duyarlı her bireyin görevleri arasında olmakla birlikte, bu noktada siyasetçinin duyarlılık, müdahalecilik anlamındaki görevi, bireylerin bu sınırlarının çok üstünde olmalıdır. Halk, onlara bu değerleri, kendi adlarına korunması için görev veriyor. Bu ülkede sivil siyasetin önünün kesildiği her dönemde , toplumun her kesiminin olduğu gibi, siyasetçiler de zarar görmüştür. Tarih bunun örnekleri ile doludur.
Uzun lafın kısası, herkes şapkasını önüne koyup, duyarlı şekilde bir kez daha düşünsün.



A. Savaş Akat
Bayram Şahin
Can Ataklı
Eyşan Çeliktaş
Fırat Aydınay
Gülsüm Kaymak