Arşiv | Güncel

4+4+4 Meclis’ten geçti

4+4+4 Meclis’ten geçti

Kamuoyunda 4+4+4 kesintili eğitim sistemi olarak bilinen ve zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifi 295 oyla kabul edildi.

 TBMM Genel Kurulu, TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Sadık Yakut Başkanlığı’nda saat: 14.00′de toplandı. Kamuoyunda 4+4+4 eğitim sistemi olarak bilinen ‘İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ilgili maddeleri görüşüldü. Temel kanun olarak iki bölümde görüşülen 27 maddelik kanun teklifinin önce 1. Bölümünü oluşturan 1-13, ardından da 2. Bölümü oluşturan 14-27′inci maddeleri görüşüldü. Yoğun tartışma ve gergin ortamda geçen görüşmeler 4 gün sürdü.

Teklifin 2 Bölüm maddeleri üzerinde yapılan görüşmeler sonrası TBMM Bakanvekili Sadık Yakut, 2. Bölümün maddelerinin oylamasına geçti. Yapılan oylamada, 295 kabul, 91 ret ve 1 çekimser olmak üzere 387 oy kullanıldı. Buna göre, teklif yasalaştı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer yapılan oylama sonra bir teşekkür konuşması yaptı.

Kabul edilen kanuna göre yeni değişiklikler ise şöyle;

8 YILLIK KESİNTİSİZ EĞİTİM TARİHE KARIŞTI

1997 yılında getirilen 8 yıllık kesintisiz eğitim tarihe karıştı. Eğitimi kademeli hale getiren ve 12 yıla çıkaran kesintili eğitim sistemi Genel Kurul’dan geçti. 4 günlük maratonun ardından yasalaşan teklif eğitim sistemini sil baştan yenileyecek

OKULA BAŞLAMA YAŞI 6′YA ÇEKİLDİ

İlk olarak okula başlama yaşı 7′den 6′ya indiriliyor. Böylelikle yeni dönemde okula başlayacak olan öğrencilerin sayısının 1.2 milyondan, 2 milyona çıkması bekleniyor

EĞİTİM KADEMELİ HALE GETİRİLDİ

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle 28 şubat’ın son izleri de silindi O dönemle özdeşleşen 8 yıllık kesintisiz eğitim ifadesi kaldırıldı Bunun yerine ilköğretim ve ortaöğretim ifadeleri getirildi. Eğitim sistemi 4′er yıllık olmak üzere kademeli olarak 12 yıla çıkartıldı

İLKÖĞRETİM İFADESİ KALDIRILDI

İlköğretim ifadesi gitti yerine ilkokul ve ortaokul geldi bir anlamda 28 şubat öncesine geri dönüldü Bu okullarında ayrı ayrı kurulması kararlaştırıldı

İMAM HATİP LİSELERİNİN ORTAOKUL KISMI OLUŞTURULDU

Yasalaşan teklifle çok tartışılan İmam Hatiplerin orta kısımının da açılmasına olanak sağlandı Bunun yanı sıra Kuran-ı Kerim ve HZ. Muhammed’in hayatının seçmeli ders olarak okutulması da kabul edildi

YENİ SİSTEMDE MESLEK LİSELERİ ÖZENDİRELECEK

Yasayla birlikte ara eleman açığının giderilmesi için meslek liseleri özendirilecek. Çocukların yeteneklerine göre mesleki okullara yönlendirilmeleri sağlanacak. Meslek liseleri her alanda desteklenerek 28 Şubat sürecinde kaybettiği öğrenci potansiyelini yeniden kazanması sağlanacak

KATSAYI DÜZENLEMESİ YASAL GÜVENCEYE KAVUŞTURULDU

2012-2013 eğitim yılında başlayacak yeni düzenleme ile YÖK’ün aldığı kat sayı kararı da yasal güvenceye kavuşturuldu

SİYASİLERİN İSİMLERİ ÜNİVERSİTELERE VERİLDİ

Yasayla birlikte, merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın adları 4 üniversiteye verildi

EĞİTİMDE ELEKTRONİK DÖNEME GEÇİLİYOR

Çok tartışılan fatih projesi kapsamında yapılacak alımlar da kamu ihale kanunu kapsamı dışına çıkartıldı Böylelikle 4 yılda alınacak olan 15 milyon tablet için bakanlık yerli üreticileri baz alan bir ihale sistemi ile alıma çıkacak Ancak bu alımlar yerli sermaye grupları arasında “rekabete uygun şekilde” yapılacak.

Posted in Güncel, Manşet, Siyaset0 Yorum

Nisan AyındaBelediye’ye Meteor mu Çarpacak?

Nisan AyındaBelediye’ye Meteor mu Çarpacak?

Son edindiğimiz Bilgilere göre Maltepe Belediyesine Nisan ayın da  iki Meteor çarpacağı söylendi.Daha önce 1 Gökcismi çarpmış Belediye yetkilileri kendilerini Kartal Adliyesinde bulmuşlardı.Bu sefer ki:Meteor çarpması sonucu ne olur şimdilik kestirmek zor!!

Posted in Asayiş, Güncel0 Yorum

Kentesel Dönüşüm Taslağı Mecliste

Kentesel Dönüşüm Taslağı Mecliste

Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Genel Başkan Yardımcısı Kadem EKŞİ,Kentsel Dönüşümle ve afet yasayla İlgili T.BMM.ye  Mimar ve Mühendisler Grubu olarak sunulan Öneri taslağı Kamuoyu ile paylaştı . M.M.G.’nin öneri taslağında şu maddeler yer alıyor:

Kentsel Dönüşüm Üzerine Yeniden Düşünürken!

Türkiye uzun zamandır yeni anayasa yapmak için uzlaşı arayışındadır. Bir türlü sağlanamayan uzlaşıdan dolayı son 10 yılımızı anayasa tartışmalarıyla geçirdik. Bugüne gelene kadar Osmanlıdan Cumhuriyete çeşitli çalışmalar yapıldı ve daha iyisi için arayışlar sürmektedir. Son 13 yılda önümüzdeki 30 yılda yıkıcı bir deprem olacak, hazırlanmalıyız tartışmalarıyla her Ağustos depreminin yıl dönümün de birkaç gün tartışarak geçirdik. Son Van depremi bir daha kapımızı çalana kadar bu konuda ciddi hiçbir tartışma yapılmadı, konu adeta bir medya malzemesi olarak gündemimizde bulundu.

Artık ciddi bir dönüm noktasına geldik konu depreme dayanıklı binalar yapmak değil önümüzdeki 100 yılın konut politikalarının ve 3 neslin yaşayacağı yaşama alanlarının imarını sağlayacak şehirlerimizi dönüştürmek eksenine oturmuş bulunmaktadır.

Kentsel dönüşüm anayasa yapmak kadar önemlidir. Sonuçları itibariyle en az anayasa kadar hayatımız etkiler, şehirler geçmiş bugün geleceğimizin yaşandığı, hayat alışverişimizde sürekli soluduğumuz hatıralımız ve hayallerimizin mekânıdır. Toplumun bütün kesimleri için yaşamsal bir alan olan mekân, mimari ve şehir bizi biz yapan ekonomiden siyasete, kültürden sanata kadar her etkinliğin yaşam alanıdır. Yaşadığımız altyapıdan trafik soruna, yeşil alanlardan tarihi mekânın korunmasına kadar bütün alanlar şehircilik politikalarının bir uzantısıdır. Şehre bir yaşam alanı olarak baktığımız zaman değerler üzerinden konuşuruz, yalnızca ekonomi üzerinden baktığımızda ranttan konuşuruz bu yapıp ettiğimiz her şeye sirayet eder. Şehirlerimizi “herkes için şehir anlayışı” ile 7 den 70’e bütün kuşakların bir biri ile buluştuğu, anlaştığı, kaynaştı, sevgi ve bilgilerini paylaştığı mekanlar olarak, insan ölçekli ve insan yüzlü olarak tasarlamalıyız.

“Afet riski altındaki alanları dönüştürülmesi” hakkındaki kanun bu kapsamda aceleye getirilmiş ve yeterince toplumda tartışılmamış bir yasadır. Yasa meclise sunulan haliyle bir arsa üretim yasası şeklin de görülmekte kentsel dönüşümün nasıl yapılacağı ve nasıl şehirler inşa edileceği ile ilgili hiçbir madde içermemektedir.

Nasıl bir şehirleşme sorusuna cevap aramadan oluşturulacak her türlü afet merkezli kanun yaklaşımı bizi çıkmaz bir sokağa getirecektir. En az anayasa çalışmaları üzerinde çalıştığımız kadar şehirleşme ve sorunları ve çözümleri üzerine konuşmalıyız. Bu konu oldubittiye getirilemeyecek ve bir bakanlığın sorumluluğuna bırakılamayacak kadar yaşamsaldır. Evet deprem yakın bir gerçek ancak üzerinde fazla çalışma yapılmadan ve tarafların katılımı sağlanmadan yapılacak şehirleşme, sorunları daha büyük sosyal deprem ve krizler davetiye çıkarabilir. Yarın geç olmadan bilimsel bir yöntemlerle bütün sosyal tarafların katılımıyla konuyu tartışmalıyız.

Türkiye de şehirleşmede altyapı, ulaşım, sosyal donatı alanları, bina kalitesi ve depremlerden dolayı ciddi şehirleşme sorunları yaşanmaktadır. Halkımızı daha sağlıklı, güvenli ve huzurlu şehirlerde yerleştirmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Büyük küçük birçok şehrimiz benzer sorunlarla karşı karşıyadır ve yaşam kalitesi her geçen gün düşmekte ve insanlarımız için şehirde hayat çekilmez hale gelmiştir. Deprem gerçeği de önümüzde durmaktadır. Bir yandan yaşlanmaya başlayan nüfusumuzun gerçeğini göz önüne alarak çocuk, özürlü ve yaşlıların şehrin imkânlarından yararlanmasını da sağlayacak şekilde daha huzurlu ve üretken, çevresi ve tarihi değerleriyle daha barışık şehirler inşa etmeliyiz.

Bunu yaparken halkımıza büyük ekonomik yükler getirmeyecek şekilde kentsel dönüşümü veya yeni şehirleşme alanları oluşturmayı sağlamalıyız. Ülkemizin sosyal barışını sağlayacak, ekonomimizi çalıştıracak, daha sağlıklı, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir şehircilik için deprem ve afet gerçeğini bir fırsata çevirmeliyiz. Bu konuda toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla yeni düzenlemeler yapılmalıdır. İnsanların yaşam alanlarıyla ilgili yapılacak değişimlere katılma hakkı sağlanmalıdır. Bunu yaparken kendi şehircilik mirasımız ve dünyanın geldiği şehircilik anlayışından yararlanmalıyız. Sosyolog, psikolog, şehir tarihçisi, kamu idarecisi, iktisatçı, mimar, mühendis ve şehir plancılarının katkılarıyla demokrasimizi yükseltecek, toplumsal uzlaşıyı sağlayacak şekilde şehirlerimiz tasarlamalıyız. Çevre, insan ve ekonominin iyi harmanlandığı bizi bugünden geleceğe taşıyacak daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehirler için birlikte çalışmalıyız.

TOKİ nin birbirini tekrar eden, mimari ve estetikten yoksun aynılaştırılmış binaları şehirlerimiz için bir yüz karasıdır. Bütün şehirlerimiz kimliksiz, birbirinin kopyası ve birbirini tekrar eden mekânlar oluşmaya başlamıştır. Toplum olarak adeta akıl tutulması yaşadığımız şehirlerimizi tekrar inşa ederken mimarimizi ve şehirciliğimizi tekrar ihya etmeliyiz. Şehirlerimizi gelecek nesillere daha nezih, daha estetik, daha az katlı, sosyal donatı alanları daha büyük ve erişilebilir, geniş yeşil alanların kent dokusu içinde yer aldığı, bulunduğu coğrafyanın sunduğu imkanların iyi kullanıldığı, fiziksel topografyaya saygılı mekânlara çevirmeliyiz.

Belediyeler bugün geldiği noktadan daha geriye getirilmemelidir. Demokrasimizin yerel ayağı olan belediyeciğimiz geliştirecek uygulamalar arttırılırken katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla şehirlinin karar süreçlerini katılımı sağlanmalıdır. Yıkıp daha iyi ve sağlamını yapacağız anlayışla insanların yaşadığı kültürel çevrenin inşasında merkezci ben bilirim anlayışından uzak durulmalıdır. Odalar, üniversiteler ve STK’ lardan daha fazla yararlanarak toplumu ve demokrasimizi oluşturan bütün kurumların süreçte daha işlevsel rol almasına imkan sağlanmalıdır.

“Önce insanlar şehirleri inşa eder, sonra şehirler de insanı inşa eder” gerçeğini aklımızdan çıkarmayarak hırsa ve tamaha şehirlerimizi teslim etmemeliyiz. Bilimsel, kültürel ve insani değerler üzerine medeniyet taşıyıcısı şehirleri inşa etmede bu yasal düzenlemeyi bütün kesimler olarak fırsata çevirmeliyiz.

 

Mimar ve Mühendisler Grubu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÂFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI

Mimar ve Mühendisler Grubu’nun Kanun Değerlendirmesi

 

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Yasa adından da anlaşılacağı gibi ana felsefesini “afet” ve “dönüşüm” kavramlarına dayandırmaktadır. Yasa koyucu toplumda son yaşanan Van depremi ve son büyük deprem olan 17 ağustos 1999 depreminin hatırlattıklarıyla beraber sağlıksız yapı stokunun meydan getirdiği yaşanılan mekânların güvensizliği üzerinden kendisini ifade etmeye ve yasa için gerekli hukuki altlık oluşturmayı öngörmektedir. Kentsel dönüşümün yapılması için gerekli olan arazinin temini ve bu temim için gerekli bütün işlemler tanımlanmaktadır. Deprem eksenli olarak riskli alanlardan ve bu araziler üzerindeki riskli yapılardan bahis etmektedir.

Yeni şehirlerimizi kuracağımız rezerv alanlarda ve dönüştürülecek mevcut arazilerde İstanbul da yapıldığı gibi “mikro bölgelendirme” çalışmasını yapmalıyız. Kapsamlı Afet Yönetim Sistemin bileşenleri olan, sel, heyelan ve yangınları da deprem için alınan önlemlerin içine koymalıyız. Kanunu bütüncül bir şehir yönetimi felsefesine oturtmalıyız.

Kanun metninin hiçbir bölümünde yapılacak kentsel tasarımı ile ilgili bir açıklama yoktur. Daha çok arsa üretmeye ve mülkiyetlerin tespitine yönelik bir anlayış görülmektedir. Mevcut olan yapı stokunun getirdiği sorunları yaşıyoruz yeni imar durumunda şehirli insana sağlanacak imkânlarla ilgili hiçbir madde yasada yoktur.

Yasanın tanımlar kısmında uygulamadan birinci derecede sorumlu makam olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ( Bakanlık) bulunmaktadır. Bakanlığın birinci derecede uygulama birimi olarak TOKİ görülmektedir. İşlerin yapımı aşamasında bakanlığa yardımcı birim olarak TOKİ nin yanında “İdare” den bahsedilmektedir. İdare olarak, Büyük şehir belediyeleri ve bağlı ilçe belediyeleri, diğer illerin belediyeleri ve il özel idareleri tanımlanmaktadır.

İKİNCİ BÖLÜM
Uygulama Hükümleri

Tesbit, taşınmaz devri ve tescil

Madde 3.1 riskli yapıların tespit işlemleri idarelere verilmektedir. İdarelerin teknik yetersizliği veya toplumdan gelecek tepkilerden dolayı yapamaması durumunda bakanlık bu yetkiyi TOKİ ye verebilmektedir. Verilen sürelerde tespitlerin yapılmaması durumunda bakanlı yine devreye girmektedir. Belediyeler bakanlığın bir alt birimi olarak vazife görmekte kamudan seçim yoluyla aldığı yetki elinden alınmış ve iradesiz hale getirilmiş bulunmaktadır. Belediyeler mahalli olarak konuya en yakın seçilmiş birimler olarak daha etkin bir görev içersinde bulunmalı ve yerel demokrasinin temel unsurları olarak yetkilendirilmelidir. Bu konuda kanun bakanlığı belediyelerin üzerinde otorite olarak göstermektedir.

Madde 3.2 de riski yapıların idarece tespitinden sonra hak sahiplerine bilgi verilmeden ve açıklama yapılmadan 15 gün gibi bir kısa sürede tapuya kaydı yapılmaktadır. Vatandaşın kendi mülkü hakkında bilgi sahibi olmasının önüne geçilmektedir. Bitmiş bir iş bilgi olarak verilmektedir. Risk tespitinden sonra vatandaş bilgilendirilmeli ve daha sonra kaydı tapuya yapılması sağlanmalıdır. Anayasal bir hak olan mülkiyetten kaynaklanan bireysel hakların kullanılmasında vatandaşın mağdur edilmemesi sağlanmalıdır.

Madde 3.3, 3.4 ve 3.5  lerde özellikle büyük şehirlerde arsa üretiminin önünde engel olan askeriyeye veya diğer kamu kurumlarına ait araziler ilgili kurumlar ve maliye bakanlığınca bakanlığın tahsisine açılmaktadır. Bu alanlar yeni yerleşim alanları veya rezerv alan olarak değerlenmesi sağlanacaktır. Şehirlerin merkezinde veya hemen yanından olan bu geniş arazilerin yoğun yapılaşmayı azaltmada ve yeni kamuya açık sosyal donatı alanı olarak açılması uygun olacaktır. Bu şehir için önemli arazilerin 3. Şahıslara gelir temini için satılmasının önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Şehirdeki üretilen yeni arazilerin kamunun kullanımına açık yaşam alanları üretiminde kullanılması konusunda hassasiyet gösterilmeli, nerede is yok seviyesine gelen sosyal donatı alanları, şehir içi yeşil alanlar ve kent parkları oluşturmada imkâna çevrilmelidir.

Madde 3.6 de meralar, yazlık ve kışlaklar bulundukları bölgelerde havyacılığımız için önemli ekonomik ve sosyal yaşam alanlarıdır. Bunların arazi üretiminde kullanılmasın da özel hassasiyet gösterilmesi gerekir. Bu araziler yoğun kent yapılaşmasını rahatlatmak ve her vatandaşımızın hakkı olan daha az katlı ve bahçeli evlerde yaşaması için arsa üretiminde değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Vatandaşımız hiç hak etmediği yoğunlukta ve kimliksiz şehirlerde yaşamak zorunda değildir. Bu konuda bölgenin topografya, iklim ve yerel malzemesini önceleyen yeni-klasik mimari anlayışla kimlikli şehirler geliştirmede üretilen araziler kullanılmalıdır. Kesinlikle gelir arttırıcı bir anlayışla kamuya ait bu araziler soysal dokumuzu da bozacak bir yapılaşmaya açılmamalıdır.

Madde 3.7 de riskli alanlarda olan ancak sağlam olan binaların uygulama bütünlüğü açısından kanun hükmine alınmasından bahsedilmektedir. Bu binaların çoğu 1999 depremi sonucu yapılan ve büyük kısmı da vatandaşın kredi yoluyla aldığı konutlardan oluşmaktadır. Uygulama bütünlüğü açısından bunların değerlendirmesi durumunda vatandaşın içine düşeceği mağduriyet devlet tarafından nasıl karşılanacaktır? Zaten ciddi bir kredi yükü altında konut sahibi olan vatandaşın bu kanununu uygulanmasından dolayı uğrayacağı ekonomik kayıplar nasıl karşılanacaktır. Bunlar konusunda kanunda belirsizlikler bulunmaktadır.

Madde 3 de arazi temini ve şehir inşası sırasında tarihi, kültürel ve doğal çevrenin korunmasında uygulanacak yöntem ve gözetilecek kanunlarla ilgili atıflar yapılmamıştır. Türkiye’nin zenginliği olan bu değerlerin korunmasında, hızlı bir kentsel dönüşüm süreci geçireceğimiz yasanın uygulanmasında gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Özelikle uzun bir tarih dönemimde oluşmuş ve bulundukları şehirlerin kimlikleri olmuş şehir siluetlerinin korunması konusunda “bütüncül şehir silueti” anlayışı getirilerek geleceğe bu değerlerimiz taşınmalı, bugünün riskleri adına tarihi ve kültürel mirasımız kurban edilmemelidir. Bu büyük dönüşümden çevre, tarih ve kültürel dokuyla uyumlu yeni bir şehir anlayışı çıkarılmalıdır.

Tasarrufların kısıtlanması

Madde 4.1 de bakanlık ve ilgili idare riskli alanlarda proje ve uygulamalar süresince her türlü imar ve yapılaşmayı geçici olarak durdurur denmektedir. Geçici olan bu sürenin en fazla ne kadar olacağı tanımlanmamıştır. Bu yasanın çıkması durumunda hangi alanları riskli alan ve yapı olduğu belirsiz olacağından devam etmekte olan veya tasarlanan bütün inşaatlarda yapılaşma duracağından ekonomik hayatta ciddi bir belirsiz olacaktır. Hayatın devam ettiği gerçeğinden bakarsak alınacak bu karar ülke ekonomisine ciddi zara verecektir. Piyasalarda bir şekilde oluşmuş bütün fiyatlar da dalgalanmalara sebep olacaktır. 

Madde 4.3 de de riskli alanlarda ve yapılarda meydan gelecek elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetlerin verilmemesi veya ilgili kurumlarca durdurulması talep edilmektedir. Bu durumda büyük bir kargaşa çıkacaktır. Yapılacak işlerin bir tedrici yet içinde bilgilendirmeler ile yapılması gerekir. Vatandaşın yaşayacağı rezerv alanlardaki konutların teslimi veya kiraya çıkması sağlanmadan, hizmetleri alacağı mekânlar tahsis edilmeden yapılacak bu tür işlemler hayat kalitesini düşürecek, kaosa neden olacak ve hizmetleri veren idarelerle vatandaşı karşı karşıya getirecektir. Toplumsal barışımız sağlamakta güçlük çektiğimiz bu günlerde yeni çatışma alanları oluşturmamaya özen gösterilmelidir.

Tahliye ve yıktırma

Madde 5.1 ve 5.2 Riski yapılarda tahliye yapılması durumunda buralarda ikamet eden malik ve kiracılara veya gecekondu yaparak riskli yapıya sahip olanlara “kira yardım yapılabilir” denmektedir. Devletin kendi inisiyatifi ile yaptığı bir dönüşüm esnasında mağdur olan her vatandaşın kira yardımı devlet tarafından karşılanması sosyal devlet olmanın ve elinden ikamet hakkı alınan vatandaşın mağdur edilmemesi açısından “kira yardımı yapılacaktır” şeklinde olmalıdır.  Bu durum iş yeri ve konut için geçerli olmalıdır.

Madde 5.3.ve 5.4 de ifade edilen riskli yapının yıkılması için verilen en az 30 gün süre yetersiz bir süredir. Yıkım işlemlerinin vatandaşça yapılmaması durumunda idarece, idarede yapmazsa bakanlıkça yapılacağı belirtilmektedir. “Yıktırma işlemleri yapılmadan önce vatandaşa gerekli yer tahsis bilgisi bildirilecek, tahliye ve yıkım giderleri bakanlıkça ilgili bütçeden karşılanacaktır.” denmelidir. Vatandaşı gelecekle ilgili belirsizliğe sokmayacak şekilde işlemler sırasıyla yapılmalıdır. Kira yardımı veya rezerv alanlarda bedelsiz ikamet ettirilmesi bilgisi vatandaşa yıkımla ilgili bilgi verilmeden önce net olarak verilmelidir

Uygulama işlemleri

Madde 6.1 de binaların yıkılması durumunda arsa üretimi aşamasında her türlü mülkiyet hakları kaldırılarak muvafakat aranmaksızın tapu kayıtları yapılır denmektedir. Bu durumda tespit edilen tapu kayıtlarından vatandaşın bilgilendirileceği bir yazılım ortamı oluşturularak vatandaşın e-devlet kapısından ilgili kayıtlara erişime sağlanmalıdır. Vatandaşa en az 30 gün olacak şekilde itiraz hakkı verilmeli ve bundan sonra mevcut durum esas alınmalıdır. Yapılacak düzenlemelerde 3 de 2 çoğunluk şartı yeterlidir. Ancak yeni binaların üretiminde mümkün olan bütün yerlerde emsallerde artış yapmadan mümkünse konut olarak yapılan yerlerde emsaller düşürülerek daha yaygın, yatay ve sosyal donatı alanları arttırılmış bir şehirleşme yapılmalıdır. Kamudan tahsis edilecek arsalar ve meralar bu işlem için kullanılmalıdır. Kat karşılığı veya hâsılat karşılığı yapılacak imar düzenlemelerden, sosyal dokuyu bozacak veya kentsel yoğunluğu arttıracak uygulamalardan uzak durulmalıdır.  Yapılan konutlara vatandaşın katılımı sağlanabilir devlet faizsiz 20 yıla kadar kredi imkânı vatandaşa oluşturmalıdır. Bu süre içersinde vatandaşa konut mülkünün kullanım hakkı verilmelidir ve devletçe ipotek konulmalıdır. Vatandaşın daha önceden mülkü üzerine geçirmesi istemesi durumunun da konut maliyeti, tespit, tahliye, yıkım bedeli ve diğer sosyal donatı bedeli fiyata giydirilerek % 25 geçmeyen ilave bir bedel artışıyla vatandaşa peşin olarak istediği zaman satılabilir olmalıdır. Bu durumda isteyen vatandaşa evini kendi mülküne geçirebilecek ve yapım sürecinde finansmana katılımı sağlanmış olacaktır.

Madde 6. 2 de üzerinde bina olan mülk sahiplerinin 30 gün içinde  3 de 2 çoğunlukla anlaşması aranarak binalarda gerekli tahliye ve yıkım işlemleri yapılmalıdır bunun sağlanamaması durumunda bakanlıkça “acele kamulaştırma” yoluna gidilir  ve bu konuda TOKİ veya idare yetkilendirilir denmektedir. Yasanın uygulanmasının gerekçelerin “gönüllülük aranacaktır” ilkesine aykırı bir durum söz konusudur. Bu maddeyi kanun koyucu kafasında tasarladığı dönüşümü ister gönüllü ister gönülsüz olmak koşuluyla vatandaşlara dayatıyor anlamına gelir, bu demokratik, adil hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Bu uygulamada belli bir ada büyüklüğünde anlaşma sağlanamayan parselde uygulamanın bütünlüğü acısından acil kamulaştırma yapılabilir mantığı yürütülebilir. Bu oran % 10-15 gibi bir oran olarak ada büyüklüğüne oranlanarak belirlenebilir. Bu durumda vatandaşın mağdur olmayacağı bir kamulaştırma mümkün kılınabilir.

Madde 6.3 de anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya kiracılarına veya en az bir yıl ikamet edenlere “dönüşüm gelirlerinden kredi veya mülkiyet ve sınırlı aynî hak sağlayan ve usul ve esasları Bakanlıkça belirlenen konut sertifikası verilebilir.”  denmektedir.  Burada tanımlanan konut sertifikasından ne kast edildiği belirtilmemektedir ve kanunun hiçbir yerinde açıklama bulunmamaktadır. Yine ayın maddede dar gelirli ve gece kondu bölgelerinde yapılacak uygulamalardan dolayı borçlandırma yoluyla “kira yardımı yapılabilir” denmektedir. Hem maliklere veya kiracılarına veya dar gelirli gece kondu sahiplerine kira gelirleri devlet tarafından karşılanmalıdır veya bu kişilere rezerv alanlardan uygun bir yer geçici iskân için tahsis edilmelidir. Bu sosyal hukuk devleti olmanın gereği ve devletin yaptığı zorunlu kentsel dönüşümden mağdur olan halkın hukukunu korumadan dolayı doğan bir hakkıdır. Bu uygulamada halkın devlete olan güveni sağlanmalı, sürdürülebilir bir sosyal ve ekonomik kalkınma esası olarak alınmalıdır. Bu değişimi toplumsal barışımızın sağlanması için bir fırsata çevirmeliyiz.

Madde 6.4 de sosyal devlet olmanın gereği işletilerek bölgelere göre bina maliyetlerinin bir kısmını düşürme, sosyal donatı ve alt yapı giderlerinin devletçe karşılanması ilkesi benimsenmiştir. Uygulamada adaleti tesis etme açısından doğru bir yaklaşımdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Dönüşüm Gelirleri ve Diğer Hükümler

Madde 7 de kanun amaçlarını gerçekleştirmek için dönüşüm gelirlerinin sağlanacağı kalemlerle ilgili bilgiler verilmektedir. Buradan anladığımız işin başlangıcında ciddi bir gelir imkânı bakanlığın uygulamaları için sağlanacaktır.

İhale usulü

Madde 8.1 de uygulamada işlerin yapılması için 4734 sayılı kanunu uygulanacaktır. 21.b maddesine göre yürütülecek yapım ihaleleri davet usulü belli firmalar arasında yapılacaktır anlamına gelmektedir. Türkiye de büyük bir ekonomi oluşturacak kentsel dönüşüme daha çok firmanın katkı yapması için firma yeterlilikleri tekrar düzenlenerek şeffaf ancak hızlı bir ihale usulü bu kanunu yürütmek acısından düzenlenmelidir. Üretilen toplumsal ekonomik değerin daha adil ve sürdürülebilir kılınması için ihalelerin şeffaf ve izlenebilir olması sağlanmalıdır.

Madde 8. 3 de riskli yapıların tespit, tahliye ve yıkılmalarında vatandaşın direnç göstermesinin suç olacağı belirtilmekte ve 5237 sayılı kanunu atıf yapılmaktadır. İşlerin yürütülmesi sırasında işin suç üreten bir mekanizmaya dönüşmemesi gerekir. Vatandaşın mülkiyeti üzerinde yapılacak değerlendirmelerde bilgi hakkına saygı gösterilmelidir. İşin bitiminde mülk sahiplerinin nereden ve nasıl mülk sahibi olacağı kesinlikle işin başında belirtilmelidir. Belirsiz bir yerden yer verilmesi büyük huzursuzluklara kapı açabilir. İş önce proje hakkında bilgilendirme, sonra nerede iskân edileceği yer nasıl olacak, rezerv alandan faydalanma veya kira ödeme miktarı belirtilmeli ve kentsel dönüşüm yapılan yerlerde hak sahiplerine mülklerinin ne zaman teslim edileceği konusunda bilgiler her projede önceden verilmelidir. Bunun yapılması durumunda halkın gönüllü katılım sağlanmış ve gereksiz tartışma ve çatışmaların önü kesilmiş olur. Bu dönüşümde halkın güvenlik kuvvetleriyle karşı karşıya gelmemesi için bakanlık ve idare gerekli hassasiyeti göstermelidir.

 

 

SONUÇ:

Ülkemizin şehirleşme problemlerini çözmede yeni kanun çalışmalarını bir fırsata çevirmeliyiz. Halka ilave ciddi bir yük geçirmeden şu anda bir adreste mukim olan herkes için sürdürülebilir bir yaşam anlayışı ile işi yürütmeliyiz. Evi olsun olmasın, kiracı veya gece kondu sahibi bütün vatandaşlarımız mağdur etmeden ve onları potansiyel bir suçlu durumuna getirmeden şehirlerimizi dönüştürmeliyiz. Kamuoyunun desteğini almadan bir oldubittiye getirilecek her türlü faaliyet akamete uğraya mahkûmdur. Bu işlerin yürütülmesinde belediyelerimizin ve diğer ilgili kurumların işin içinde sahibi gibi çalışması sağlanmalı ve toplumsal barışımızı sağlayacak bir kentsel dönüşüm oluşturulmalıdır. Dönüşüm gönüllü olarak insanların bulunduğu mekânda sağlanmalıdır. Kamuoyunun desteği ve güveni alınmadan sağlıklı yürütülecek bir çalışma yoktur. Dolayısıyla yürütülen çalışmaların tekrar gözden geçirilmesi uygun olacaktır.

 

Mimar ve Mühendisler Grubu

Posted in Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum

HOŞÇAKALIN…

 Keyifle yaptığım günübirlik bir şehir dışı yolculuğunun ve taşkın bir neşeyle katıldığım yakın dostumun düğün töreninin ardından, bitap düşmüştüm. Kocaman cüssesi ile üzerime çöreklenen yorgunluk, Elektronik İletişim Çağı’nın asri ritüeline katılmama engel olamadı… Mukaddes bilgisayarımın ekranına yapışıp, adına “elektronik posta” denen totemlerime bakmaya koyuldum…

Uzun zamandır göremediğim ve yokluğuna çok sinirlendiğim bir hocamın, bende derin hüzün yaratan aşağıdaki metni ile karşılaştım.

 

Pek sık göremesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim değerli öğrencim. Kıymetli dostum…

 

Seninle çok şey tartıştık, çok şey paylaştık…

Sen; aklın, adaletin ve şerefin rafa kaldırıldığı; kötülüğün ve aptallığın ödüllendirildiği bir çağda doğmuş olmanın şansızlığından yakınırdın hep. Bulutlanan gözbebeklerinin ardından benim umutla ışıldayan gözlerime; çaresizce, öfkeyle ve şaşkınlıkla bakardın…

Nasıl karamsar olabilirdim ki…

Yirminci yüzyıla birtakım umutlarla girmiştik…

1923 Devrimi’nin tüm dünyayı şaşırtan görkemi, kuşkusuz ki umudumuzu perçinliyordu.

Aydınlanmanın evrenselleştiği bir yüzyıl bekliyorduk. Bu yüzyılın ilk yıllarında her ne kadar gelişmiş Batı uygarlığına boyun eğen bir ülke olsak da biz de bir tarafından bu yüzyılın içinde olmaya, çağdaşlaşmaya gönül vermiştik. Biz de kendi ayaklarımızın üzerinde duracak ve özerkliğimizi her daim koruyacaktık.

Kimse kimsenin üzerinde tahakküm kuramayacaktı. Her yurttaş kendi yaşamının efendisi olacaktı. Hurafelerle değil bilim ile çıkacaktık yola. Farklı etnik ve/veya dinsel topluluklardan olmamız, bizim bir bütün olarak Türk toplumunu oluşturmamıza engel olmayacaktı. Çünkü bizler, kültürlere ve topluluklara değil sadece bireylere haklar ve görevler veren bir modelle, Cumhuriyetle yönetiliyorduk…

Doğayı teknoloji aracılığıyla dönüştürecektik. Büyük elektrik santralleri kuracak, madenleri işletecek ve zengin mutlu bir ulusu kuracaktık. Devlet eliyle kalkınacak, hepimizde bu kalkınmadan kendimize düşen refahı alacaktık. Bir taraftan Batı ulusları gibi kendi özerkliğimizi kazanacaktık ama bir taraftan da Batı uluslarının emperyalist niteliklerini dünya âleme gösterecek ve onları kınayacaktık. Sadece sömürgeler değil, sömürenler de bizden etkilenecekti. Biz bir model ülke olacaktık…

Şimdi yirmi birinci yüzyıl, ilk on yılını tamamlarken, yukarıdaki emellerimizin nasıl da uçup gittiğini kanıtlayarak bakıyor bize. Şüphesiz biz bir model toplum oluşturamadık… Kesinlikle yanılgılarımız, doğrularımızdan çok daha fazla çıktı. Kuşku yok ki doğrudan çok yanlış yaptık… Ve en sonunda yenildik…

Eskiden şaşkınlıkla izlediğin ve aptalca umuduna çoğu kez öfkelendiğin o sakin adamın, şimdi nasıl ıstırap çektiğini, karşında ne denli utandığını bilemezsin. Hoşça kal…

 

Gönlü yara bere içindeydi sevgili hocamın… Her cümlesi katılasıya ağlıyordu sanki… Yorulmayan, usanmayan, onca dalkavuk arasında sözünü eğip bükmeden söyleyen ve bana mütemadiyen ışıldayan gözlerle bakan o cevval adam, nasıl olur da böylesine küstahça bir umutsuzluğa terk edebilirdi kendini… Şuurunu yitirmişçesine ve acıyla savrulan o olgunluk timsalini derhal pataklamalıydım.

 

Değerli Hocam,

Gözümün dilini bilen, sormadan dinleyen, söylemeden anlayan hilafsız insan!

Önce, güçlü bir ağaç gibi fark ettirmeden ve derinden köklendiniz hayatımda. Yorgun düştüğümde, gövdenize yaslanıp gölgenizde serinledim. Aşk için erkendi bence, barış henüz uzak… “Güçlüsün” derdiniz bana. Müşfik dallarınızla kucaklardınız her defasında…

Bahar öyle kolay gelmezdi aslında bilirdiniz. Yanlış baharlarda az mı ayaz yediniz…

Ama pişman olmadınız hiç… 

Kaç kez ayaz vurmuş dallarınızda filizleriniz söndü.

Ama uslanmadınız hiç…

Acıları birlikte göğüsleyebilen insanlarla dolu bir ülke hayal etmiştik hep. Şimdi görüyorum ki bu amansız parkurun zorluklarına, benimle birlikte omuz veremeyeceksiniz. Karanlığını boğmaya azmettiğiniz ülke, karanlığına boğacak sizi. Ve “üç kuruşluk” dediğiniz adamların cenderesinde, un ufak olmayı bekleyeceksiniz.

 

Göz nuruyla biriktirdiği umut mirasını, bir çırpıda tüketen cömert kumarbaz… Asıl siz hoşça kalın…

Posted in Güncel0 Yorum

AYEDAŞ’DAN MÜŞTERİLERE BİR KOLAYLIK DAHA

AYEDAŞ’DAN MÜŞTERİLERE BİR KOLAYLIK DAHA

İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. (AYEDAŞ) olarak, internet üzerinden kredi kartı ile tahsilât uygulamasını başlatmış bulunmaktayız.

         Bu yeni uygulamamız ile birlikte Müşterilerimize; Şirketimiz web sayfası www.ayedas.gov.tr adresinden, elektrik fatura bedellerini kredi kartı ile tek çekim ya da taksit yaparak ödeyebilme imkânı sağlanmıştır.

         Türkiye’de ilk kez 12.03.2012 tarihi itibariyle Şirketimizce hayata geçirilen ‘Kredi kartı ile internet üzerinden elektrik faturası tahsilâtı’ uygulamamızdan Ziraat Bankası kredi kartı sahibi Müşterilerimiz yararlanabilmektedir. Diğer bankalardan kredi kartı sahibi Müşterilerimizin de bu uygulamamızdan yararlanabilmesi için tüm Bankalar ile görüşmelerimiz devam etmekte olup en kısa sürede sonuçlandırılacaktır.

         Müşterilerimiz aynı zamanda; 161 adet veznemiz ile anlaşmalı olduğumuz bankaların veznelerine faturalarını ödeyebilmekte olup ayrıca bu bankalara otomatik ödeme talimatı vererek ya da bankaların internet sitelerinden de faturalarını ödeme imkânına sahiptirler.

Posted in Ekonomi, Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum

BAŞKAN VERECEK Mİ?

BAŞKAN VERECEK Mİ?

Bir Hafta Önce Gazetemiz de ve İnternet sitemizde yayınladığımız  haberden sonra Ödülü veren Gazete Belediye Başkanına verdiği ödülü geri istedi. Maltepede yayın yayın yapan Son Gün Gazetesi Aşağıda açıkladığı gerekçeyle Ödülü geri vermesini istedi.Son Gün Gazetesi İnternet Sitesinden duyurduğu Haberde şunları söylüyor.Haberi Tüm Detaylarıyla veriyoruz.

BAŞKAN ALDIĞIN ÖDÜLÜ AÇIKLA, ÇEKİNME…
Hem slogan yaptı, hem de Maltepe İlçesi’ne adını koydu.. Herşeyden önemlisi kendini “ALTIN ADAM” olarak da lanse ettirdi. Seçim kampanyasında o güne kadar kullandığı titirler bu ünvan karşısında geride kaldı…
12 Mart 2012 – 00:08:32

GAZETEMİZLE GURUR DUYUYORUZ!
Çeyrek Asırlık gazetemiz, el emeği, göznuru ile her konuyu ince eleyip sık dokuyarak haberleri her zaman bölgede saygınlığını korumuş okuyucusunun da gurur kaynağı olmuştur.
 

Gazetemizin kuruluş yıldönümü münasebetiyle her yıl geleneksel hale getirdiğimiz on dalda “ALTIN ADAMLAR” ödül gecesi düzenliyor. Bu gecede; bölgemize ivme kazandıran, halkın sevgisini ve güvenini mashar olan değerli kişilere halk adına hakeden kişi, kurum ve kuruluşları jürimiz tarafından layık görülenler, “ALTIN ADAMLAR” ödülü ile ödüllendirdik. Gazetemiz tarafından ödül alan ve alamayan kişiler, Songün Gazetesi’nin tarafsızlığından ve güvenirliliğinden şüphe duymamışlardır. Her şeyden önemlisi yılların birikimine sahip bu yayının adını zikretmekten gurur duymuşladır.
 

BAŞKAN UTANIYORSAN VER!
2009 Yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Maltepe’den Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Mustafa Zengin’de, gazetemizden aldığı bu “ALTIN ADAMLAR” ödülüyle seçim kampanyasını yürüttü.
 

22 Şubat 1999 tarihinde Süreyyapaşa Göğüs Hastanesine Başhekim olarak atandı. Kısa zamanda çiftlik evinden, modern eğitim hastanesine dönüştürülerek, damar hastalıkları ve açık kalp ameliyatları alanında İstanbul’da bir refarans hastanesi haline getirdi. Bu hastaneden dışarı giden 2.6 trilyonu geri döndürerek SSK’daki “Kara deliği” onaran ve yapıcı çalışmalarından dolayı 2002 yılında “ALTIN ADAMLAR” ödülü kendisine verilmişti.
 

2009′da bu ödülü hem slogan hem de adını başına “ALTIN ADAM Prof. Dr. Mustafa Zengin” titrini kullandı. Ne var ki, bugün profesörlükten daha çok kullandığı “Altın Adam” titrini nerden, niçin ve kimden aldığını söylemekten hep kaçındı ve hala da kaçınıyor. Başkan Zengin, ödülü nereden ve kimden aldığınızı açıklamaktan utanıyorsanız biz de utanıyoruz…
 

ÖYLEYSE BİZ UTANIYORUZ?
10 yıl önce gazetemiz tarafından verilen bu ödülün sahibi Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin’in belediye başkanlığı dönemindeki icraatlarının bazılarına şöyle bir hatırlayalım…
 

3 Yıllık başkanlık hayatında verdiği seçim vaadlerinin hiçbirini yerine getiremedi.
 

Maltepe’de onuruyla oynamadığı kimse kalmadığı iddia edilirken, belediyede çalışanların neredeyse iki ayda bir yerini ve makamını değiştirerek sürgüne gönderildiği de gündemden düşmüyor.
 

Sosyal Belediyecilik yerine psikolojik belediyecilik uyguladığı iddialar arasında.
 

Görevi kötüye kullanmak, ihaleye fesat karıştırmak iddialarıyla Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 ile 12 yıl arasında yargılanıyor.
Sit ve yeşil alanına Mavi Tenis Spor Kulübü’ne inşaat yaptırmak gibi iddialar da yer alıyor.
 

Bir TV’nin haber programına konuk olan Başkan Zengin’e, Gökhan Taşkın, “Size neden altın adam diyorlar” sorusunu cevapsız bırakarak konuyu değiştirdi. Bugüne kadar bu ödülü alan kişiler gazetemizin adını bahsetmekten utanmadılar.
 

Sayın başkandan, bizde sıraladığımız bu nedenlerden dolayı kendisine verdiğimiz “ALTIN ADAMLAR” ödülünü kamuoyundan özür diliyerek istiyoruz…

Posted in Güncel1 Yorum

ALTIN ADAM GERÇEĞİNİ AÇIKLIYORUZ

ALTIN ADAM GERÇEĞİNİ AÇIKLIYORUZ

Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin’i Kamuoyu  Altın Adam Ödüllü bir bürokrat olarak tanıdı. Fakat Mustafa Zengin’in Altın Adam Ödülünü nerden ve  nasıl aldığını kamuoyu bilmiyor. Meğerse Mustafa Zengin’e  Altın Adam Ödülü Akademik kariyerindeki başarılarından ötürü Tıp çevrelerince verilmiş bir ödül olmadığı ortaya çıktı.  Mustafa Zengin’e adeta bir Marka gibi yapışan “YILIN ALTIN ADAM ÖDÜLÜ” nü Kamuoyu Doktorluk mesleğindeki başarısından  dolayı aldığını sanırken Meğerse  Bir yerel Gazetenin Kuruluş Yıldönümünde tertiplenen bir gecede  aldığı ortaya çıktı. Senfoni Orkestrası  operasyonundan  bir gece önce Flaş Tv’ de Haber Programına  çıkan Zengin Gökhan Taşkın’ın konuğu olduğu program da  Başkan Zengin’e Gökhan Taşkın” Size Neden Altın Adam diyorlar”  sorusunu sorması üzerine Zengin kendisine yöneltilen soruyu  cevaplamadan geçiştirmişti. Mustafa Zengin Bu ödülü Meğerse    Bir Yerel Gazetenin gecesinde almış. Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin’e Tıp çevrelerince verildiği sanılan Altın Adam Ödülün  meğerse  Maltepe de yayın yapan bir gazetenin gecesinde aldığı ortaya çıktı.Zaman zaman Bir çok gazete kuruluş yıldönümlerinde bu tür programlar tertipler ve o Bölgede ki:iş adamlarına Bürokratlara ödüller veririler bu ödül de onlardan birisi çıktı.Amacımız kesinlikle Gazeteyi veya Mustafa Zengin’i küçük düşürmek   değil. sadece kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla yazdığımızı da kamuoyu ile paylaşmak isterim.

Posted in Güncel0 Yorum

CHP İLÇE BAŞKAN ADAYI TANITIMI GERGİN  GEÇTİ

CHP İLÇE BAŞKAN ADAYI TANITIMI GERGİN GEÇTİ

Maltepe’de 18 Mart’da yapılacak olan İlçe Başkan Adaylığı tanıtımında gergin dakikalar.Mevcut İlçe Başkanı Dr.M.Haluk Özsaraç’ın İlçe Merkezinde yapmış olduğu Adaylık tanıtımı gergin geçti.Salona giriş de bazı Partililerce alkışlanarak giren Dr.Özsaraç Konuşmalarından sonra Bazı mahallelerde delege seçimlerinde haksızlıklar yapıldığı soruları üzerine suçlamalar Baaşlayınca bazı partililer birbirlerine yüksek sesle bağırmaya çağırmaya başladı,Bunun üzerine daha fazla ortalık gerilmesin diye soruların tamamını almadan salondan ayrıldı.Dr.Özsaraç Salona geldiğinde  Partililere hitaben bir konuşma yatı.Özsaraç konuşmasına şöyle başladı.


CUMHURİYET HALK PARTİLİ OLMAK DEMEK ; DEVRİMCİ OLMAK DEMEKTİR,DEĞİŞİME CESARET EDEBİLMEK VE DEĞİŞTİREBİLMEK DEMEKTİR.
Türkiye’nin özgürleşme ve demokratikleşme yolunda ÜÇ BÜYÜK DÖNÜŞÜM’ de CHP nin imzası vardır.
Cumhuriyeti kurmuş, egemenliği halka vermiş .
Çok partili yaşama geçilmesini, iktidarın demokratik yollardan el değiştirmesini sağlamış.
Sosyal demokrasi tartışmalarını Türkiye gündemine sokmuştur.
Bu DEVRİMCİ TARİHİN MİRASÇISI olarak dördüncü büyük dönüşümünü gerçekleştirecektir.

CHP iktidarında TÜRKİYE’DE ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ  kurulacaktır.

Genel Başkanımız Kemal KILIÇDAROĞLU’ nun öncülüğünde; parti içi demokrasi kurulacak, Parti üyelerinin hukuku sonuna kadar korunacaktır. Türkiye’de bireysel özgürlüklerin ön planda olduğu demokrasi için mücadele edilecektir.


Maltepe Belediyesi CHP’li Maltepe’lilerin büyük özverili seçim çabalarıyla CHP’nin olmuştur. CHP’li Maltepe’liler  oylarıyla CHP’li Belediye Başkanını ve CHP’nin yerel Meclis Üyelerini seçerek göreve getirmişlerdir.

Maltepe Belediyesi CHP’li bir belediye olarak , “Maltepe halkına en dürüst, en iyi hizmeti vermesi” seçilenlerin birinci görevi ve borcudur.Biz verdiklerine inanıyoruz diyen Özsaraç şöyle devam etti.


CHP’li MALTEPE BELEDİYESİ ni Maltepe’ye, kamuoyuna  en iyi şekilde anlatmak, CHP’ye oy veren Maltepelilerin Belediye ile sorunlarında veya Belediyecilik çalışmalarında daha iyiyi, daha faydalıyı bulma çabalarında aracı olmak Maltepe CHP ilçe Başkanının ve Yönetim Kurulunun ana görevidir.
Önümüzdeki yıllarda yapılacak olan yerel veya genel seçimlerde CHP’nin oyunun artırmak, Maltepe Belediye’sinin CHP’li olarak kalması için çalışma yapmak öncelikle CHP Maltepe İlçe Yönetiminin ‘nin, CHP’li Maltepe Belediyesi’nin ve CHP’ye gönül veren Maltepelilerin görevidir.
CHP’li olmanın aramızdaki en güzel ortak özellik olduğunu , ön plana çıkararak, CHP’liler arasındaki dayanışmayı pekiştirmek, aramıza yeni kişileri katmaya çabalamak, hiçbir CHP’li hakkında kötü söz söylememek görevimiz olmalı.

Parti içi barışı en üst düzeyde tutarak, geçmişte CHP’ye emeği geçen tüm partilileri teşkilatımızın çatısısı altında birleştirmek, etkinliklerde yeralmalarını sağlamak ödevimiz olacaktır.Dedi.

HALUK ÖZSARAÇ KİMDİR? HALUK ÖZSARAÇ KENDİSİNİ ŞU ŞEKİLDE TANITTI.

Özgeçmiş: Doğum Yeri: İnegöl / Bursa  Doğum Tarihi:30.Ocak. 1954

 Ortaokul Lise: Bursa Erkek Lisesi  Üniversite :İ.Ü. İstanbul Tıp fakültesi 1977 İhtisas:  Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanlık İhtisası

Evli ve 2 Çocuk babası

“1977-1978 yıllarında Bursa / Karacabey SSK Sağlık Ocağında Pratisyen hekim olarak .30.04.1979 – 24.11.1984 Sağlık Bakanlığı İstanbul/Taksim Hastanesi ve Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Hastanelerinde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanlık İhtisası yaparken çalıştım.

Ocak1985 den 1987 Mart ayına kadar mecburi hizmetimi Erzurum Numune Hastanesi beyin cerrahi uzmanı olarak yaptım. Nisan 1987 – Haziran 1988 arası Askerlik hizmeti için  Ankara Etimesgut ve GATA Askeri Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi A.B.D. da yaptım. Mart 1990’da Sağlık bakanlığınca yapılan İstanbul/Kartal Eğitim ve Araştırma hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Şef Muavinliği imtihanını kazandım ve atandım. Emekli olduğum 01 Mart 2006 tarihine kadar. Kliniğimde Şef Muavini olarak görev yaptım.

Beyin Cerrahisi İhtisasıma başladıktan sonra yurtiçi sayısız Nöroşirurji, EEG-EMG ve Fizyoloji kongrelerine katıldım ve bilimsel mesleki bildiriler sundum. Omurga cerrahisinde “ Temporary Posterior Spinal Fixation System” bildirilerimle yenilik önerilerinde bulundum.   Birçok yurtdışı kongre ve Mesleki kurslara katıldım.  St.Louis University School of Medicine, St.Louis/USA, “Kafa Kaidesi Cerrahisi Kursu”. “Interdisiplinary congress on craniofascial and skullbase surgery”. Jerusalem/Israel. Avrupa Nöroşirurji Topluluğu’nun Zaragoza/İspanya, Selanik/Yunanistan kongrelerine katıldım.“

Kurucusu ve/veya üyesi olduğum dernekler;              

  MAKSEV Maltepe Eğitim, Kültür ve Spor Vakfı; Kurucusuyum. Halen meclis ve yönetim kurulu üyesiyim.İNEGÖL DAYANIŞMA DERNEĞİ  Beşçeşmeler Maltepe.Kurucusuyum. Halen derneğin başkanıyım. 100.Yıl Beşiktaşlılar Derneği Anadolu yakasındaki Beşiktaşlı taraftar derneği.Kurucusuyum. Halen yönetim kurulu üyesiyim.

  DEV Dünya Engelliler vakfı  Mütevelli heyetindeyim.

   TÜREV Türkiye Engelliler Vakfı       

   TND Türk Nöroşirurji Derneği ve İTO İstanbul Tabip Odası

  BJK Beşiktaş Jimnastik Kulübü

    **************************************************************

Maltepe CHP İlçe Yönetim kurulu üyesi olarak iki kere görev aldım. Halen  CHP İstanbul İl delegesiyim. Milletvekilliği ve Belediye başkan adayadaylığında başvurum oldu. Maltepe / Fındıklı Mahallesindeki (CHE) Cumhuriyet Halk Evi’nde 3 yıldır çalışmalara gönüllü olarak katılmaktayım.diye kendisini tanıtan Dr.M.Haluk öZSARAÇ  ortamın gerilmesinden sonra salondan ayrıldı.

 

 
 

 
 

Posted in Güncel, Siyaset0 Yorum

Belediye mi Yalan Bingöl mü Yalan söylüyor.

Belediye mi Yalan Bingöl mü Yalan söylüyor.

Maltepe Belediyesi senfoni Orkestrası duruşmasında 70 kişilik kadro bazen 90′a çıkıyır diyen Mehmet Bingöl neye dayanarak bu sayıyı verdi.Biz Bunun yalan beyan olduğunu iddia etmiyor kanıtını kamuoyuyla paylaşıyoruz.Maltepe Belediyesinin kendi internet sitesinde 63 kişilik Dev Kadro  diyerek verdiği haberi Noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşıyoruz.Maltepe Belediyesi İnternet sitesinde Evren Bingöl ile ilgili hiç bir Haber bırakılmadı hepsi Belediye Bilgi işlem tarafından silindiği görüldü.
“Maltepe Belediyesi Senfoni Orkestrası Açılış Konserinde Ay” Başlıklı haberi noktasına virgül’üne dokunmadan veriyoruz.
 

İstanbul’un altın ilçesi Maltepe, İstanbul’un kültür ilçesi olma yolundaki ilk adımı dün muhteşem bir konserle attı. Maltepe Belediyesi tarafından ilk defa kurulan senfoni orkestrası, söylediği birbirinden güzel eserlerle Maltepelilerle buluştu. Türkiye’de ilçe Belediyeleri arasında başka örneği bulunmayan orkestra, altmış üç kişilik dev kadrosuyla izleyenleri adeta büyüledi. Seyircinin isteği üzerine tekrar tekrar sahneye gelen tenorlar, davetliler tarafından ayakta alkışlandı. Özellikle birbirinden muhteşem eserlerin yer aldığı Anadolu ezgileri, seyircileri coşturdu.
 
63 kişilik dev orkestra
 
İDO iskelesinde ilk kez sahne alan Maltepe Belediyesi senfonik orkestrası’nın açılış konserinde, şef Naci Özgüç yönetimindeki ünlü tenorlar Şenol Talınlı, Ayhan Uştuk ve Aykut Çınar’a, altmış üç kişiden oluşan dev bir orkestra eşlik etti.
 
Maltepe Belediyesi Senfoni Orkestrasının ilk konserine Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin Ailesi ile birlikte katıldı. Başkan Zenginle birlikte Gazeteci-yazar Hıncal Uluç, Basın Konseyi başkanı ve Hürriyet gazetesi yazarı Oktay Ekşi, Maltepe Belediyesi Başkan Yardımcıları Dr. Fevzi Karaağaç, Dilek Çelik ve Nail Çiftçi, davetliler ve kalabalık bir seyirci topluluğu katıldı.
 
Anadolu Ezgileri Maltepe’den tüm yurda yayılacak
 
Konserden önce bir konuşma yapan Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, “Maltepe İlçesi kültürel ve sanatsal özelikleri olan bir yapı ve çalışma prensibiyle bir kültür ilçesi olma yönünde ilerliyor. Bu gece, Türkiye’de ilk defa bir ilçe Belediyesi tarafından kurulan Senfoni Orkestrasının konseri için bir arada bulunuyoruz. Orkestramızın söylediği Anadolu Ezgileri, Maltepe’mizden Adalara, oradan da tüm ülkeye yayılarak Anadolu insanımızın sesi olacak. Orkestramız, Eylül ayında tamamlamayı planladığımız Gülsuyu Kültür Merkezinde düzenli olarak konserlerine devam edecektir. Sizlerin huzurunda kendilerine teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum “ dedi.
 
Yoğun istek üzerine Tenorlar tekrar sahneye çıktı
 
Başkan Zengin’in açılış konuşmasının ardından Maltepe Belediyesi Senfoni Orkestrası, şef Naci Özgüç yönetiminde G.Bızet – Carmen Operası Uvertürü ile muhteşem bir açılış yaptı. Daha sonra  tenorlar Şenol Talınlı, Ayhan Uştuk ve Aykut Çınar sırasıyla, R.FALVO- Dicitencello Vuie E.DE,   Curtis-Tu Ca Nun Chiagne, Salvatore Cardillo-Core’ngrato, Ferit Tüzün- Esintiler 1.Bölüm, Tofik Guliev- Senede Galmaz Düzenleme: B.Hoinic, Ferit Tüzün- Esintiler 3.Bölüm, J.Strauss -Radetzky Marsch, A.Lara- Granada, E.Di Capua -O Sole Mio   Düzenleme:B. Hoinic, G. Puccini- Turandot Operasından “Nessun Dorma” eserlerini seslendirdiler.
 
Ayrıca tenorlar Anonim eserlerden Düzenlemesi Hasan N. Tura’ya ait “ İntizar, Ah Bir Ateş Ver ve Yeni Biteyi “ ile,  düzenlemesi Musa Göçmen’e ait “ Çökertme ” adlı eserleri başarıyla söyledi. Konserin sonunda şef Naci Özgüç ve tenorlar yoğun istek üzerine birkaç defa sahneye gelmek zorundan kaldı. Bazı eserleri tekrar söyleyen orkestra üyeleri ve tenorlar, projenin sahibi Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin başta olmak üzere davetliler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
 
Başkan sanatçıları kutlayarak plaket verdi
 
Türkiye’nin önde gelen yazarlarından Basın Konseyi başkanı ve Hürriyet gazetesi yazarı Oktay Ekşi ve Gazeteci- Yazar Hıncal Uluç, Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin ile birlikte gecenin sonunda sahneye gelerek sanatçıları kutlayıp çiçek takdim etti ve plaketler
Bu haber 2228 defa okundu.

Posted in Güncel0 Yorum

AKOM’DAN KAR UYARISI

AKOM’DAN KAR UYARISI

İstanbul’da yağışın akşam saatlerinden itibaren önce karla karışık yağmura, ardından da kara dönüşmesi bekleniyor.

 Yapılan tahminlere göre; Balkanlar üzerinden gelmesi beklenen soğuk ve yağışlı havanın etkisiyle, İstanbul’da yağışın akşam saatlerinden itibaren önce karla karışık yağmura (sulu kar), ardından da kara dönüşmesi bekleniyor. Kar yağışının Perşembe sabah saatlerine kadar devam etmesi beklenirken, bu gece ile Çarşamba öğle saatleri arasında kuvvetli yağacağı (kar kalınlığı: 5 ila 20 cm aralığında) tahmin ediliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) de Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiler doğrultusunda alarma geçti. Yapılan açıklamaya göre, Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı, Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı, İstanbul İtfaiyesi, İSKİ, İETT, İSFALT, Emniyet Müdürlüğü, İBB Trafik, Atık Yönetimi, İGDAŞ, Sosyal İdari İşler, Zabıta, Sağlık ve Sosyal Hizmetler, Ulaşım AŞ, Şehir Hatları, Beyaz Masa, Bedaş ve Karayolları temsilcileri saat 15.00′dan itibaren AKOM’da hazır bulunacaklar.

Karla mücadele ekipleri kritik noktalarda konuşlanarak olumsuzlara karşı kürüme ve tuzlama çalışmaları yapacak. 870 araç ve iş makinesi, 2 bin 406 personel ile karlı hava koşullarıyla mücadele edilecek. İlçe Belediye Başkanlıkları da gerekli tedbirleri almaları için bilgilendirildi. Vatandaşların kar lastiği kullanmaları, emniyet şeritlerini ihlal etmemeleri ulaşım ve çalışmaların daha hızlı yapılması açısından önem taşıyor.

TOPBAŞ’TAN KAR UYARISI

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, kentte bu geceden itibaren beklenen kar yağışı nedeniyle oluşacak trafiğe dikkat çekerek, yarın trafiğe çıkacakların toplu taşım araçlarını tercih etmelerini istedi.

Başkan Kadir Topbaş, İstanbul’da bu akşamdan itibaren beklenen kar yağışına ilişkin yapılan çalışmalarla ilgili AKOM’da basın toplantısı düzenledi. Kentte bu geceden itibaren tipi şeklinde kar yağışının beklendiğini anlatan Başkan Topbaş, “AKOM olarak, Büyükşehir Belediyesi olarak biz hazırlarımızı yaptık, bir problem yok. Yalnız şunu özellikle altını çizerek söylemek istiyorum; esasında belediyenin karla mücadelesi, trafik güvenliği için yapılan bir mücadeledir, toplu taşıma içindir diyebiliriz.

Özellikle biz yine trafiğe bireysel araçlarıyla çıkan sürücülerimizi uyarmak istiyoruz; kar lastiği mutlaka bulundursunlar. İnanıyorum ki gelecekte kış aylarında kar lastiği takma zorunlu hale gelecektir. Çünkü İstanbul’da trafikte yaşadığımız sıkıntıların temelinde lastik sorununun olduğunun altını çizmek istiyorum” diye konuştu.

870 araç ve 2 bin 406 personelle İstanbul’un her noktasında önlem aldıklarını an latan Başkan Kadir Topbaş, vatandaşlardan da karla mücadele çalışmalarına destek vermelerini istedi. Topbaş, “Biz karla mücadeleyi yapıyoruz ama vatandaşımızın katılımı, beraber olmaları, bu mücadelede yardımcı olmaları bizi başarıya götürebilir ve kentte bir kar kaosu yaşamayız. Geçmişte bunu başardık. Yine gelen yağışın cumaya kadar devam edeceğinden bahsediliyor. Bu doğrultuda bize destek olunursa, toplu taşıma araçları daha çok tercih edilirse, bireysel araçlarda mutlaka kar lastiği olması koşuluyla dışarı çıkılırsa sıkıntı yaşamayabiliriz” dedi.

Başkan Topbaş, yarın karla birlikte beklenen fırtına nedeniyle deniz ulaşımında aksamalar yaşanabileceğinin ve bunun da kara taşımacılığını yoğunlaştırabileceğini ifade ederek, “Bir iki gün daha dikkatli olmamız gerektiğinin altını çiziyorum. Bizim karla mücadelemiz esasında toplu taşım için ve trafik güvenliği için yaptığımız bir çalışmadır. Sadece belediyeleri görevli olarak görmemek gerekiyor. Vatandaşlarımızın da katılımı, bizimle birlikte olmaları başarıya götürür. İnşallah sıkıntısız, kazasız, belasız ve hayatımızı aksatmayacak, sekteye uğratmayacak bir dönemi geride bırakırız.”

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Topbaş, önceki kar yağışı sırasında yaşanan sıkıntıların hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:

“Bizim yaptığımız tespitlerde geçen günlerde yağan karları dikkate aldığımız zaman kar lastikli araçlar hiç problem yaşamadan, bizim mücadele etmemize gerek duymadan araç sürebilirlerdi. Karla mücadelemizi biz yaptık. Ama trafikte kalanlar ve sıkıntıyı yaşatanlar maalesef lastikleri müsait olmayan araçların getirdiği veya karlı havada araç sürücülüğünün deneyim sahibi olmayanlar tarafından yapıldığından dolayı. Yarın mesai saati var, okullar var. Bunun ben kentte problem olacağını düşünmüyorum.

Bu uyarılarımıza dikkat edilirse zaten hiçbir problem yaşanmaz. İstanbul’un her noktasında konuşlanmış ekibimiz 24 saat esaslı göre karla mücadeleyi yapmakta. Son karla mücadelemizde 3 bin kilometre toplamda ana ve ara arterlerde çalışma yaptık. Ara sokaklarda ilçe belediyeleri tarafından çalışma yapılmaktadır. Birçok gelişmiş ülkelerde, kentli kendi kapısının önündeki karla mücadeleyi yapmaktadır. Bizim de ilçelerde sadece belediyelere bırakmak değil, vatandaşlarımızın da yardımcı olması günlük yaşantımızı rahatlatır diye düşünüyorum.”

KAYNAK:İHA

Posted in Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum

CHP Kurultayı Gergin Başladı.Kemal Kılıçdaroğlu son Noktayı Koydu

CHP Kurultayı Gergin Başladı.Kemal Kılıçdaroğlu son Noktayı Koydu

CHP’nin 16. Olağanüstü Kurultayı Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda yapılıyor. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu büyük tezahürat eşliğinde salona girdi. Divan başkanlığı seçimi sırasında ise İsa Gök’ün “İtirazım var konuşma yapmak istiyorum” demesi üzerine salonda kısa süreli arbede yaşandı. Muhalifler yeterli imza olmadığı iddiasıyla noter çağırdı.CHP Tüzük kurultayında muhalifler ile Genel Merkez arasındaki kurultay gerginliğinde son noktayı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu koydu. Anadolu ateşi grubunun dans gösterinin ardından kürsüye gelerek, “Anadolu burada. Salonda çoğunluk var kurultayı açıyorum” diyen Kılıçdaroğlu, “toplantı yapılabilir mi” tartışmalarına da son noktayı bizzat kürsüden koydu.
CHP KURULTAYINDAN KARELER KURULTAY GENÇLİĞE HİTABE İLE AÇILDI
Kılıçdaroğlu’nun “Kurtuluş Savaşı şehitleri, devrim şehitleri ve tüm şehitler için” kurultay salonunu bir dakika saygı duruşuna davet etmesinin ardından saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. Böylece kurultay resmen başlamış oldu.
DİVAN BAŞKANLIĞI SEÇİMİNDE GERGİNLİK

Zeynep Gürcanlı ve Aysel Alp CHP Kurultayından bildiriyor Kurultay’da ilk belirgin gerginlik ise, Kılıçdaroğlu’nun kurultay divan başkanlığı için Adnan Keskin’i öneren dilekçeyi okuması ile başladı. Salondaki muhalifler, Adnan Keskin’in adının okunmasının ardından protestoya başladılar. Genel Merkez yanlıları ise “Kılıçdaroğlu” sloganları ile muhaliflerin seslerini bastırdılar.

PROTESTOCULAR DIŞARI ÇIKARILDI

Kürsünün hemen sol tarafında bir grup muhalif, kürsüye çıkmak istedi. Ancak aralarında Mersin Milletvekili İsa Gök’ün de olduğu bir grup görevliler tarafından dışarı çıkartıldı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu bu gerginlik üzerine “birşeye inanmanızı istiyorum. Hiç kimse bizi halkın yürüyüşünden engelleyemeyecettir. Özgürlüğü, demokrasiyi ve bağımsızlığı içselleştirmiş olan bir CHP her zaman her yerde dimdik ayakta olacaktır” diye tepki gösterdi.
İSA GÖK DİLEKÇE VERDİ
Arbedenin ardından tekrar salona gelen İsa Gök ve yeter sayı olmadığına dair dilekçeyi divan başkanlığına vermek istedi. İsa Gök burada yaptığı açıklamada “Yeter sayı yok gerekçesi ile dilekçe vermek istiyorum buna bile izin verilmiyor. Hani demokrasi” şeklinde konuştu. Kısa süreli bekleyişin ardından divan başkanlığı Gök’ün dilekçesini kabul etti. İsa Gök’ün usul tartışması açılması önerisini divan başkan Adnan Keskin kabul etmedi ve “kurultay gündemini değiştiremeyiz” cevabı verdi.

MUHALİFLER NOTER ÇAĞIRDI CHP’de bir taraftan kurultay çalışmaları sürerken, muhalifler de boş durmuyor. Baykal’a yakınlığı ile bilinen Mersin Milletvekili İsa Gök’ün hazirun cetvellerine itiraz edip, kurultayın başlatılmasına karşı çıkması, bunun üzerinde da salondan çıkarılması üzerine muhalifler harekete geçti. Muhaliflerin iddiası hazirun cetveline sadece 380 imza atıldığı, bunun da kurultayı açacak çoğunluğu yansıtmadığı yönünde. Muhalifler imzaların gerçek olup olmadığının tespiti için de kurultaya noter çağırdı.

KURULTAYDAN NOTLAR… KESKİN: “TOPLAMA KAMPI KURULDU”
CHP Kurultayında divan başkanlığına seçilen Adnan Keskin, çok sert bir konuşma yapıyor. Ak Parti iktidarına yüklenen Keskin, “Aydınlar, gazeteciler toplama kampına koyuldu” dedi. Ekonomik alanda gelir dağılımının bozulduğunu, işsizliğin arttığını kaydeden Keskin, özgürlüklerin de kısıtlandığını vurguladı. Keskin, “Baskı, işkence üniversitelerin bahçelerine taşındı. Cop, biber gazı adalet özgürlük diyenlerin kader çizgisi oldu” diye konuştu. Dış politikayı da eleştiren Keskin, “Dış politikamız okyanus ötesinden gelen talimatlar doğrultusunda biçimlendirildi. İnsanımız inanç ekseni farklı unsurlar çerçevesinde bölünüp ayrıştırıldı” dedi. Keskin, kurultay delegelerine “sivil silkiniş” çağrısı yaparak, Sivil bir direnişe, sivil bir başkaldırıya ihtiyacı var. Türkiye’nin bu sivil silkinişini gerçekleştirecek örgüt CHP’dir” dedi.

SİLİVRİ’DEN MESAJ VAR: “ÖZGÜRLÜKTE BULUŞMAK ÜZERE”
CHP Kurultayında davet edilip de katılamayanların da mesajları okundu. İlk mesaj, geçtiğimiz günlerde sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen Ergenekon davası sanığı gazeteci Doğan Yurdakul’dan geldi. Yurdakul, “sağlık sorunlarım nedeniyle kurultaya gelemediğim için özgürüm” dedi ve “devrimci duygularla selamlıyorum” diyerek kurultaya başarı dileklerini iletti.
“ÖZGÜRLÜKTE BULUŞMAK ÜZERE…
” Halen tutuklu bulunan Ergenekon sanığı ve CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’dan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’dan gelen mesajlar da okundu ve büyük alkış aldı. Balbay “CHP’nin olağanüstü kongresini Silivri’den selamlıyorum. CHP’ye mücadele, önderlik ve zafer yakışır” sözleriyle başladı. “Milli iradenin duvarın arkasında değil, meclis’te temsil edilmesinin yerine beni de koyunuz. Halkla el ele iktidar mücadelenizin yanına beni de koyunuz” ifadelerini kullanan Balbay, mesajını “özgürlükte buluşmak üzere” diye sonlandırdı.

KILIÇDAROĞLU’NUN GİRİŞİNDE İZDİHAM Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu saat 10:30 civarında salona girdi. Kılıçdaroğlu’nun girişi sırasına küçük çaplı bir izdiham yaşanırken partililer genel başkanlarına büyük sevgi gösterisinde bulundu.
“ADINA ‘DEMOKRASİ ŞÖLENİ’ DEDİK”
Kılıçdaroğlu, eşi Sevil Kılıçdaroğlu ile salona gelmek üzere Çukurambar’daki evinden ayrılırken, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin, kurultaya yönelik soruları üzerine Kılıçdaroğlu, güzel bir kurultay olacağını belirtti. Kurultayın şenlikle başlayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Adına ‘Demokrasi Şöleni’ dedik. O şölene herkesin katılmasını istedik. Umarım güzel bir kurultay geçireceğiz” diye konuştu. Bir gazetecinin, “Televizyonlardan izlediğiniz kadarıyla ilk izleniminiz nedir?” şeklindeki sorusu üzerine, Kılıçdaroğlu, “Mutluyum” yanıtını verdi. ANADOLU ATEŞİ’NDEN DANS GÖSTERİSİ
Kılıçdaroğlu salona girişinde büyük tezahüratla karşılandı. Kılıçdaroğlu’nun tribündeki yerini almasından sonra Anadolu Ateşi grubu salondakilere dans gösterisi sundu.
TOPRAK: “SALONDA 839 DELEGE VAR”
CHP Kurultayında en çok merak edilen açıklama sonunda geldi. Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, salonda hazirun cetvelini imzalayan 839 delege olduğunu resmen açıkladı. CHP’de toplam delege sayısı 1247. Eğer hazirun cetvelindeki sayı artmazsa, muhaliflerin delegelerin üçte birini kurultaya gelmemeye ikna etmiş olacaklar.
BAYKAL SALONDA YOK Kurultay salonununda, hazır bulunan eski Genel Başkanlar da anons edildi. Hikmet Çetin, Murat Karayalçın ve Altan Öymen isimlerinin anonsunun ardından salonu selamladı, delegelerin alkışlarıyla karşılandılar. Kurultay’a gelip gelmeyeceği merakla beklenen Deniz Baykal ise halen salonda yok. Bu nedenle Baykal’ın ismi anons edilmedi.
“İZMİR’İ VERMEYECEK BAŞKAN…
” Kurultay salonuna gelen CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları da anons edildi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ve İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu alkışlarla karşılandı. Ancak Kocaoğlu anons edilirken kullanılan sıfat dikkat çekti; “İzmir’i teslim etmeyecek başkan….

” UNUTMAMAK, UNUTTURMAMAK İÇİN ”
Mağdurun sesi” imajını pekiştirmek için CHP kurultayında, daha önceki kurultaylardan değişik bir yol izlendi. Kurultaya Türkiye’de faili meçhul cinayetlere kurban giden aydın” ve sanatçıların aileleri de “Toplumsal Bellek Platformu” adı altında davet edildi. Toplumsal Bellek platformu davetlilerine kurultay salonunun en görünür yerinde masa ayrıldı. Toplumsal Bellek Platformu davetlileri arasında Kurultay’a katılanlar Turan Dursun’un oğlu Abit Dursun, Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan ailesinden Tuncay Aysan, Cevat Yurdakul’un ailesinden Ülker Yurdakul, Onat Kutlar’ın ailesinden Filiz Kutlar, Zeki Tekiner ailesinden Bülent Tekiner, Orhan Yavuz’un ailesinden Metin Yavuz, Ümit Kaftancıoğlu’nun ailesinden Canan Kaftancıoğlu, Yusuf Ekinci’nin ailesinden Sertaç Ekinci katıldı. Ayrıca Madımak mağdurlarının aileleri de salonda özel davetli olarak yerlerini aldı.
KONUŞMASINDA NE DİYECEK CHP Kurultayı’nın en can alıcı noktası, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapacağı konuşma olacak. Konuşmada Kılıçdaroğlu’nun en çok vurgu yapacağı konu adalet olacak. “Türkiye’nin ihtiyacı adalettir. Hepimizin adalete ihtiyacı var” mesaj verecek. CHP MAZLUMUN SESİ Kılıçdaroğlu’nun ikinci önemli mesajı ise, “CHP, kim olursa olsun, nerede olursa olsun, mazlumun yanındadır” olacak. Türkiye’den çeşitli örnekler verecek, işkenceye uğrayanlardan, hapse atılan üniversitelerden, haksızlığa uğrayanlardan örnekler verecek ve “CHP mazlumun yanındadır” diyecek.
SABAHATTİN ALİ İLE BAŞLAYIP, NAZIM HİKMET İLE BİTİRECEK, MEHMET AKİF’DEN, YUNUS EMRE’DEN DİZELER OKUYACAK Ve şiirler; CHP kaynaklarından edilen bilgiye göre, Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasına Sabahattin Ali’den dizelerle başlayacak. Nazım Hikmet dizeleri ile konuşmayı bitirecek. Ancak arada, Mehmet Akif ve Yunus Emre’den de dizelere de yer verecek. SALON KIRMIZI, BEYAZ VE MAVİ Salon, CHP’nin kırmızı ve beyaz renklerinin dışında, demokrasi ve barışın rengi olarak anılan mavi ile süslenmiş durumda. Atatürk’ün göğsünde CHP rozeti taşıyan fotoğrafı ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kravatsız fotoğrafı salonun en görünür yerinde. Salonda Atatürk dışında CHP’nin başka bir eski genel başkanının fotoğrafı ise salonda bulunmuyor. Eski Genel Başkanlar yok ama, Deniz Gezmiş’in fotoğrafı bir Çorlu örgütünün pankartında “Mustafa Kemal’den Deniz’lerden bizlere, tam bağımsız Türkiye” sloganıyla birlikte salonun görünen yerlerinden birinde asılı durumda. İLGİ BÜYÜK Kurultayın resmen açılmasından saatler önce izleyicilere ayrılan bölümler dolmuş durumda. Kapılarda ise CHP’liler girmek için sıra beklemeye devam ediyorlar. Daha resmi açılış yapılmadan, Ankara Arena salonunda 35 bin kişinin giriş yaptığı kürsüden anons edildi. ADNAN KESKİN: “ÇOĞUNLUK SORUNU YOK”
En çok merak edilen konuda, yani kurultayın toplanması için gerekli delege sayısına erişilip erişilmediği konusundaki ilk resmi açıklama, Kurultay divan başkanı olması beklenen Adnan Keskin’den geldi. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin 16. Olağanüstü Kurultayı’nın divan başkanlığına Keskin’in önerileceğini da önce açıklamıştı. Keskin, ‘Çoğunluk sorunu yok. Kurultay Başkanı olursam, kürsünün konuşmacılar tarafından sonuna kadar kullanılmasını sağlayacağım’ dedi. Gazetecilere, ‘fazla mesai var’ diye takılan Adnan Keskin, ‘Dışarıda değil, kürsüde konuşmak doğru olandır. Kurultayların amacı da budur.’ diye muhaliflere gönderme yaptı.
HEP BİR AĞIZDAN GENÇLİĞE HİTABE Kurultay’da sık sık tekrarlanan ve delegeler ile izleyicilerin en çok tezahüratıyla karşılanan ise, son dönemde tartışma konusu olan Atatürk’ün “Gençliğe hitabesi”. Hitabe art arda, Atatürk’ün ekranlara yansıtılan barkovizyon görüntüleri eşliğinde salona veriliyor. Delegeler ve izleyiciler de Atatürk’ün hitabesini ayakta ve hep bir ağızdan tekrar ediyor. TRİBÜNLER DOLDU Sabahın erken saatlerinden itibaren salona akın eden CHP’liler salonun tribünlerini doldurmuş durumunda. Kurultayın “şölen” havasında geçmesini isteyen genel merkez de, salonda “Demokrasi” ve “Özgürlük” temasını öne çıkarıyor. Mavi, kırmızı ve beyaz renklerin hakim olduğu salonda, “Demokratik Tüzük ile Tam Demokrasi”, “Birliğin ve Kardeşliğin Adresi CHP”, “Umudun Adı Kemal”, “Halkın İktidarını Kuracağız”, “Özgürlük Herkesin Hakkı, Demokrasi Bu Ülkenin Şartı”, “CHP için Örgüt, Türkiye için CHP”, “Yetki Sende Adayını Sen Seç”, “Parti için Demokrasi, Ülke için Demokrasi”, “Oyunu Özgürce Kullan Hakkını Koru”, “Mustafa Kemal’den Deniz’lere, Deniz’lerden Bizlere Tam Bağımsız Türkiye”, “Statükoyu Savunma”, “Biz Türkiye’yiz Halkız, Biz Solcu Kemalin Yanındayız” sloganların yazıldığı afişler dikkat çekiyor. Öte yandan, salondaki bu afişler elektronik olarak da tribünlerin etrafına yerleştirilmiş ekranlardan devamlı yansıtılıyor. Salonda sık sık Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Cem Karaca ve Selda Bağcan’nın şarkıları çalınırken, tribünlerdeki CHP’liler de kırmızı ve beyaz parti bayraklarıyla çalınan şarkılara eşlik ediyor. Yine Onuncu Yıl Marşı da salonda hep bir ağızdan söylendi. CHP’li örgütlerin pankartları da dikkat çekerken, “Antalya Demokrasi Hareketi”nin afişi de salonda yer alıyor. Salonda konuşmaların yapılacağı bir platform ve yanlarına da dev ekranlar yerleştirilmiş durumda. Platformdaki büyük mavi afişte ise, genel merkezin kurultay sloganı olan “Büyük Demokrasi Şöleni” yazıyor. Kurultay için sahne alacak Anadolu Ateşi de platformda son provalarını yapıyor. Öte yandan delegelerin oturacağı tribünlere parti bayrakları yerleştirilmiş durumda. Tribünler delege ve konuklar için hazırlanırken, onur konukları, yabancı temsilciler, medya mensupları için ayrı ayrı oturma bölümleri oluşturuldu. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ise, dev kırmızı CHP bayrağının bulunduğu kapıdan salona giriş yapacak, Kılıçdaroğlu’nun salonu selamlamasının ardından Anadolu Ateşi sahne alacak. Dışarıya konulacak dev ekranla da halkın kurultayı an be an izlemesi sağlanacak. Konuklar, güvenlik aramasından geçirilerek alınırken, salona sokulmak istenen afişler de kontrol ediliyor. Öte yandan esnaf da Arena’nın etrafını şenlik alanına çevirmiş durumda.
MURAT KAPAN ve ALİ CENGİZ EROL’da Kurultayda
Sabah saatlerinde Ankara Arena salonuna gelen guruplar arasında CHP Kahraman Maraş Milletvekili Adayı İş Adamı Murat Kapan ve Maltepe Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Meclis Üyesi İşadamı Ali Cengiz Erol’da vardı.Cumhuriyet Halka Partisi’nin 16.Olağan üstü Kurultay’ını değerlendiren MURAT KAPAN,ve ALİ CENGİZ EROL”Bugün yapılan Kurultay oldukça demokratik bir ortamda gerçekleşti,Burada Delegeler fikirlerini tam bir Demokrasi çerçevesinde dilegetirdiler,Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu birlik ve bütünlük çağrısı yaptı.Sayın Genel Başkan Kavgadan uzak Cumhuriyet Halk Partisine yakışır uslupla birlik sağlamaya ve İktidara yürümeye gayret etmektedir,Biz de üzerimize düşeni yapıp Partimizi Gelecek seçimlerde en güzel şekilde temsil etmek ve İkdidar olmasını istiyoruz.”Diyerek KAPAN ve EROL Birlik ve Beraberlik çağrısı yaptı.

 Yanda İstanbul CHP İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı ve Murat Kapan görülüyor.

Yandaki Resimde Ali Cengiz Erol,Ülkü Mete ve Arkadaşları birlikte görülüyor.

Murat Kapan ve Kahraman Maraş Elbistan CHP İlçe Başkanı Birlikte görülüyor.
Ali Cengiz Erol ve Olcay Yılmaz bir süre sohbet etti.

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Bayram Şahin ve Murat Kapan

Posted in Güncel, Manşet, Siyaset0 Yorum

TAŞERON İŞÇİLERİ DÜZCE’DE

TAŞERON İŞÇİLERİ DÜZCE’DE

Maltepe Belediyesi Taşeron İşçileri Ankara’ya yürüyüşlerinin sekizinci gününde Düzce’ye ulaştılar. Sosyal haklarının iyleştirilmesi sebebiyle Eleme başlayan işçiler Bugün Düzce’de bir basın açıklaması yaptı.Basın açıklamasında hem kendi sorunlarına değinen hemde Düzce’de MASLAF ve DESA işçilerinin sorunlarına değindiler.Burada yaptıkları Basın açıklaması sırasında DİSK’e Bağlı Birleşik Metal İş Düzce Şubesi ve TKP üyeleri destek verdi.Düzcede ki:Basın açıklamasının ardından Kaynaşlıya Ulaşan Taşeron İşçileri geceyi Kaynaşlıda geçirecek.Yarın ise Bolu’da Bir Basın açıklaması yapmaları Bekelenen işçiler Konakladıkları her İl ve İlçe’nin sorunlarınıda dile getiriyorlar.

Posted in Güncel, Siyaset0 Yorum

AYEDAŞ KAÇAK ORANINI BELİRLEDİ KAYIP-KAÇAK ORANI: % 6.91

AYEDAŞ KAÇAK ORANINI BELİRLEDİ KAYIP-KAÇAK ORANI: % 6.91

 

         İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.(AYEDAŞ), 2011 yılında kayıp-kaçak elektrik oranını %6.91’e düşürmüştür.

         Türkiye’nin yaklaşık olarak yüzde %5’ine elektrik dağıtım hizmeti veren Şirketimiz, yıl boyu yaptığı yatırımlar ve denetimler sonucu kayıp-kaçak oranını, 6,91’e düşürerek Şirket tarihinin en düşük oranını yakalamıştır.

         Kaçak elektrikle mücadele konusunda 2011 yılında vites yükselten Şirketimiz, 2011 yılında kaçak elektrik kullanan 14.044 adet tesisata suçüstü yaparak, 39.425.260 kWh elektriğin çalınmasına engel olmuştur.  Orta ölçekli bir santralin yıllık üretimine denk gelen elektriğin çalınmasına engel olunarak 13.451.615 TL ‘ nin Şirket kasasında kalması sağlanarak Türkiye ekonomisine katkıda bulunulmuştur.

KAYIP ORANINI DÜŞÜRMEK İÇİN AKILCI YATIRIMLAR

AYEDAŞ, elektrik şebekesindeki kaybı en aza indirmek için orta ve uzun vadeli planlar çerçevesinde yatırımlar yapmaktadır. Bu yatırımlar çerçevesinde mevcut elektrik şebekesinde bir yanda revizyonlar yapılmakta bir yandan da havai hatlar yeraltına alınmaktadır. Elektrik şebekesindeki bu akılcı yatırımlar, teknik kayıp oranının düşmesine büyük katkı sağlamaktadır.

KAÇAK ORANINI DÜŞÜRMEK İÇİN STRATEJİK DENETİMLER

Elektrik şebekesinde yaptığı yatırımlarla elektrik kayıp oranını düşüren AYEDAŞ, bir yandan da stratejik bir plan çerçevesinde Kaçak Elektrik Denetimleri yapmaktadır.

AYEDAŞ’ ın Kaçak Elektrik Kontrol Ekipleri; 2011 yılında kaçak elektrik kullanmak isteyen abonelere adeta göz açtırmadı.

Bu denetimler kapsamında bir yandan mesai saatleri içerisinde İstanbul Anadolu Yakası’ndaki tüm tesisatlar defalarca kontrol edildi. Ancak bununla yetinmeyen AYEDAŞ Ekipleri, 2011 yılında elektrik hırsızlığı yapan kişiler için sürpriz sayılacak zaman dilimleri olan akşam ve gece saatlerinde denetimler gerçekleştirdi. Ayrıca bazı hafta sonları Şirket bünyesindeki tüm teknik Personel ile Toplu Kaçak Elektrik Kontrolü çalışmaları yapılmıştır.

 AYEDAŞ’ ın mesai saatleri dışında akşam, gece ve hafta sonları yaptığı denetimler ve Toplu Kaçak Elektrik denetimleri elektrik hırsızlığı yapan/yapma niyeti taşıyanlar üzerinde caydırıcı olmaktadır.

         Kayıp-kaçak oranının, OECD ülkelerinde yaklaşık olarak ortalama %8, A.B.D ve Avrupa ülkelerinde ise yaklaşık %7 olarak gerçekleşmesinin kabul gördüğünü varsayarsak AYEDAŞ, %6.91’lik kayıp-kaçak oranı ile OECD ülkelerini geride bırakarak dünyanın en gelişmiş ülkelerinin standartlarını yakalamış olduğu görülmektedir.

 

         Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

                                                                                                             AYEDAŞ Genel Müdürlüğü

                                                                                              

 

İletişim:  Bağlarbaşı Mh. Refahevler Sk: No:2/1
               Maltepe/İSTANBUL
         0 216 457 49 00

              www.ayedas.gov.tr

Posted in Ekonomi, Güncel, Manşet0 Yorum

PKK Avrupanın En Büyük Uyuşturucu Örgütüdür

PKK Avrupanın En Büyük Uyuşturucu Örgütüdür

Avrupa Birliği Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış Maltepe AK Parti İlçe Başkanlığını ziyaret etti.Bakan Bağış’ı Ziyareti sırasında AK Parti Maltepe İlçe Başkanı Av.Kamil Barkır ve İlçe yönetimi ve partililer  karşıladı.Bakan Egemen Bağış,  AK Parti İlçe Başkanlığı Toplantı salonun da kısa bir konuşma yaptı.Bakan Bağış yaptığı konuşmada “Ben Sayın Başbakanımızın konutundan geliyorum.üzerimde ağır bir yük var üzerimde kalmasın Sayın Başbakanımıza Sizleri ziyarete geleceğimi söylediğimde hepinize ayrı ayrı selamlarını gönderdi.Sayın Başbakanımızın sağlık durumu gayet iyi her zamanki gibi konulara hakim.Misafiriyle de son derce anlamlı faydalı bir toplantı gerçekleştirdi.Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Konsey Üyesi Bakir İzzet begoviç Ülkemizi ziyaret etti. 12 Haziran gecesi  de çarpık Belediyecilik anlayışının uykulularının kaçmasına vesile olduk.Artık onlarda bu ilçede yaptıkları yanlış işlerin kabul görmediğini sandık neticesinde almış oldukları neticelerle gördüler.Ama biz hiç bir şekilde  Maltepe’de Birinci parti olduk diye rehavete düşecek değiliz.Bizim için Milletimizin her bir ferdinin her bir derdi Bizim huzurumuzu bozar.Bir tek vatandaşımız bile yastığa başını huzursuz koyuyorsa bizim huzurlu yatmamız söz konusu bile olamaz.Bu yüzden Maltepe’nin bütün sorunlarıyla Hiçbir ayrım yapmadan  Başbakanımızdan sandık görevlisine kadar her birimiz sorunlarla yakından ilgilenmeliyiz.hatırlıyor musunuz İlçeye Bir Devlet hastanesi yaptırmaya engel olan bir zihniyetle karşı karşıya geldik.Sağlık Bakanımıza konuyu açtığımız da o da hayrete düşmüştü.Hamdolsun sorunların büyük kısmını geride bıraktık.Hala yapılması gereken işler var.Bakın Maltepe’nin genelinde ne tür sorunlarla uğraşıyorsanız,Ankara’nın Türkiye’nin Hatta Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda benzer çarpıklıklarla aynı mücadeleyi vermek zorundayız.Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel kurulunda bir yasa görüşülecek aslında bu yasa kimseye yeni bir yetki veren bir yasa değil.Zaten üstdüzey devlet görevlililerinin herhangi bir soruşturmaya tabii olabilmesi için Başbakan onayı olması gerektiği bir gerçek.MİT’in kendi yasası içerisinde bu madde zaten var.Ama sonradan yapılan  CMUK  bir maddenin bununla farklı yorumlanacak bu farklılığı ortadan kaldırmak ve durumu netleştirmek adına sadece yanlış yorumlamalardan korumak adına böyle bir düzenleme ihtiyacı hasıl olduğunda Muhalefet partilerimizin nasıl huzursuz olduğunu gördünüz.Biz Başbakana bu yasala yeni bir yetki vermiyoruz ki:sadece halihazırdaki yetki ve sorumluğunun tescilini doğru yorumlanmasını sağlamaya çalışıyoruz.Burada yeni bir yetki yok.Allah aşkına arkadaşlar sizlere bir ley sormak istiyorum.Devletin hassas görüşmelerini MİT  yapmayacakta Bayındırlık Bakanlığı’mı yapacak? Tarım Bakanlığı mı  Yapacak? Orman Bakanlığı mı Yapacak ?Siyasi irade yirmi milyon vatandaşımızın oyunu almış bir iktidar Partisi Bu Ülkede kanı durdurmak için her türlü çabaya girmeyecek de ne yapacak?şimdi kalkmış bir BDP’li Ben Bu Bahardan korkuyorum diye bir açıklama yapmış.Arkadaşlar bunlar bahardan değil Barış dan korkuyor.Rantlarının kesilmesinden korkuyor.Şunun altını çizerek söylüyorum.PKK sadece bir terör örgütü değil Avrupa’nın en Büyük Uyuşturucu ticaret örgütüdür.Bir rant şebekesidir.İnsanların değerleriyle kültürleriyle değerleriyle dilleriyle Etnisiteleriyle  istismar kampanyaları düzenleyip cebini dolduranlar Bugün Türkiye’n,in barışa yönelmesinden rahatsız oluyorlar. bununla rant sağlayanlar    hortumlarının kesileceğinden korkuyorlar.Ama buna karşı biz Milletimizle bütünleşip her türlü mücadeleyi vereceğiz.Türkiye Hamdolsun Laik,Demokratik bir Sosyal Hukuk Devletidir.2002 yılında Milletin gönüllerinin tercihi iktidara seçilmiştir.2007 Seçimlerinde de İktidardaki milletin temsilcileri muktedir olmuşlardır.Maltepe gibi kimlerinin arka bahçesi gibi zannettiği bir yerde Bayrağı devraldınız 12 Haziren seçimlerinde birinci Parti oldunuz.diyen Bakan Bağış İlçe Yöneticileri ve Partililerden söz ederek başarılı çalışmalarından dolayı teşekkür etti.Ben sizlere verdiğimin önemin göstergesidir. Başbakanımız’ın sizlere verdiği değer selamlarıyla sizlere ilettik”.Bağış konuşmasını Milli Şair M.Akif  Ersoy’un bir şiiriyle tamamladı.”Tefrika girmedikçe  Bir Millete düşman giremez!Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez “ diye sözlerini tamamlayan Bakan Bağışa Bir Buket Çiçek ve İlçe Başkanı Av. Kamil  Barkır  Tarafından Bir plaket Tabak hediye edildi.Bakan Bağış da Av.Kamil Barkır’a   porselen bir tabak hediye etti.Toplantıya Maltepe Eski Belediye Başkanı Fikri Köse,Eski İlçe Başkanı  Adem Göktaş,,Atilla Üstündağ Meclis üyeleri ve partililer katıldı.



Posted in Güncel, Manşet, Siyaset0 Yorum

CHP’de neler oluyor?

CHP’de neler oluyor?

Son zamanlarda Ülke gündemi hayli yoğun, ama gelin görün ki CHP yaklaşan kurultay nedeniyle daha da bir yoğun günler yaşıyor.

 Bizlerde Maltepe’den bakıldığında CHP’de neler oluyor’u iş adamı ve bu dönem Milletvekili adayı da olan Murat KAPAN’a sorduk.
Sayın Kapan CHP’de Neler Oluyor?

Murat Kapan: Öncelikle yaklaşan tüzük kurultayı şu anda partimizin önemli konularından biridir, sayın Genel Başkanımız Kemal KILIÇDAROĞLU’nun imzasıyla duyurulan kurultay davetini sizlerle paylaşıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 16. olağanüstü kurultayı 26-şubat-2012 Pazar günü saat 10.00 da Tüzük değişikliliklerini görüşmek ve karara bağlamak için, Ankara’da Arena kapalı spor salonunda (Gar meydanı-Ulus) aşağıda yazılı gündem maddelerini görüşmek üzere toplanacaktır, diyerek yapılacak kurultayın tarih ve programını belirtmiştir. Yapılacak bu kurultayın partimize hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim.
Tabii 27-Mart tarihinde ise ikinci kurultayda yapılacaktır, yine aynı temennilerimizi bu kurultay içinde iletiyoruz.
Peki Murat bey TBMM’de yaşanılan son olaya ne diyorsunuz, yapılan kürsü eylemi nedir?
Murat Kapan: Meclis iç tüzüğünü AKP kendi lehinde değiştirmek niyetinde dolayısıyla muhalefeti susturmak istiyor. CHP milletin kürsüsünü koruma altına almıştır.
Son kale TBMM düşmeyecek, yaşasın parlamenter demokrasi, yaşasın adalet, söylemi ve düşüncesiyle bu eylem yapılmıştır.
Maltepe’ye gelecek olur isek;burada durum nedir? Son delege seçimleri yapıldı ve CHP ilçe seçimlerine gidiyor ne diyorsunuz?
Murat Kapan: Evet Maltepe’de tüm mahallelerimizde büyük bir katılım ve olgunlukla delege seçimleri yapılmıştır, küçük bir iki ufak sorun dışında büyük tartışmalar yaşanmamıştır. Örgüt içerisinde bir tatlı yarış olması doğaldır ve parti örgütümüze bu yarış dinamizim kazandırır, bir artı anlamda hareket katar ama bunu kimseyi kırmadan, küstürmeden ve dışlamadan yapmak lazım.
Siyasi partilerde hele hele Cumhuriyet Halk Partisi’nde örgütünü dinlemeyen ona inanmayan ve örgütü yok sayan sonunda kendisi yalnızlaşır ve yok olur, bu her zaman böyle olmuştur.
CHP kimsenin kontrolünde değildir ve tüm parti emekçilerine eşit davranılmak zorunluluğu vardır. Hiçbir kimseyi ötekileştirme lüksümüz yoktur, olamazda, Demokrasiyi yaşatmalıyız. Zaten bizler yapmaz isek başkalarından nasıl bekleriz, belki de bundan sonraki seçimler daha da güzel ortamlarda, daha coşkulu ve daha eşitlikçi olur, zaten hepimizin isteği de bu değilmidir?
Biz CHP’liler olarak sayın Genel Başkanımız Kemal KILIÇDAROĞLU’ nu mutlaka Başbakan olarak görmek istiyoruz ve yaklaşan belediye seçimlerinde ise Maltepe’yi bir kez daha kazanmak devamında ise İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığını da almak uğraşısı ve gayreti içerisinde olmalıyız, bunun için çalışmak, çok çalışmak zorundayız.
Tekrar sizlerin vasıtasıyla  tüm Maltepe Halkına  selam ve saygılarımı sunuyorum.

Posted in Güncel, Manşet, Siyaset2 Yorum

EN ESTETİK HEDİYE

EN ESTETİK HEDİYE

14 Şubat Sevgililer Günü için hediye alternatifleri her geçen gün çoğalırken, son yıllarda bunlar arasına giren estetik ameliyatlar da favori hediyeler arasında ilk sıralarda yerini aldı. Bu özel güne dair eşleri ile birlikte Plastik Cerrahların kapısını çalan çiftlerin talepleri farklı da olsa, çoğunlukla erkeklerde Saç ekimi, burun ve göbek yağlarını alınması en çok tercih edilenler arasında bulunuyor.
Kadınlar da ise meme büyütme-küçültme operasyonları yanı sıra Liposuction ve kalça protezi sıklıkla tercih edildiğini söyleyen Doç.Dr.İbrahim Aşkar, “İnsanlar her yıl aynı hediyeleri birbirlerine vermek yerine daha farklı alternatiflere yöneliyor. Çiftler hem daha güzel bir görünüm kazanmak hem de birbirlerini daha mutlu edebilmek adına estetik ameliyatlar hediye ediyorlar. İnsanlar bu şekilde hem kendileri mutlu oluyor hem de karşısındaki eşini mutlu ediyor. Genellikle erkek hastalar saç problemi çok olduğu için en çok saç ekimi hediye ediliyor. Bunun dışında burun estetiği ve göbek çevresindeki yağların alınması operasyonları geliyor. Bunun dışında kırışıklar ve sarkmalar için yüz gerdirme ve botoks yaptığımız erkek hastalarda var. Gelen çiftler 14 Şubat Sevgililer Günü hediyesi olarak estetik operasyon hediye etmek istediklerini söyleyerek, en çok hangi bölgeden rahatsız olduklarını ve şikayetlerini dinliyoruz. Biz kendilerine neler yapılabileceği, hangi ameliyattan daha sağlıklı sonuç alınacağı kosunda bilgi veriyoruz. Bayanlar genellikle meme küçültme, meme büyütme, Liposuction kalça protezi, karın germe ve yağ aldırma ameliyatları en çok hediye edilen ameliyatların başında geliyor. Bunun dışında değişik taleplerde geliyor. Biz insanların hem psikolojik anlamda kendilerini iyi hissetmeleri hem de sosyal açıdan öz güvenlerini artırmak ve buradan mutlu ayrılmaları için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.
Doç.Dr. İbrahim Aşkar, 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında gelen çiftlerin yaş gruplarına göre taleplerde farklılıklar olabildiğini, 30-35 yaş üstündekiler genellikle cerrahi operasyonları daha genç yaştakilerin ise, botoks, dolgu,Soğuk lifting , PRP ve mezoterapi gibi ameliyatsız estetiği tercih ettiklerini söyledi.

Posted in Güncel, MAGAZİN, Manşet, Siyaset0 Yorum

FAST FOOD’LAR HEMOROİT YAPIYOR

FAST FOOD’LAR HEMOROİT YAPIYOR

Günlük yaşamda ayaküstü beslenme ve zaman kaybı gerekçesi ile tüketilen Fast food tarzı yiyeceklerin, hemeroite yol açtığını söyleyen Genel Cerrah Op.Dr. Hasan Yavuz “Bu tarz yiyeceklerin kanser , obezite , hipertansiyon gibi rahatsızlıkların yanı sıra hemoroit oluşumunu da tetikliyor” dedi.

Çağıner Hastanesi Genel Cerrah Op.Dr. Hasan Yavuz, günlük yaşamın bir parçası haline gelen, fast food tarzı beslenmenin sağlık açısından ciddi sorunlara yol açtığını belirtti. İnsanların zararlarını bildiği halde bu gıdaları tükettiğini belirten Op.Dr. Yavuz, neredeyse her sokak başında bulunan ve ayaküstü fazla zaman kaybı olmadığı için de tercih edildiğini söyledi. Bu tarz gıdalarda kalp damar hastalıklarına yol açan trans yağ oranı çok yüksek olduğunu ifade eden Çağıner Hastanesi Genel Cerrahi Op. Dr. Hasan Yavuz “Kalp damar hastalığı yapıcı sature trans – yağ oranı çok yüksek, çünkü ürünler bu yağlarda kızartılıyor. Bir öğünde günlük ihtiyacımızın yarısını, yanı 1000 kalori alabiliyoruz. Bu da fark ettirmeden bize ihtiyacımızdan daha fazlasını almamıza alıştırıyor ve sonuçta obezleşiyoruz. Tuz oranı yüksek olduğu için hipertansiyonu başlatıyor. Ayrıca vitamin ve mineral oranı çok düşük olmasından dolayı Echerıchıa Coli dediğimiz ve kronik ishale neden olan bakteri, bu ürünlerde tamamen kontrol altına alınamıyor. Bu tarz gıdalarda lif oranı düşük, protein içeriği yüksek olmasından dolayı bağırsak harekatları yavaşlıyor. Az posalı sert kıvamlı bir dışkı oluşuyor. Sonuçta aşırı ıkınmaya bağlı hemoroit ve makat yırtıkları kolayca oluşabiliyor. Zamanla iç hemoroitler giderek buyuyor ve dışa taşıyor, bu süreç devam ettiğinde dışkılama sonrası devamlı kanamalar ve aşırı ağrı hayatı çekilmez bir hale getiriyor. Aynı zamanda bu ürünlere koruyucu ve renklendirici maddeler ekleniyor ki bunlarında kansere yol açabileceği herkes tarafından biliniyor” dedi.

Gelişen tıp ve teknoloji ile birlikte günümüzde hemoroitler 15 dakikada lazer ile tedavi ediliyor olsa da ,sonuçta bu tarz yiyeceklerin tüketilmesinin sakıncalı olduğu biliniyor. Genel Cerrah Op.Dr.Doktor Hasan Yavuz fast food günümüzün rutin bir parçası olmadan arada bir tüketilmeli, öğün yemekleri sonrasında bol su, lifli besinler tüketilmesinin ve günde bir adet gün kurusu kayısısı tüketilmesinin mevcut komplikasyonları minimuma indireceği tavsiyesinde bulundu.

Posted in Güncel, Manşet, Sağlık0 Yorum

HABERİMİZ DOĞRU ÇIKTI.

HABERİMİZ DOĞRU ÇIKTI.

Başbakanlık basın merkezi dün gece yaptığımız haberimizi doğruladı.Dün gece Gazetemizin sitesinde vermiş olduğumuz”Başbakan İkinci Kez mi Ameliyat Oluyor”Başlıklı haberimiz ulusal basında yayınlanmadan bzi haberi duyurmuştuk.Bugün Başbakanlık Basın Merkezinden konuyla ilgili bir açıklama yapıldı açıklama aynen şöyle:

Sayın Başbakanımızın 26 Kasım 2011′de gerçekleşen sindirim sistemi operasyonunun ikinci ve son aşaması, yaklaşık 30 dakikalık bir girişimle başarıyla tamamlanmış; başlangıçta planlandığı üzere tedavi bu şekilde nihayete ermiştir.

Başbakanımızın sağlığı son derece iyidir. Kendisi, hafta içinde rutin mesaisine başlamayı planlamaktadır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. denilmekte.

Posted in Asayiş, Güncel, Manşet, Sağlık, Siyaset0 Yorum

BASBAKAN İKİNCİ KEZ AMELİYAT MI OLACAK

BASBAKAN İKİNCİ KEZ AMELİYAT MI OLACAK

Basbakan Recep Tayyip Erdoğan aksam saatlernde hastaneye kaldırldığı ve geceyi hastanede geçireceği iddia edildi
Basbakan Erdogan aksam saatlerinde Acıbadem Medipol Hastanesine geldiği ve kontrolden geçirildiği belirtldi. Geceyi hastanede geçireceği belirtilen Basbakanın ikinci kez ameliyat mı olacak yorumlarına açtı

Posted in Güncel, MAGAZİN, Manşet, Sağlık, Siyaset0 Yorum

Açıkla Başkan!!Neden Cevap Veremiyorsun?

Açıkla Başkan!!Neden Cevap Veremiyorsun?

Maltepe Belediyesi Ana bina girişi ile ilgili yaptığımız haber hiç bir açıklama gelmedi.”BAĞIŞ MI İHALESİZ Mİ VERİLDİ”? Başlıklı haberimize aradan on gün geçmesine rağmen Belediyeden  bir açıklama gelmedi.Haberimizde Belediye Binası ana girişine yapılan kapı ve Mermer tadilatının Bağış mı yoksa ihale usulümü yapıldığı sorusunu sormuştuk,ayrıca hangi firmanın yaptığını yapan firmanın Belediyede başka işler yapıp yapmadığı ve Belediye Başkan Yardımcılarından birinin yakını olup olmadığı sorusu hala cevap bulamadı.Bağış yapıldıysa bu bağış yasal olarak onaylandı mı?Maltepe Belediye Başkanı neden cevap veremiyor?yoksa bu işin altında da bir çapanoğlu mu yatıyor.Burada da Senfoni Orkestrası gibi bir yolsuzluk mu var?Eğer yoksa neden cevap vermiyorsunuz?Bu Firmanın sahibi Belediye Başkanı Zenginin arkadaşı mı?Belediye’ye yapılan bu işin gerçek bedeli kaç liradır.Mustafa Zengin’den cevap Bekliyoruz.

Posted in Asayiş, Güncel, Manşet, Siyaset0 Yorum






Reklam
Rüya Tabirleri