Arşiv | Sağlık

Maltepe Belediyesi Mahalleyi Çöplük Yaptı

Maltepe Belediyesi Mahalleyi Çöplük Yaptı

Maltepe Belediyesi Temizlik İşleri Bazı çöpleri Zümrütevler Mahallesine dökmeye başladı.Maltepe Belediyesi Zümrütevler Cumhur sokak’da bulunan boş araziye çöp dökmeye başladı.Zümrütevler Mahalle Muhtarı Basri Başer’den edindiğimiz bilgiye göre Maltepe Belediyesini arayan Basri Başer’e İstanbul Büyükşehir Belediyesinden izin aldıklarını söylemişler iddia edilen Eğer doğruysa Büyükşehir de Buna izin verenler gelsinler Buranın durumunu birdaha gözden geçirsinler.Ancak Biz bu iddialara  inanmıyoruz.Daha önc ede Senfoni Orkestrası İhale yolsuzuluğu iddiasında İBB.Müfettişleri olumlu rapor verdi denilmesinden sonra İBB.yaptığı açıklama suçlu gördüklerini itiraf etmişti.Zümrüteveleri Çöplüğe çevirmeye yönelik bu çalışmalara İBB.dur diyecek mi?Hep birlikte göreceğiz.Burdan Günde 1500 e yakın öğrenci Okul’a 1000′e Yakın yetişkinde İş’e gidiyor.Buradan Çever Bakanlığı ve Çevre İl müdürlüğü’ne de çağrıda bulunuyoruz.Gereken yapılmalı..

Posted in Güncel, Manşet, Sağlık, Yaşam0 Yorum

Önce Babasını Şimdi de Annesini Kaybetti

Önce Babasını Şimdi de Annesini Kaybetti

Tedavi gördüğü Hastanede yaşamını yitiren Altayçeşme Mahallesi Muhtarı Arzu Toker’in annesi Hatice Toker son yolculuğuna uğurlandı.

Medical Park Hastanesi’nde tedavi gören 55 yaşında ki Hatice Toker saat önceki gün 16:30 sıralarında yaşamını yitirmişti. Anne Toker’in cenaze töreni bugün Maltepe Yüzevler Camii’nde düzenlendi. İkindi namazının ardından kılınanan cenaze namazı sonrasında Hatice Toker, 2009 yılında yaşamını yitiren Altayçeşme Mahalle Muhtarı olan eşi Engin Toker’in mezarının üstüne defnedildi.

Maltepe Yüzevler Camii’nde ki caneze törenine; Maltepe Kaymakamı Ahmet Okur, Maltepe İlçe Millieğitim Müdürü Faik Kaptan, Maltepe Belediyesi Başkan Yardımcıları Nimet Karabulut ve Ercan Köymen, Maltepe Belediyesi Başkan Danışmanı Hail Çiftçi, Ak Parti İlçe Başkanı Kamil Barkır, Maltepe eski Belediye Başkanlarından Bahtiyar Uyanık ve Fikri Köse, Maltepespor Başkanı Nuri Erkoç, Maltepespor Yönetim Kurulu Üyeleleri, Maltepe Belediyesi Meclis Üyeleri, Maltepe’de bulunan Mahalle Muhtarları, İl Genel Meclisi Üyeleri, Esenkent Mahallesi Muhtarı Sultan Şahin, Çınar Mahallesi Muhtarı Ayşem Möröy, Küçükyalı Mahallesi Muhtarı Kadriye Necla Timur,  MAKSEV Yönetim Kurulu Başkanı Adil Erkoç, Malkepe Ak Parti Yönetim Kurulu Üyeleri, Kamil Karabak, Erdoğan Akkaya, Maltepe ilçe Seçim Kurulu Başkanı  Ekrem Dündar, Maltepespor Yönetim Kurulu üyeleri Azmi Oktay, Muhsin Gülsuyu ve Şaban Genç, Maltepe Kadın Platfotmu Başkanı Ayşe Karakuş’un yanısıra çok sayıda yakını katıldı.

Klas Haber Gazetesi olarak Toker ailesine başsağlığı diler yakınlarına ve sevenlerine sabırlar dileriz.



Posted in Asayiş, Manşet, Sağlık0 Yorum

Türkiye’nin İlk Klon Canlısı “Oyalı” Yaşamını Yitirdi

Türkiye’nin İlk Klon Canlısı “Oyalı” Yaşamını Yitirdi

Haber: Yrd. Doç. Dr. Özgü YOLCU, Fotoğraf: Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Güngör , Levent kaçar

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Ana Bilim Dalı’nda 21 Kasım 2007′de dünyaya gelen Türkiye’nin ilk klonlanmış canlısı Oyalı 16 Nisan 2012 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

Konu ile ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Sema Birler, Ülkemizin ilk klon kuzusu Oyalı’nın ölüm nedeninin ilk belirlemelere göre bir akciğer enfeksiyonu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Birler, “Gerçekleştirilen yoğun tedaviye cevap vermeyen bu akut durumun kesin nedeninin ortaya konması amacıyla bir seri çalışma başlatılmış olup, halen bu çalışmalar devam etmektedir. Ön bulgular ve patolojik incelemeler, durumun klonlama tekniği ile ilgili olmadığını göstermektedir.” dedi.

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde 21 Kasım 2007 tarihinde dünyaya gelen Türkiye’nin ilk klon koyunu Oyalı dünyanın en uzun yaşayan klon hayvanları arasına girmiş oldu.

Türkiye’nin ilk klon koyunu Oyalı, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde 21 Kasım 2007 tarihinde dünyaya gelmişti.  Proje, TÜBİTAK ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından desteklenmişti. Hayvancılık ve insan sağlığını ilgilendiren birçok konuda çığır açabilecek bu çalışma bilim tarihine Türkiye’nin ilk klon projesi olarak geçti.

Türkiye’nin ilk klon koyunu Oyalı, 30 Mart 2011 tarihinde de sağlıklı bir yavru dünyaya getirmişti. İÜ Veteriner Fakültesi’nde gerçekleştirilen başarılı bir sezaryan operasyonuyla dünyaya gelen dişi kuzuya “Bahar” adı verilmişti. Klonlanan hayvanların üreyebilmesi; ilaç yapımı ve organ nakli gibi geniş bir alanda kullanılması planlanan klonlama çalışmalarının geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Dünyada klonlama yöntemi ile doğan kuzuların çoğu doğumdan hemen sonra ölmüştür. Bir kısmı ilk 1 ay, daha uzun yaşayan klon koyunlar ise yaklaşık 3 yıl yaşayabilmiştir. Klonlanan ilk canlı olan Dolly ise yaklaşık 7 yıl yaşadı. Türkiye’nin ilk klon kuzusu olan Oyalı ise 4,5 yaşında yaşamını yitirdi.

Klonlama nedir?

Prof. Dr. Sema Birler, klonlamanın ne olduğunu şöyle dile getirdi;

“Klonlama, erişkin bir canlının genetik benzerlerinin oluşturulmasıdır. Klonlama çalışmalarını üremeye yönelik klonlama ve terapötik yani tedavi etmeye yönelik klonlama olmak üzere iki ana başlıkta toplayabiliriz. Üremeye yönelik klonlamada, (Dolly ve Oyalı’nın doğumu gibi) sonuçta bir canlının üretimi söz konusudur. Terapötik klonlamada ise embriyonik kök hücrelerin yani klonlama yöntemi ile elde edilen embriyolardan kök hücrelerin oluşturulması amaçlanmaktadır.”

Klonlamadan neler bekleniyor?

Prof. Dr. Sema Birler, klonlamanın hangi alanlarda yararlı olmasının beklendiğini ve insan sağlığı açısından hangi amaçlarla kullanılabileceğini şöyle açıkladı;

“Klonlama ile hem hayvancılık alanında hem de insan sağlığını ilgilendiren konularda ulaşılabilecek birçok önemli açılım var. Soyu tükenmek üzere olan hayvanların klonlama yoluyla tekrar doğaya kazandırılması mümkün. Hayvancılık alanındaki diğer bir konu, yüksek verimli elit hayvanların oluşturulması ve bunlardan maksimum düzeyde ürün elde edilmesidir.

Klonlanan hayvanlardan insan sağlığı için yararlı ürünler elde edilebilir. Burada amaç transgenik hayvanları üretmek. Protein karakterindeki ilaç ve ilaç benzeri maddeleri üretecek geni taşıyan koyunun sütünden farmasötik yani ilaca dönüştürülebilecek proteinler elde edilerek ilaç sanayisinde kullanılabilir.

Klonlama teknolojisinin kullanılması düşünülen bir başka alan ise organ donörü (vericisi) olarak hayvanların kullanımı. Birçok hasta, organ yetmezliği nedeniyle çaresiz durumda. Klonlama ve transgenik teknoloji birlikte uygulanarak hayvan organlarının insanlarda kullanılabilmesi için çalışmalar gerçekleştiriyor. Tabi ki bunlar henüz araştırma aşamasında. Eğer çalışmalar başarı ile sonuçlanırsa hayvanlar organ donörü olarak da kullanılabilecek.”

Posted in Güncel, Manşet, Sağlık, Yaşam0 Yorum

İDEAL GÖĞÜSLER SAHİP OLMAK MÜMKÜN

İDEAL GÖĞÜSLER SAHİP OLMAK MÜMKÜN

Kadının güzelliği ve doğurganlığının en önemli simgelerinden olan göğüslerde, günümüzde sağlıktan çok, estetik kaygıların ön planda tutuluyor. Dolgun ve ideal bir göğse sahip olmak tüm kadınların ortak hayallerini süslerken, sosyal yaşam kalitelerini de doğrudan etkilediğini söyleyen Çağıner Hastanesi Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Selçuk Kuyubaşı, yıllar içinde memelerin elastikiyet kaybı, gevşeme, hamilelik ve yer çekiminin etkisi ile büyüyü sarktığını söyledi. Memelerin küçültülmesi, toparlanması ve eski diri görünümlerine kavuşabilmesinin tek yönteminin meme küçültme ameliyatı olduğunu söyleyen Plastik Cerrah Kuyubaşı ile meme küçültme ameliyatları konusunda merak edilen soruları yanıtladı :

İz bırakmayan meme küçültme ameliyatı var mıdır?
Tüm meme küçültme ameliyatlarında cilde yapılan kesilere bağlı olarak iz kalır. Başlangıçta izler kızarık ve belirgindir; ama aradan 5-6 ay geçtikten sonra izlerin rengi solar ve son halini alır. İzlerin bu solmuş hali hayat boyu kalıcıdır, herhangi bir yöntemle yok edilmeleri söz konusu değildir.

Arkadaşımın memesini gördüm, izler kabul edilir gibi değildi; bende de böyle izler kalacak mı?
Memede kalan izler daha çok kullanılan cerrahi teknikle ilgilidir. Eğer klasik yöntem (ters T şeklinde iz bırakan yöntem) kullanılmışsa çok fazla iz kalır ve meme estetik bir organ görüntüsünden uzaklaşır.Vertikal teknikte ise hastaları özellikle rahatsız eden, meme altı kıvrımı boyunca koltuk altına kadar uzanan kesi izi olmayacağı için çok daha az iz kalacaktır.Üstelik vertikal teknikte, meme başından aşağıya doğru diklemesine uzanan yegane iz hastaları rahatsız etmez çünkü zaman içinde bu iz memedeki herhangi bir çatlak görünümü kazanacaktır. İzlerin miktarı yanında bir diğer önemli konu da izlerin kalitesidir. Bu maalesef sıklıkla göz ardı edilen bir konudur. Kaliteli iz, genişlememiş yani en kazanmamış iz demektir. İzin zaman içinde genişlemesi ve daha belirgin hal alması çok sık gördüğümüz bir problemdir. Bu, tamamen cerrahi teknik ile bağlantılıdır. Çünkü yara dudaklarındaki gerginlik zaman içinde kesi izini genişletir. Kullanılan cerrahi teknik iyi planlanmamışsa ve cilt gereğinden fazla çıkarılarak yara dudakları gerginlik altında dikilmişse sonuç genişlemiş izler olacaktır. Bunu önlemek cerrahın elindedir; cilt ne eksik ne de fazla, optimum miktarda çıkarılmalı ve yara dudakları gerginlik olmadan birbirine dikilmelidir. Bu durumda kalan izler çok daha ince ve zarif olacak, adeta basit bir cilt çatlağı görünümüne kavuşacaktır.

Ameliyat sonrası emzirebilir miyim?
Evet;tecrübeler vertikal mamoplasti sonrası hastaların süt verme potansiyellerini koruduklarını gösteriyor.Bunda en önemli sebep meme başı ile süt oluşturan içerideki meme dokusu arasındaki devamlılığın korunuyor olmasıdır.

Çok büyük memelerde vertikal mamoplasti tekniğinin kullanılamadığı doğru mudur?
Maalesef böyle yanlış bir inanç var; halbuki ister küçük, ister büyük olsun vertikal yöntem tüm memelerde başarıyla uygulanabilir.

Bu kadar üstün bir yöntem varken niye halen eski yöntem(ters T) kullanılmaya devam ediyor?
Vertikal mamoplasti yöntemi günümüzde teknolojisi en yüksek meme küçültme tekniğidir.Eski yöntemin halen sıklıkla kullanılmasının birkaç sebebi vardır.Öncelikle bilinmelidir ki vertikal mamoplasty ters T tekniğine göre çok daha yeni bir ameliyat yöntemidir;çoğu cerrahın eğitim sürecinde yer almamıştır,eğitim kurumlarının birçoğunda yaygınlaşmamıştır.Bir diğer sebep ise ters T yönteminin teknik açıdan çok daha basit olmasıdır;vertikal yöntemle meme küçültme ameliyatında teknik detay ve zorluklar daha fazladır;bu sebeplerle uygulamada estetik cerrahların birçoğu eski yöntemlerinden vazgeçmemektedirler.Bir diğer sebep ise ameliyat süresidir;vertikal yöntem daha uzun ameliyat süresi gerektirmektedir.

Sadece meme başından yapılan kesi ile meme küçültme yapılabiliyormuş…
Evet,sadece meme başı çevresinden kesi yapılarak meme küçültme tarif eden ‘Benelli Tekniği’ olarak literatürde yerini almış bir yöntem daha vardır.Daha az iz bırakması iddiası yüzünden ilk tarif edildiğinde çok dikkat çekmiş ve estetik cerrahi camiasında heyecan yaratmıştır.Fakat zaman içinde sonuçların beklendiği gibi olmadığı anlaşılmıştır.Memelerin yeterince küçültülememesi,meme başı etrafındaki izlerin anormal genişlemesi,meme başlarında ‘tabaklaşma’ dediğimiz birtakım görüntü sorunları sebebiyle bu yöntem cazibesini hemen yitirmiştir.

Mükemmel bir meme küçültme yöntemi var mıdır?
Estetik cerrahların mükemmeli arayışı devam edecektir;bu bir süreçtir.Nesillerdir devam eden bu süreçte çok mesafe alınmıştır.İzlerin en aza indirilmesi ve sonuçların çok daha kalıcı olmasına yönelik çaba devam edecektir ama bilinmelidir ki günümüz şartlarında en yüz güldürücü meme küçültme tekniği vertikal yöntemdir.

Posted in Manşet, Sağlık0 Yorum

MEDİCAL ESTETİKTE KAFALAR KARIŞIK

MEDİCAL ESTETİKTE KAFALAR KARIŞIK

Medikal uygulamalarda gün geçmiyor ki, her gün bir yenilik veya farklı bir uygulama çıkıyor. Medikal estetik ya da kozmetik cerrahide o kadar teknik ve ürün varki seçim yapmak çok zor. Bu kadar fazla alternatif arasında insanların kafasının çok karışık olduğunu söyleyen Çağıner Hastanesi Genel Cerrahi ve Medikal Estetik Uzmanı Op.Dr.Hasan Yavuz “Medikal estetik deyince dolgu, botoks”, PRP, ortaderi tedavisi, ultrasonik uygulamalar, ozon tedavi, karboksiterapi ve diğerleri. Peki, hangi teknik ne zaman uygulanmalı?. Global olarak konuya baktığımızda bütün estetisyenlerin beklentisi parlak, sıkı, nemli bir cilt yani ”baby face, bebek cildi ” Bunun için hedef organ tabiî ki cilt yani dermis. Bu konuda başarılı olmanın yolu dermisi çok iyi tanımaktan geçiyor. Yani buradaki hedef tabakalar ve hücreler çok iyi belirlenmeli. Cilt, cilt altı yağ dokusu ve onunda altında adale dokusu dikkatle hedef alınmalı. Örneğin botoksta yüz mimik adeleleri felç ediliyor ve kırışıklıklar kayboluyor, dolgu ile derin kırışıklıklar düzeltiliyor volüm kayıpları düzeltiliyor, mezoterapi ile cilt nemli, canlı, parlak ve sıkı bir hale geliyor, ultrasonik uygulamalar ile yağ mobilizasyonu yapılıyor ve cilt sıkılaştırılıyor, PRP ile adeta cilt yeniden oluşturuluyor. Bütün bu tekniklerin tek başına uygulanması maalesef çoğu zaman yeterli olmuyor, uygun zaman dilimlerinde uygun yöntemlerin seçilmesi ile maksimum verim alınıyor. Örneğin bütün cilt uygulamalarına önce PRP ile başlamak en mantıklısı. Çünkü kendi kanınızdan üretilen ve gençleşme faktörleri içeren bir ürün, allerji riski sıfır ve ortalama 3 seans sonunda cilt adeta yeniden oluşturuluyor. Sonra ihtiyaç olursa botoks, dolgu ya da mezoterapi ilavesi ile kusursuz sonuçlar almak mümkün” dedi.
Ancak bütün estetik müdahalelerin sonrasında bol su içme alışkanlığı edinmek gerektiğini söyleyen Çağıner Hastanesi Genel Cerrahi ve Medikal Estetik Uzmanı Op.Dr.Hasan Yavuz, diyet, egzersiz ve güneşten uzak durma yapılan prosedürün uzun soluklu olmasında temel faktör olduğu uyarısında bulundu

Posted in Manşet, Sağlık0 Yorum

Kadınların Korkulu Rüyası: İdrar Kaçırma

Kadınların Korkulu Rüyası: İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma, istemsiz olarak idrar yapma hissidir. Kişinin hayat kalitesini oldukça olumsuz etkileyen bu problem sıklıkla kadınlarda gözlemlendiği belirtildi. Çalışan kadınlar kadar , ev hanımlarında dahi günlük yaşamı olumsuz etkileyen bu durum sebebi ile kadınların sosyal yaşamla bağlarını kesmelerine ve psikolojik bozukluklara yol açtığını belirten Çağıner Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Timuçin Timuroğlu, ülkemizde her 4-5 kadının birinde görüldüğü gibi yapılan araştırmalarda dünya da 280 milyon kadının bu sebeple tedavi gördüğünün ortaya çıktığını söyledi. Kadınlarda doğum , ilerleyen yaş ve menopoz nedeniyle oluşan anatomik bozukluklarla idrar torbasının yetersiz yada iyi çalışmaması sebebi ile bu rahatsızlığın yaşandığını söyleyen Op.Dr. Timuroğlu “ İdrar kaçırma bir çok kadında zaman zaman ortaya çıkabilen bir durumdur. Üç çeşit idrar kaçırma var. Bu sıkıntının temelinde Doğum sayısının fazla olması, zor doğumlar, yaşlılık, menapoz, şişmanlık, kronik kabızlık, sigara, geçirilmiş rahim ameliyatları gibi etkenler yatmaktadır. Bu sosyal bir problem oluşturacak boyuta geldiğinde mutlaka tıbbı yardım almak gerekiyor. Ama maalesef kadınlar bu konuda oldukça çekingen davranmakta yada doktora gitmeyi ihmal etmektedirler. Çoğu kez sokağa dahi çıkmakta tereddüt eden kadınlar yaşamlarını buna göre ayarlayarak bu problemle baş etmeye çalışmaktadırlar. Oysa bu ciddi bir sağlık sorunudur. Kişiyi sosyal hayattan koparttığı gibi depresyona kadar varan psikolojik sorunlara yol açmaktadır ”dedi.
Bu problemin altında yatan sebebin yapılacak küçük testlerle tespit edilmesinin mümkün olduğunu söyleyen Op.Dr.Timuçin Timuroğlu şunları söyledi :

LASER İLE TEK SEANSTA KURTULUN
“Problemin kaynağı mesanedeki aşırı aktivite ise bu ilaçla tedavi edilibiliyor. İlaçlarla yardımıyla mesane kasları gevşetilerek, kasılmalar ortadan kaldırılır ve kapasite artırılabilir. Eğer problem ilaçla çözülemiyorsa cerrahi işleme karar verilebilir. Ameliyat diğer tedavi seçeneklerinin etkisiz kaldığı durumlarda en etkin yöntemdir. Başarı şansı uygulanan tekniğe göre, yüzde 75 ile yüzde 95 arasındadır. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte artık anatomik idrar kaçırmada lazer büyük bir kolaylık sağlıyor. Sıklıkla zor doğumlar veya tekrarlayan vajinal müdahaleler nedeniyle pelvik taban yapısındaki bozulmalar ve yırtılmalar nedeniyle mesane bozulmalarından kaynaklanan idrar kaçırma problemleri, Er-yag lazer ile onarımı kısa sürede yapılmaktadır. Herhangi bir kesi , ağrı veya kanama olmayan bu yöntem de lokal veya genel anestezi gerektirmiyor. Tek uygulama ile hızlı bir yöntemidir”

Uygulamadan sonra hastanın yatmasına gerek kalmadan günlük yaşamına dönebildiğini vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Timuçin Timuroğlu, kişinin hem sosyal hem de psikolojik yönden rahatladığını belirtti.

Posted in Manşet, Sağlık0 Yorum

Senfoni Duruşmasının İlki Yapıldı

Senfoni Duruşmasının İlki Yapıldı

 Maltepe Belediyesi Senfoni Orkestrası İhalesine de Zincirleme şekilde İhaleye fesat karıştırma iddiası ile Ağır Cezada açılan davanın ilk duruşması bugün yapıldı.Sekiz sanıklı davanın Sanıklarından Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin Raporlu olduğundan duruşmaya katılmadı.Kartal 1.Ağır Ceza Mahkemesinde Görülen davada sanıklar ve sanık Avukatları savunma yaptılar.Burada yapılan savunmalar da ortak nokta “Biz Evren Bingöl’ün Başkan Yardımcısı Mehmet Bingöl’ün oğlu olduğunu bilmiyorduk.bilseydik zaten ihaleye giremezdi.”dediler.Adliye’ye destek vermek amacıyla çok sayıda Belediye çalışanı da geldi.Duruşma salonunun darlığı sebebi ile  bir çok kişi salona alınmadı.   Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin’in ise mahkemeye gelmeme sebebinin anjiyo olduğu şeklinde iddia edildi.duruşma 17 Mayıs 2012 Tarihine ertelendi.Ara kararın verilmesinin ardından ise sanıklar işlerine döndü. Ara Karar ise şu şekilde:Gelmeyen sanık Mustafa Zengin’in mazeretinin kabulüne duruşma günün yeniden tebliğine.Açılan davanın içişleri Bakanlığına ihbarına,Suçtan zarar görmesi ihtimaline binaen hazinenin kamu davasına katılan olarak kabulüne,Av. Onur Oğuz’un da katılan vekili olarak dava ve duruşmalara kabulüne,tensiben çağrılan ancak dinlenmeleri dosyaya bir katkı sağlamayacağı anlaşılan gelmeyen tanıklar ile tensip 6 no’lu kararıyla dinleneceği düşünülen tanıkların dinlenmesinde vazgeçilmesine .Sayıştay başkanlığına yazı yazılarak Maltepe Belediyesine ait 2009 yılı 502 ilam no’lu denetim raporunun onaylı bir suretinin istenilmesine.Artölye firması ortaklarından Orhan Gündoğdu’nun tanık olarak dinlenmesi için gerekli işlemin yapılmasına.Artölye firmasının kuruluşundan bu tarafa tüm kayıtlarının istenilmesi,için Ankara ticaret sicil müdürlüğüne yazı yazılmasına.Sanık müdafilerine varsa yazılı beyanlarını bildirmeleri için süre verilmesine.Sanık Mustafa Zengin’in savunması alındıktan sonra dosyanın bilirkişiye gönderilmesine hususunun değerlenderilmesine.Sanık Mustafa Zengin Müdafiinin yazılı talepleri konusunda savunmalar ve yukarıda ki:eksiklikler giderildikten sonra değerlendirme yapılamasına.İddia Makamının açılan kamu davasının Belediye ihbarı konusundaki talebinin Belediyeler  Başkanlık tarafından Temsil edilmekte olduğundan ve Başkanı da bu dosyada sanık olduğundan taraf birleşmesi olması nedeniyle reddine.Bu nedenle duruşmanın 17.05.2012 Günü saat 13:00 a bırakılmasına oybirliği ile bırakılmasına karar verildi.deniliyor.

Posted in Asayiş, Manşet, Sağlık5 Yorum

DOĞRU DİYETLE İNCELİN

DOĞRU DİYETLE İNCELİN

Günümüzün önemli sorunlarından biri olan aşırı kilolar ve obeziteden kurtulmak için her gün değişik yöntemlere başvurup para harcamanıza rağmen istediğiniz kiloya kavuşamıyorsanız, bir de doğal diyetleri deneyin. Kiloların yanı sıra kolesteroldan, hipertansiyona, kalp rahatsızlığından, diyabete kadar bir çok rahatsızlığa da çözüm olabilecek diyetler öneren Doç.Dr.İbrahim Aşkar, kişinin yapısına ve varsa hastalıklarına uygun diyetlerle fazla kilolardan kurtulabileceğini söyledi. Periyodik olarak kilo alıp-verme ile kendini gösteren, vücuttaki yağ dokusu oranının normalden fazla olmasıyla tanımlanan, kronik bir metabolizma bozukluğu tabir edilen obezite, sistemik hastalıklar, ilaç kullanımı, genetik hastalıklar, psikolojik etkenler, çevresel faktörler gibi birçok etkene bağlı olarak şişmanlık ortaya çıkabilir. Bütün bu etkenler göz önüne alınırsa, şişmanlıkla mücadele ve formumuzu korumak için yaşam boyunca dikkat edilmesinin önemine değinen Doç.Dr.İbrahim Aşkar, bilinçsizce uygulanan diyetlerden fayda görmenin mümkün olmadığını söyledi. Doğal diyetlerle kilo vermenin mümkün olabileceğini söyleyen Aşkar, şu diyet önerilerinde bulundu :

Greyfurt diyeti: Bilinen en eski bilimsel diyetlerdendir. Yüksek protein diyeti ve greyfurt suyu tüketilmesi esasına dayanır. Et tüketimi artmışken, sebze ve meyve tüketimi azaltılmıştır. Düşük karbonhidrat ve orta derecede protein alımı yöntemi ile greyfurt diyeti günde 800-1000 kalori alınması hedeflenir. Greyfurt veya greyfurt suyu alınmasa da normalde böyle düşük kalori alımına dayalı bir diyet zaten rahatlıkla kilo verdirebilir. Greyfurt meyve olarak insülin seviyesini azaltmakta, böylece yağ depolanmasına engel olduğu gibi ve açlık hissini bastırmaktadır. Greyfurt suyu içerdiği yağları parçalayan enzimler sayesinde barsaklarda proteinden zengin diyetin yağa dönüşmesini engelleyip, atılmasını sağlarken, yağ hücreleri içinde de yağları parçalayarak zayıflama ilacı gibi kilo verilmesini sağlamaktadır.

Patates diyeti: Düşük karbonhidrat alımı esasına dayanan patates diyetinde günde 600 kalori alınması öngörülür. Patates diyetinde haftalık 5-6 kilo verilmesi amaçlanır. Bir kere yapılması önerilir, tekrarı uygun değildir. Patates haşlanmış olarak tüketilir. Patetes hep şişmanlattığı şeklinde bilinir. Oysa patates vücut için için gerekli bir çok minerali içeriyor.

Çikolota diyeti: Çikolota protein, yağ, karbonhidrat, demir, fosfor, magnezyum ve kalsiyum içermektedir. Bu nedenle kemik yapısı güçlendirip, kas ve sinir sistemi fonksiyonlarını düzenlemede yardımcı olur. Çikolota aşırı alınmamak kaydıyla kilo alınmasına yol açmaz. Günlük 1250 kalori alımını hedefleyen çikolota diyeti ile 15 günde 3-4 kilo verilebilir. Çikolota diyeti 3-4 hafta süre ile uygulanabilir. Karbonhidrat, fosfor, potasyum ve kalsiyum açısından fazla zengin olduğundan diyabet ve böbrek hastalarında çikolota diyeti önerilmez.

Limon diyeti: Barsaklarda yağların emilimini engeller, dezenfekte eder ve cildi canlandırır. Kilo vermek, kişinin metabolik bir problemi yoksa, matematik denklik şeklindedir ve haftada 7000 kalori az alarak, iki kilo verilebilir. Yani günde 1000 kalori daha az yemek gerekir. Diyabet diyeti yani şeker hastalarına verilen diyete benzer ortalama günlük 1200 kalori alınan bir diyet tanımlanıp, yağ alımı minimuma indirilmelidir. Vitamin C içeriği açısından zengin olan limon toksinleri attırma özelliğine sahip olduğu için vücutta su tutulması ve ödem oluşumunu engellerken, selülit oluşumunu da azaltmaktadır Suyunu sıkarak veya rendeleyerek, günde ortalama dört limon tüketmek gerekir. Kış aylarında toksik maddelerinde atılımında oldukça faydalıdır. Vitamin C en öneml antioksidanlardan biri olup doku gençleştirilmesinde faydalıdır.

Soğan çorbası diyeti: Üç gün içinde 2-3 kilo vermek amacıyla yapılır. Günlük ortalam 500 kalori alınması öngörülür. En fazla üç gün uygulanabilir. İkinci kez uygulamak için arada süre olmalıdır. Soğan çorbası kasları çalıştırıp, idrar atımını arttırarak zayıflamada etkilidir. Diyette kalori dağılımı ylüzde 62 karbonhidrat, yüzde 21 yağ ve yüzde 17 proteinden oluşup, yağ kaybından ziyade kas ve su kaybına neden olur ki, tekrarı sağlıklı zayıflamak yerine metabolizmanın yavaşlamasına neden olur.

Bu Giritli diyeti: Giritli diyeti aslında tüm Akdenizlilerin yediği zeytinyağı, sebze, kuru baklagiller ve balık gibi yiyeceklerden oluşur. Sağlıklı bir diyette kalori alımı günlük 600-800 kalorinin altına inilmesine rağmen metabolizma yavaşlamamalı, bedenin enerji harcaması normal seviyede tutulabilmelidir. Ayrıca sağlıklı diyet yapılırken, kan şekeri az yükselmeli, kan basıncı normalden düşük olmamalıdır. Kuru fasulye, mercimek, nohut gibi kuru baklagiller yemek isterseniz ekmek yerine yiyebilirsiniz. Et yemiyorsanız yada sevmiyorsanız yoğurt yiyebilirsiniz. Esmer undan yapılmış ekmek yenebilir. Patates, pirinç, beyaz un, mısır, her çeşit tatlı ve şeker yenemez”. Doç.Dr.İbrahim Aşkar, diyetlerin belli bir disiplin içerisinde uygulanması halinde kilo vermenin mümkün olduğunu ancak, eğer sağlık sorunları ile şüpheleri olmaları halinde ise mutlaka diyetten önce bir doktora başvurulması uyarısında bulundu.

Posted in Sağlık0 Yorum

Estetik Liginin Şampiyonu : Burun

Estetik Liginin Şampiyonu : Burun

Yaptırılan burun estetiği ile yüzün şeklinin değiştirmekle kalmayıp , hem kişinin psikolojini hem de nefes rahat nefes alma sorunlarını ortadan kaldırdığını söyleyen Plastik ve Estetik Cerrahi Selçuk Kuyubaşı , burun estetiğinin ülkemizde en çok yaptırılan ameliyat olduğunu söyledi.

Burun estetiği (Rhinoplasti) ameliyatları erkek ve kadın tarafından en çok tercih edilen operasyon oldu. Rhinoplasti ile kişilerin sadece yüz görünümlerinin değişmediğini bazı sağlık sorunlarının çözümüne da yardımcı oluyor. Ameliyatta yapılan işlem temel olarak burnun iskeletini oluşturan kemik ve kıkırdak yapının şekillendirilmesi olduğunu söyleyen Plastik ve Estetik Cerrahi Selçuk Kuyubaşı , burun estetiği ile ilgili olarak ta bilgi kirliliği yaşandığını söyleyen Kuyubaşı şunları söyledi :

“Gündemden düşmemesine rağmen rhinoplasti ameliyatı hakkında halen fikir birliğine varılamamış birçok bilinmeyen ve bilgi kirliliği yaratan söylentiler devam ede gelmektedir. Açıklığa kavuşturulması gereken konulardan birincisi kullanılan teknik konusundadır. Açık veya kapalı tekniğin hangisinin daha iyi sonuç verdiği tartışılıyor.

Rhinop lasti açık ve kapalı olarak adlandırılan iki teknikle gerçekleştirilebilir. Açık teknikte burnun iki deliği arasındaki kolumella dediğimiz bölgeden cilde kesi yapılır. Kapalı teknikte ise tüm kesiler burnun içinden yapılır. dışarıdan görülen herhangi bir cilt kesi izi yoktur. Açık tekniği tercih edenler ise her işlemi görerek yaptıkları için buruna daha hakim olduklarını iddia ederler.Halbuki açık teknikte hemen her şey görerek yapılsa bile, burun iskeletiyle üzerini örten cilt arasındaki bütünlük bozulduğu için,özellikle burun sırtı ile ucu arasındaki ilişkinin ameliyat esnasında yeterli değerlendirilmesi zaafa uğrar. Bu esasen hayati bir dezavantajdır; dışarıdan görülen iz ise cabasıdır. Hangi tekniğin daha iyi sonuç verdiğine dair tartışmalar sürmektedir. Halbuki bu tartışma yanlış bir zeminde devam etmektedir zira iki teknik arasında birbirine üstünlük söz konusu değildir;buradaki seçim daha çok cerrahın tecrübesiyle ilgilidir. Kapalı teknik dışarıdan görülen herhangi bir iz bırakmaz ama yüksek düzeyde tecrübe ve teknik donanım gerektirir; açık teknik ile yapılabilen her türlü cerrahi manevra,tecrübeli ellerde kapalı teknikle de eksiksiz biçimde gerçekleştirilebilir”

OPERASYON SONRASI NEFES ALMA GÜÇLÜĞÜ OLUR MU?

Burun ameliyatı sonrası gelişen nefes darlığı çoğu kez ihmal edilen ama üzerinde önemle durulması gereken yaygın bir sorun olduğunu söyleyen Plastik ve Estetik Cerrahı Selçuk Kuyubaşı “ Ameliyattan sonraki erken dönemde şişliklere bağlı görülen nefes darlığı doğal ve geçicidir. Ama uzun dönemde, şişlikler geçtikten sonra da devam ederse sorun vardır. Rhinoplasti doğası gereği hava yollarını daraltan bir ameliyattır; bu yüzden ameliyattan önce nefes darlığına yol açmayan , gizli kalmış , hafif dereceli septal deviasyon eğer cerrah tarafından farkedilerek düzeltilmezse ameliyattan sonra hastada nefes darlığına yol açabilir. Bu sebeple, nefes alma güçlüğü olsun veya olmasın, tüm hastaların, septum deviasyonu veya nefes alma güçlüğü yaratabilecek olası problemlerinin ameliyatta dikkatle değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bu şartlar yerine getirildiği taktirde rinoplasti ameliyatı sonrası nefes alma problemiyle karşılaşılmaz” dedi

Rhinoplasti sonrası genellikle düzeltici ikinci bir işlemin gerekli olduğu şeklinde yaygın bir kanı olduğunu belirten Kuyubaşı, eğer tatminkar bir sonuç alınmadıysa bu durumun eksik veya yanlış ameliyattan kaynaklanabileceğini söyledi. Diğer bilinen yanlış bir konu ise ameliyat sonrası burun ucunun düştüğü yönündeki kanaatların bir yanılsamadan ibaret olduğunu belirten Selçuk Kuyubaşı “ Burun ucu düşmez;aslında bu bir yanılsamadır.Burun sırtı ile ucu arasındaki pozisyonun iyi sağlanamadığı yetersiz ameliyatlarda,bu eksiklik başlangıçtaki mevcut ödem yüzünden saklı kalır. Aradan aylar geçtikçe burundaki ödem yavaş yavaş çözülür ve burun ucundaki sorun kendini belli etmeye başlar.Hastalar bunu burun ucunun düşmesi olarak algılar. Birde tamponların alınması sırasında çok can yaktığı şeklinde biliniyor.

Tamponları alırken hasta ciddi rahatsızlık duyabilir. Bu yüzden en iyisi tampon kullanmamaktır.Tamponun kullanım amacı burun içindeki müdahale yapılan bölgede kan birikmesini önlemektir.Bu amaçla başvurulabilecek diğer bir yöntem bu bölgeye bir kaç dikiş koymaktır.Bu işlem ameliyat süresini biraz uzatabilir ama tampon ihtiyacı ortadan kalkar” şeklinde konuştu

Estetik cerrahinin gelişmesi ile birlikte hem ülkemizden hem de değişik ülkelerden talep gördüklerini söyleyen Plastik ve Estetik Cerrahi Selçuk Kuyubaşı, yaş ve cinsiyet ayırımı olmaksızın en çok tercih edilen operasyonların başında Burun estetiğinin liderliğini koruduğunu da söyledi.

Posted in Manşet, Sağlık0 Yorum

Bilinçsiz Varis Çorabı Kullanımı Hastalığı tetikliyor

Bilinçsiz Varis Çorabı Kullanımı Hastalığı tetikliyor

Toplardamar bozukluğu olarak ta bilinen varis tedavisinde, varis çoraplarının doktor denetiminde ölçü alındıktan sonra kullanılmasının daha faydalı olduğunu söyleyen Çağıner Hastanesi Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Hasan Yavuz “Bilinçsizce kullanım, yarardan çok zarar veriyor” dedi.

Kanı kalbe geri taşıyan toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınçtan dolayı düzgün kapanmasının engellenmesi sonucu damar yapısında meydana gelen genişlemeden ve bükümlerden dolayı varisler oluşuyor. Bundan dolayı yeşilimsi, mor veya mavi renkte görüntü oluşturan bu damar kümelenmesi olarak bilinen varislerin günümüzde tedavisi de rahatlıkla yapılabiliyor. Lazer ile varislerin tadavisini yapıldığını söyleyen Çağıner Hastanesi Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr.Hasan Yavuz “ Gece krampları, ağrı ve kaşıntı en sık görülen şikâyetler olup bazen derin bacak yaraları sonucu maalesef ekstremite kesimi söz konusu olabilir. Günümüzde artık varis tedavisi adına her şey yapılabiliyor. Skleroterapı, Lazer ile iç ve dış varis müdahaleleri büyük basarı ile yapılmakta ve hastalar 1-2 gün içinde normal hayatlarına dönebilmektedir. Ancak her hastalıkta olduğu gibi tedavi sonrası yapılması gerekenler sağlıklı ve uzun ömürlü bir süreç için çok önemli. Varis çorapları, varis tedavisinin vazgeçilmez bir parçası olmuş durumda. Hatta sürekli ayakta durmayı ya da oturmayı gerektiren mesleklerde koruyucu amaçla giyilmeleri tavsiye ediliyor. Özellikle varis tedavisi sonrası en az 3 – 6 ay giyilmesi önerilse de, bizce yaz aylarında ara verilmek kaydıyla kış aylarında ömür boyu giyilmesi ve külotlu varis çorabı olması çok önemli. Diğer önemli nokta varis çorabı için mutlaka ölçü alınması gerekiyor. Aksi taktirde bilinçsizce kullanılan varis çorapları yarardan çok zarar vermektedir” dedi.

Posted in Sağlık0 Yorum

HOCALI SOYKIRIMI TANINMALIDIR

HOCALI SOYKIRIMI TANINMALIDIR

 Bundan 20 yıl önce 26 Şubat 1992’de çağdaş, eşitlikçi, demokrat ve insan haklarına saygılı geçinen ülkelerin kahreden bir sessizliğe büründüğü gece, Ermeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini işgal ettiler.

 1991 yılı Ekim ayından beri kuşatma altında tutulan Hocalı’ya, Rusların 366. Alayı’nın desteğini alan Ermeniler 26 Şubat 1992’de girdiler. Yalnızca bir gün içinde tümü savunmasız 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere 613 kişiyi katlettiler. Ayrıca, 487 kişi ağır yaralandı ve 1275 kişi ise rehin alındı. Ermeniler yakaladıkları herkese işkence yaptı. Olayın ilk günü kimse bölgeye giremedi. Çünkü Ermeniler yaptıkları bu caniliklerin ortaya çıkmasından korkuyorlardı. Fakat günler sonra bölgeye ulaşan Batılılar bile katliamı kabul etmekte hiç zorlanmayacaklardı.

 

Katliamı Ermenilerle beraber ortaklaşa yapan Rusların Izvestiya gazetesi şöyle yazıyordu:

“Çocukların kulakları, bir kadının yüzünün bir kısmı, kesilmiştir. Erkeklerin kafa derileri yüzülmüştür…

… Ben tepede yüzden fazla ceset gördüm. Bir erkeğin kafası kopartılmıştı…”

 

Fransızların ünlü gazetesi Le Monde ise katliamı şöyle anlatıyor:

“Ağdam’daki yabancı gazeteciler, Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları sökülmüş insanlar görmüşler”.

 

Bu bir Azerbaycan propagandası değil; tamamıyla belgeli gerçeklerdir.

Ama ne yazık ki, sözde Ermeni soykırımı masalıyla Türk üniversitelerinde konferansların düzenlendiği bugünlerde, tamamı kayıtlara geçirilmiş, tanıkları olan, fotoğrafları olan bir katliam için ise sözbirliği etmişçesine sözde aydınlardan hiçbir tepki gelmemektedir.

 

Ancak Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali ile yaşanan dram, Hocalı ile sınırlı değildir. İşgallerde toplam 20 bin Azeri Türk’ü şehit edilmiştir. 49 bin kişi yaralanmış; işgal, Azerbaycan’ı 60 milyar dolarlık ekonomik zarara uğratmıştır. Bugün Azerbaycan topraklarının beşte biri Ermeni işgali altında inim inim inlemekte, 1 milyon 200 bin Azerbaycan Türkü asırlardır yaşadıkları Karabağ’dan uzakta, adeta sürgün hayatı yaşamaktadır.

 

Hal böyle iken 20. yüzyılın son yıllarında Azerbaycanlı soydaşlarımıza gözlerinin önünde uygulanan soykırımı, işgali ve hala yaşanmakta olan dramı görmezden gelerek, Türklerin Ermenilere soykırım yaptığı yalanı üzerinden yürütülen kara propagandaya destek veren ve kanun çıkartarak “Ermeni soykırımı yoktur” diyenleri cezalandırmayı öngören Fransa’yı; insafa, izana ve insanlığa davet ediyor,  bir kez daha şiddetle kınıyoruz.

 

Biz yüreğimizde Irak’ta dökülen kanın sızısını duyuyoruz. Biz dağlık Karabağ’da yaşanan Hocalı soykırımına ağıtlar yakıyoruz.

 

1974 Kıbrıs Harekâtından önce Türklere yapılan etnik temizlik mezalimini unutmuyoruz.

 

Biz, Batı Trakya ile hüzünleniriz.

 

 

Doğu Türkistan boğazımızda düğümdür. İran Türklüğünü unutmayız, unutamayız.

 

Batı Türklüğüne karşı Avrupalı ülkelerin yürüttüğü asimilasyon temelli entegrasyona, inançlarımıza ve dilimize karşı yürütülen anlaşılmaz tutuma hep birlikte “hayır” deriz.

 

İnsanlığın hafızasına küflü demirlerle kazıdığı soykırımın acısını, bugün de iliklerimize kadar hissediyoruz.

 

Biz her gün dünyanın her köşesindeki mazlum milletler için gözyaşı döküyoruz.

 

İnsanlık adına, Kardeşlik adına…

  

Canımız, kanımız, öz kardeşimiz olan bir milyon 200 bin Azerbaycan Türkünün topraklarından sürülüp zorunlu göçe tabi tutulduğunu, kendi öz vatanlarından kaçkın olduklarını unutamayız.

 

Bu can kardeşlerimizin çırpınışını hangi göz görmez? Hangi gönül hissetmez?

 

Tren vagonlarının içinde insanlık dışı bir yaşamın bedelini, dünyaya gelmemiş ana karnındaki bebekler öderken, ömrünün son deminde vatan toprağının kokusunu bir kere daha duysaydım diye dua eden aksakallılarımızı, ninelerimizi, çektiği çileden genç yaşta kocamış genç insanlarımızı bilmediğimizi mi – unuttuğumuzu mu sanıyorlar!

 

Ermenilerce, bedenlerine haç dağlanmış insanlar, esaretleri, yitik hayatlara dönüşmüş genç kızlarımızın acıları yüreğimizde dururken, bazı ülkelerin bütün bu yapılanları görmezden gelip, bizlere insanlık dersi vermeye kalkması ne kadar da acıdır.

 

Bu nedenle sınırlarımızı açmak için fırsat kollayan ve Ermenilerin dostluğunu kazanmak amacıyla olmadık dayatmalara boyun eğenlerin; Hocalı katliamını asla hatırından çıkarmaması, ahlaki ve milli tutarlılık gereği olacaktır.

 

Biz, Türk milleti adına bir kez daha haykırıyoruz:

 

Türkiye’deki ve Azerbaycan’daki herkes biliyor ve bilmelidir ki, Azerbaycan ve Türkiye toprakları bizim namusumuzdur.

 

Türkiye ve Azerbaycan’ın bir can olduğunu bir kez daha herkese ilan ediyoruz.

 

Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından derhal çekilmeli, dünden bu güne işlediği insanlık dışı vahşetin hesabını insanlık karşısında vermelidir.

 

Türkiye ve Azerbaycan tüm komşuları ile iyi geçinmek ister. Fakat bu istem tek taraflı gerçekleşemez.

 

Hocalıdaki katliamın, tüm dünyanın gözü önünde işlenen toplu bir cinayet olmasına rağmen; tüm sözde medeni ülkelerce göz yumularak sessiz sedasız kabullenilmesi ve Türkiye’nin bu sessizliğe ortak oluşunun çok hazin bir durumdur.

 

Bu nedenle Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını derhal terk etmeli, Birleşmiş Milletlerin aldığı kararlara uygun şekilde davranmalı ve Hocalı Katliamının hesabını vermelidir.

 

İnsanlık, ancak bu şekilde huzur bulacaktır.

 

Bu vesileyle gerek Hocalı katliamında gerekse Karabağ işgali sırasında şehit edilenler başta olmak üzere, dünyanın her köşesinde zulme uğrayanların ve gelmiş geçmiş tüm aziz şehitlerimizin ruhları önünde minnet ve saygıyla eğiliyoruz.

 

 Ruhları şad olsun.

 

 

                                                             

         Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim Sen

                                                                             İstanbul İl Başkanı 

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Posted in Asayiş, Dünya, Manşet, Sağlık0 Yorum

LAZER YANIKLARINA DİKKAT

LAZER YANIKLARINA DİKKAT

Çağıner Hastanesi Genel Cerrahi ve Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Hasan Yavuz, tıbbın neredeyse her alanında kullanılan lazerlerin yeni bir çığır açtığını söyleyerek, bu konuda halkın yeterli bilgiye sahip olmadığını söyledi. 50 yıldan beri insanoğlunun hizmetinde olan, uyarılırmış ışıma emisyonu ile güçlendirilmiş ışık anlamına gelen lazerlerin kullanımı konusunda hem hekimlerin hem de vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirten Op.Dr. Yavuz “Ancak her daim akılda tutulması gerekir ki, her an, her kişiye standart bir tedavi uygulanmamalı, Aksı taktirde cilt yanıkları ve diğer istenmeyen yan etkiler oluşabilir. Bu nedenle, hasta tedavi seansından 3 hafta öncesine kadar güneşe maruz kalmışsa veya yapay esmerleşme ürünleri kullanmışsa tedavi ertelenmelidir. Hastadan daha önceki tedavilerin de dahil olduğu detaylı bir öykü alınmalı ve hastanın istediği tedaviye uygun olup olmadığından emin olunmalıdır. Kalıcı makyaj düşünülüyor ise lazerden sonra planlanmalıdır. Lazer sonrası geçici kızarıklıklar ve ödemin oluşabileceği söylenmelidir. Tedavide oluşabilecek yan etkileri belirleyebilmek için hastanın sosyal yaşantısı, tatil veya iş planları öğrenilmelidir. Geçmişte Herpes öyküsü olan hastalarda lazerden 1 gün önce antiviral bir ilaç başlanmalıdır. Aksi takdirde lazer ile Herpes nüks edebilir. Hastanın cilt tipi , beyaz ya da koyu tenli olması kesinlikle dikkate alınmalıdır. A vitamini alan hastaların lazer seansları bir süre ertelenmelidir ve mümkünse hastada ufak bir alanda uygulanacak lazer tedavisi test edilmelidir. Eğer ödem, renk değişikliği görülürse cihazın ayarları değiştirilmelidir. Kanser düşünülen vakalarda mümkünse lazer kullanılmamalıdır” dedi
Gerçekten bu hususların dikkate alınması halinde yapıldığında, lazer tedavisi çok üstün bir alternatif olmaya devam etmekte ve özellikle medikal estetik ile varis tedavisinde adeta yeni bir çığır açtığını söyledi.

Posted in Sağlık0 Yorum

FAST FOOD’LAR HEMOROİT YAPIYOR

FAST FOOD’LAR HEMOROİT YAPIYOR

Günlük yaşamda ayaküstü beslenme ve zaman kaybı gerekçesi ile tüketilen Fast food tarzı yiyeceklerin, hemeroite yol açtığını söyleyen Genel Cerrah Op.Dr. Hasan Yavuz “Bu tarz yiyeceklerin kanser , obezite , hipertansiyon gibi rahatsızlıkların yanı sıra hemoroit oluşumunu da tetikliyor” dedi.

Çağıner Hastanesi Genel Cerrah Op.Dr. Hasan Yavuz, günlük yaşamın bir parçası haline gelen, fast food tarzı beslenmenin sağlık açısından ciddi sorunlara yol açtığını belirtti. İnsanların zararlarını bildiği halde bu gıdaları tükettiğini belirten Op.Dr. Yavuz, neredeyse her sokak başında bulunan ve ayaküstü fazla zaman kaybı olmadığı için de tercih edildiğini söyledi. Bu tarz gıdalarda kalp damar hastalıklarına yol açan trans yağ oranı çok yüksek olduğunu ifade eden Çağıner Hastanesi Genel Cerrahi Op. Dr. Hasan Yavuz “Kalp damar hastalığı yapıcı sature trans – yağ oranı çok yüksek, çünkü ürünler bu yağlarda kızartılıyor. Bir öğünde günlük ihtiyacımızın yarısını, yanı 1000 kalori alabiliyoruz. Bu da fark ettirmeden bize ihtiyacımızdan daha fazlasını almamıza alıştırıyor ve sonuçta obezleşiyoruz. Tuz oranı yüksek olduğu için hipertansiyonu başlatıyor. Ayrıca vitamin ve mineral oranı çok düşük olmasından dolayı Echerıchıa Coli dediğimiz ve kronik ishale neden olan bakteri, bu ürünlerde tamamen kontrol altına alınamıyor. Bu tarz gıdalarda lif oranı düşük, protein içeriği yüksek olmasından dolayı bağırsak harekatları yavaşlıyor. Az posalı sert kıvamlı bir dışkı oluşuyor. Sonuçta aşırı ıkınmaya bağlı hemoroit ve makat yırtıkları kolayca oluşabiliyor. Zamanla iç hemoroitler giderek buyuyor ve dışa taşıyor, bu süreç devam ettiğinde dışkılama sonrası devamlı kanamalar ve aşırı ağrı hayatı çekilmez bir hale getiriyor. Aynı zamanda bu ürünlere koruyucu ve renklendirici maddeler ekleniyor ki bunlarında kansere yol açabileceği herkes tarafından biliniyor” dedi.

Gelişen tıp ve teknoloji ile birlikte günümüzde hemoroitler 15 dakikada lazer ile tedavi ediliyor olsa da ,sonuçta bu tarz yiyeceklerin tüketilmesinin sakıncalı olduğu biliniyor. Genel Cerrah Op.Dr.Doktor Hasan Yavuz fast food günümüzün rutin bir parçası olmadan arada bir tüketilmeli, öğün yemekleri sonrasında bol su, lifli besinler tüketilmesinin ve günde bir adet gün kurusu kayısısı tüketilmesinin mevcut komplikasyonları minimuma indireceği tavsiyesinde bulundu.

Posted in Güncel, Manşet, Sağlık0 Yorum

HABERİMİZ DOĞRU ÇIKTI.

HABERİMİZ DOĞRU ÇIKTI.

Başbakanlık basın merkezi dün gece yaptığımız haberimizi doğruladı.Dün gece Gazetemizin sitesinde vermiş olduğumuz”Başbakan İkinci Kez mi Ameliyat Oluyor”Başlıklı haberimiz ulusal basında yayınlanmadan bzi haberi duyurmuştuk.Bugün Başbakanlık Basın Merkezinden konuyla ilgili bir açıklama yapıldı açıklama aynen şöyle:

Sayın Başbakanımızın 26 Kasım 2011′de gerçekleşen sindirim sistemi operasyonunun ikinci ve son aşaması, yaklaşık 30 dakikalık bir girişimle başarıyla tamamlanmış; başlangıçta planlandığı üzere tedavi bu şekilde nihayete ermiştir.

Başbakanımızın sağlığı son derece iyidir. Kendisi, hafta içinde rutin mesaisine başlamayı planlamaktadır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. denilmekte.

Posted in Asayiş, Güncel, Manşet, Sağlık, Siyaset0 Yorum

BASBAKAN İKİNCİ KEZ AMELİYAT MI OLACAK

BASBAKAN İKİNCİ KEZ AMELİYAT MI OLACAK

Basbakan Recep Tayyip Erdoğan aksam saatlernde hastaneye kaldırldığı ve geceyi hastanede geçireceği iddia edildi
Basbakan Erdogan aksam saatlerinde Acıbadem Medipol Hastanesine geldiği ve kontrolden geçirildiği belirtldi. Geceyi hastanede geçireceği belirtilen Basbakanın ikinci kez ameliyat mı olacak yorumlarına açtı

Posted in Güncel, MAGAZİN, Manşet, Sağlık, Siyaset0 Yorum

Kılıçtaroğlu’na Protesto Şoku

Kılıçtaroğlu’na Protesto Şoku

 Beşiktaşda DİSK Genel kuruluna katılan Kemal Kılıçtaroğlu’na protesto şoku Mustafa Kemal Kültür Merkezinde yapılan DİSK 14.  olağan genel kuruluna katılan Kemal Kılıçtaroğlunu  kürsüye   çıktığı sırada   Maltepe Belediyesi Taşeron işçileri slogan atarak protesto etti.Kemal kılıçtaroğlu’nu yaklaşık on dakika konuşturmayan işçiler.Ayrıca “21. yüz yıl Taşeronluk kölelik rejimidir”Bedel Ödenmeden hak alınmaz”"Hakkımızı aradık Sendika hakkı istedik işten atıldık”Ağlamayana meme vermezler  Kemal Kılıçtaroğlu”yazılı pankart asarak protesto ettiler protestolar sırasında İşçilere bazı kişilerde tepki gösterdi.CHP İstanbul İl Başkan yardımcısı ve aynı zamanda Genel İş 2.No’lu şube  Başkanı Nevzat Karataş’da işçilere hakaret ederek tepki gösterdi.Bunun üzerine Salonda bulunan bazı kişiler Nevzat Karataş’a tepki göstererek salondan uzaklaştırmak istediler.Daha sonra Kılıçtaroğlu İşçilere haklı olduklarını bu konuda yardımcı olacağını ve kendisini aramalarını söyledi.İşçiler daha sonra salondan ayrıldı

Posted in Asayiş, Manşet, Sağlık0 Yorum

Alkar Sultan Balık Evi Maltepe’de Hizmete Açıldı.

Alkar Sultan Balık Evi Maltepe’de Hizmete Açıldı.

Maltepe’de hizmet veren Alkar Sultan Balık Evi Sahibi Yaşar Altun Yaptığı açıklamada ” Ev hanımları artık evin içine sinen balık kokusundan kurtarmak için evlere kızarmış balık servisi yaptıklarını açıkladı.

Maltepe halkının evlerde ve işyerlerinde bir ihtiyacını gidermek istiyoruz diyen Altun ”Uzman aşçılar ve yüksek okul mezunu (Turizm Otelcilik) balık konusunda eğitimli insanlarla mevsim balıkları vatandaşların ayağına kadar götürmekteyiz.

Cüzi miktarla sunduğumuz bu hizmetle her gelir grubuna hizmet etmekteyiz.

Özellikle; Hamsi, Çupra, Levrek, İstavrit, Mezgit, Tekir, Palamut, Çinekop ve dil balıkların yanısıra leziz balık çorbasıda damak tadına hitap ediyor.

Atatürk Caddesi (Başıbüyük Minübüs Durakları Karşısı)’nda 100 kişilik aile salonlu, klimalı aile ortamında tamamen hijyenik şartlarda hazırlanan balıklar vatandaşlar hizmet edilmekte.

Balığın damak tadına ve vucut sağlığı açısından önemli bir besin kaynağıdır.

Çağımızın teknolojik hastalığı olan obeziteye karşı alternatif bir besin kaynağı olan balık’ın mutlaka haftada iki defa yenilmesi gerekir” dedi.


Posted in Genel, Güncel, Kültür ve Sanat, MAGAZİN, Manşet, Sağlık, Yaşam0 Yorum

Küçük Göğüs Kadını Strese Sokuyor

Küçük Göğüs Kadını Strese Sokuyor

Estetik Cerrahi’de en çok yaptırılan ameliyatların başında gelen Gögüs operasyonları ile Türk kadının gögüs standardı 85 (B) bedene çıkarken, daha dik ve dolgun gögüsler tercih ediliyor. Gögüs estetiğinin stres ve yoğun iş kaygısı taşıyan kadınlar arasında daha yaygın olduğunu söyleyen Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç.Dr.İbrahim Aşkar ” Kadınlar estetik operasyonla hem daha güzel bir görünüme kavuşuyor hem de özgüvenlerini yeniden kazanıyorlar ” dedi

2011 yılı içerisinde gögüs estetiği yaptıran kadınlara yönelik yapılan incelemede Türk kadınlarının istediği ortalama gögüs ölçüsü belirlendi. Gögüslerin büyüklüğünden yada küçüklüğünden şikayet ederek Plastik Cerrahlara başvuran kadınlar büyük çoğunlukla dik ve dolgun bir görünüme sahip olan 85 B bedeni tercih ediyor.
Plastik ve Rekonstrüktif Estetik Cerrahi Uzmanı Doç.Dr.İbrahim Aşkar, gelen kişilerin talep ve istekleri dinlendikten sonra hastaya uygun ölçüler belirlenmesinin daha uygun olacağını belirterek, kişinin omuz ve kalça genişliği ile meme ölçüleri dikkate alınarak, belirlenecek operasyonda başarı oranı çok daha yüksek olacağını söyledi.
2011 yılı içerisinde yaklaşık 4 bin kadın üzerinde yapılan araştırmalarda, ilginç verilere ulaşıldı. Plastik cerrahlara başvuran 4 bin kadın arasında en çok ameliyat olma gerekçelerinin başında sarkık ve küçük gögüsler gelirken, ikinci sırada ise büyük gögüsler geliyor. Çağımızda toplum içi ilişkiler ve iş hayatında fiziksel güzelliğin önemli bir faktör olduğunu söyleyen Doç.Dr.İbrahim Aşkar şunları söyledi :

EN ÇOK TERCİH EDİLEN GÖĞÜS ESTETİĞİ UYGULAMALARI
” Gelen talepleri gözden geçirdiğimizde bu konudaki gerekçelerin haklılık boyutu da ortaya çıkmaktadır. Büyük beden gögüsleri olan kadınlar, boyun fıtığı ve bel fıtığının yanısıra istedikleri kiyafetleri giyememe sıkıntısı çekmektedirler. Gögüslerin büyük olmasından dolayı omurgaya binen yükten dolayı vucüdun dengesi bozulmaktadır. Boyun fıtığına yolaçmaktadır. Bu ciddi bir sağlık sorunu olmakla birlikte toplumda daha kabul görmek ve daha dikkat çekmek gibi gerekçeleri de barındırıyor. Küçük gögüslerde ise estetik kaygılar biraz daha ağır basabilmektedir. Yoğun iş hayatındaki stres, iş kaygısı, fiziki güzellik gibi gerekçeler ön plana çıkmaktadır. Bütün bu gerekçelerden yola çıkarak yapılan estetik operasyonlarda Türk kadının ortalama istediği gögüs şekli ve modeli ortaya çıkmaktadır. Kadınlar daha dik ve dolgun gögüslerle birlikte 85 B bedeni tercih ediyorlar. Bireyler ameliyat sonrası istedikleri görünüme kavuşmakla birlikte öz güvenlerini de yeniden kazanıyorlar”

KADINLAR, EŞLERİNİN DAHİ BİLMESİNİ İSTEMİYOR
Güzelleşmek, beğeni görmek, işinde yükselmek,sağlık sorunları , iyi para kazanmak veya mutlu birliktelikler için estetik operasyon yaptıran 4 bin hasta üzerinde yapılan araştırmalarda ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Buna göre bıçak altına yatan kadınlar arasında en çok yapılan gögüs estetiği uygulaması ise meme dikleştirme ilk sırada yer alırken, meme protezi ikinci sırasada meme küçültme ise üçüncü sırada yer aldı. En çok tercih edilen sütyen bedeni 85 B ve 85 C olurken, yaş ortalaması ise bayanlarda 20-49.
Araştırmada estetik operasyon yaptıran bayanların kilo ortalaması 65 kilogram, meslek grubu olarak Turizm, reklam sektörü, kamu kurumları çalışanlar başı çekerken, bunu Bankacılar , öğretmenler ile ev hanımları takip ediyor. Diğer ilginç bir veri ise, gögüs estitiği yaptıran bayanların yüzde 84′ü operasyonu eşlerinden gizledikleri ve mecbur kalınmadıkça bilinmesini istemiyor.

Posted in Güncel, Manşet, Sağlık0 Yorum

Murat Kapan Babasına Mevlüt Okuttu

Murat Kapan Babasına Mevlüt Okuttu

 İş Adamı ve Siyasetçi Murat Kapan Babası Mustafa Kapan’a Maltepe Cem Evi’nde Mevlüt Okuttu.Mustafa Kapan’ın ölümünün kırkıncı günün de Mevlüt okutup yemek verdi.Maltepe Cem Evi’nde Okunan Türkçe Kur-an’ı kerim ve Mevlüt’ün ardından dualar edildi,ve yemek verildi.Mevlüt yemeğine İstanbul İl Başkan Yardımcısı Atagün Duygulu,CHP İlçe Başkanı Doç.Dr.Haluk Özsaraç,Bazı Meclis üyeleri,ve Murat Kapan’ın yakınları ve dostları katıldı.


 

 

 

Posted in Asayiş, Güncel, Manşet, Sağlık, Siyaset, Yaşam0 Yorum

Anneye Son Görev

Anneye Son Görev

Haberde İmza Gazetesi Sahibi Asuman Yazıcı ve Genel Yayın Yönetmeni Sevgi Yazıcı Özdemir’in Annesi Fahriye Yazıcı (82) son yolculuğuna uğurlandı.

Merhume Fahriye Yazıcı Maltepe Merkez Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Ferhatpaşa Mezarlığı’na defnedildi.Fahriye yazıcının cenazesine Çok sayıda siyasetçi,Bürokrat,Gazeteci ve İşadamı katıldı.Cenazeye katılanlar arasında

Ak Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya,
Ak Parti İstanbul Milletvekili Osman Boyraz,
MHP İstanbul Milletvekili Dursun Ali Torlak,
Ak Parti Nevşehir Eski Milletvekili Mahmut Dede,
CHP Kahramanmaraş Eski Milletvekili Adayı Murat Kapan,
Maltepe Kaymakamı Ahmet Okur,
Maltepe Belediyesi Eski Başkanları Bahtiyar uyanık,Fikri köse,Maltepespor Başkanı Nuri Erkoç,
Maltepespor Yönetim Kurulu Üyeleri; Azmi Oktay, Abdullah Efendiler, Nursan Selçuk,  Maltepe Amatör Spor Kulüpler Birliği Başkanı Hüseyin Koca,
Ak Parti Maltepe Kongresinde Görevlendirilen İlçe Başkanı Av.Kamil Barkır,
Ak Parti Maltepe İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Tülin Sayın,
 CHP Pendik İlçe Başkanı Halit Temiz,
DP Genel İdare Kurulu Üyesi Ali Öz,
DP Eski İl Başkanı Faik İçmeli,
Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısı Halil Sayın,
MHP Eski Maltepe Belediye Başkan Adayı Ahmet Baykan,
Maltepe Belediye Başkan Yardımcıları;  Maltepe Belediyesi Meclis Üyeleri; Zeki Şahin, Ömer Lütfü Somun, Mehmet Ali Candaş,
Mehmet Can Aslan, Saime Özcan,
İstanbul İl Genel Meclis Üyeleri; Cesur Kılıç, Erdoğan Akkaya, Kenan Çakal,
İstanbul Eski İl Genel Meclis Üyesi, Abdullah İmamoğlu,
Maltepe Eski Belediye Meclis Üyesi M.Zeki Çakır,
Maltepe Belediyesi Destek Hizmetler Müdürü Ömer Küçükali,
Masiad Başkanı İlhan Özüpekoğlu,
  AYGAD Başkanı Ümit Kahyaoğlu,
Trabzonlular Derneği Başkanı Kamil Karabak,
Vatan TV Başkan Vekli Bülent Gürpınar,
İşadamı; Ali Vardar ile birlikte çok sayıda vatandaş ve gazeteci  katıldı.Maltepe’nin sevilen simalarından Ayhan da cenazedeydi.Maltepe belediye Başkanı Mustafa Zengin’in ise Cenaze’ye  katılmadığı görüldü.

Posted in Asayiş, Güncel, Manşet, Sağlık, Siyaset, Yaşam0 Yorum






Reklam
Rüya Tabirleri