Arşiv | Yaşam

Vali Mutlu’dan 19 Mayıs Mesajı

Vali Mutlu’dan 19 Mayıs Mesajı


İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, yayımladığı mesajda, 19 Mayıs’ın milletimizi esaretten kurtarıp bağımsızlığa kavuşturan bir ruh ile gerçekleştiğine vurgu yaparken özgüven içerisinden yükselen Türkiye’nin gençlerin enerjisinden ve dirayetinden güç aldığını ifade etti.

Vali Mutlu, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Sevgili Gençler,

Büyük Önder Atatürk, 16–19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğuyla Türk milletinin onurlu mücadelesini başlatmış, tarihe bir işaret koyup bu sorumluluğu sizlere emanet etmiştir.

Hayatları pahasına yaptıkları fedakârlıkla; geleceğimize ışık, aklımıza önder, kalbimize güç, hayatımıza rehber olan ecdadımız; milli birlik ve beraberlik duygularımızı kuvvetlendirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti, halkı ve gençleriyle Atamızın ideallerinden güç alıp ilerleyecek; Türk Devleti’nin sonsuza kadar yaşaması siz ve sizden sonraki nesillerle mümkün olacaktır.

Atatürk, Millî Mücadeleyi Türk milletini ileri götürecek genç fikirlere dayandırmıştır. Bu nedenle “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımıştır. Ata’nın Samsun’a ayak basışının taşıdığı kıymet, onun büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 tarihi ile başlatmasından da anlayabiliriz.

Değerli Gençler,

19 Mayıs, milletimizi esaretten kurtarıp bağımsızlığımıza kavuşturan bir ruh ile gerçekleştirilmiştir. Özgüven içerisinde yükselen Türkiye, bugün siz gençlerin enerjisinden ve dirayetinden güç almaktadır.

Sizler, Türk ekonomisini, kültürünü ve sanatını evrensel değerlerle bütünleştirip yüceltmelisiniz.

Türk halkı gelişmiş dünya ekonomilerinin refahına sizlerin sayesinde ulaşacaktır. Buna yürekten inanıyorum.

19 Mayıs ruhunu geleceğe taşımanızı diliyor, sevgilerimi sunuyorum.”

Posted in Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum

BAYRAM ŞAHİN YAZDI…HADDİNİ BİL BAŞKAN!!!

BAYRAM ŞAHİN YAZDI…HADDİNİ BİL BAŞKAN!!!

BAYAN GAZETECİYE BELEDİYE BAŞKANI’MUSTAFA ZENGİN ‘DEN ÇİRKİN SALDIRI!!

Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin fiili saldırıya geçti….

 Bundan birkaç ay öncede Belediye önünde eylem yapan Taşeron işçilerinden İlhan Yıldırım’a saldırıp eline tekme atmıştı. Belediye Başkanı  şimdi’de Haberde İmza gazetesi Sahibesi Sevgi Yazıcı’ya Mahkeme salonunda saldırdı.

 Bugün  Kartal 1.Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmaya katılan Zengin Basın Mensubuna Senin Ne işin var?

Sen Avukat mısın? diye Mahkeme salonuna girmesini engellemek maksadıyla kolundan tutup sıkarak gözdağı vermeye kalktı.

O sırada Salonda bulunanlar da Belediye Başkanının Bu hırçın tavrına tepki gösterdi. Gazeteci  arkadaşımız delikanlılığını gösterdi.

Şikayet etmeye bile gerek duymadı… Değmez Diye!!!

Ayrıca  Yüce Türk  Mahkemelerini Meşgul etmemek için.

Yıllardır Basın da görev yapmış Bu arkadaşımız Sevgi Yazıcı nere de Ne zaman ne konuşacağını ,Nereye girilip Nereye girilmeyeceğini Mahkemeye saygı göstereceğini yani kısaca haddini bilir. Benim bilemediğim bir şey var.

 Mahkeme’nin İzleyicilere Kapalı olup olmadığına sadece Hakim karar verir.o Mahkemeye  Sanık olarak katılan birinin Tepki göstermesini anlayamadım .

 İş kendisiyle ilgili bir konuya geldiğinde Demokrasiyi dilinden hiç düşürmeyen Belediye Başkanı Bu dava da sanıksın!! 

 Mahkemeye karışmak  Senin ne haddine!!

 Bir Basın Mensubunu Mahkemeye girmemesi konusunda şiddet kullanarak uyarmak hiç kimsenin haddine olmadığı gibi seninde haddine değil!!

Sen Orada bir zanlısın sen ne karışırsın. Sonrada Mahkeme heyetine İnsanların Bir kitap yazma yüzünden Tutuklandığını söylüyorsun.

 Sen Gazeteci salona girdi diye şiddet kullanıyorsun.. 
  Bu Demokrasi sadece sizin istekleriniz doğrultusunda mı çalışacak sanıyorsunuz?

Demokrasi Tüm İnsanlar için vardır. Kalmış ki: Mahkeme Hakimi Basının girmesinde hiçbir sakınca görmemiştir.

Pekiyi sana Ne oluyor? Sen Kendini Ne sanıyorsun?

Bir Gazeteci olarak  Bu çirkin saldırıyı şiddetle kınıyorum Bir de Bu saldırıya mağruz kalan  Bir Bayan Gazeteci….

Bunu iki kat kınıyorum..

Her zaman dürüst meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha yiniliyorum.Sayın Mustafa Zengin Basın Mensuplarını şiddet uyguluyarak sindireceğini sanıyorsa Bence çok yanılıyor!! Ya Sizce?..

Posted in Asayiş, Güncel, Manşet, Siyaset, Yaşam2 Yorum

Kadem Ekşi OVİT Projesini değerlendirdi

Kadem Ekşi OVİT Projesini değerlendirdi

Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkan Yardımcısı Kadem Ekşi, Ovit Tüneli projesinin bir zümrüt-ü anka medeniyet projesi, turizm, ticaret, sevgi ve barış yolu olduğunu söyledi.

Ekşi, Rize Gazeteciler ve Muhabirler Derneği’nde düzenlediği basın toplantısında Ovit Tünel projesinin destekçisi olduklarını ifade etti. Ovit denilince gerek Rize`de, gerek Erzurum`da birçok vatandaşın aklına zorluklar, çetin kış şartlarının geçit vermediği, 6 ay boyunca kar altında kalan 2 bin 640 metre rakıma sahip, aşılması zor bir geçit geldiğini ifade eden Ekşi, şöyle konuştu: “Ovit Dağı`nın tünelle geçilmesi Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz`in kader projesidir. Çünkü Karadeniz limanları ile İran`ı, Doğu Karadeniz ile doğu bölgesini kucaklaştıracak bir projedir. Bu nedenle Erzurum, Kars, Trabzon gibi bölge illerini de en az Rize kadar ilgilendiriyor. İlimizi, bölgeyi ve ülkeyi kalkındırmanın yolu en başta ulaşım ağının yaygın ve modern olmasından geçmekte. Ulaşım altyapısı hızla güçlenen bölgemiz daha hızlı birşekilde kalkınacaktır. Coğrafi şartlar, doğal şartlar insanların davranış ve yaşamlarına çok ciddi yansıyor. Bir yandan Karadeniz`in dinamik ve hırçın yapısı, bir yandan sarp Karadeniz sıradağları arasında ama bir o kadar da yeşillikler içinde cennetten bir köşe. Ovit tüneli ile birlikte artık Karadeniz sıradağları geçilmez olmaktan çıkmış olacak, 250 kilometre olan Rize-Erzurum yolu 200 kilometreye inecektir. Yılın yarısı kapalı olan bu hat, yılın tamamında, 365 gün boyunca hizmete açık hale gelecektir. Ortalama 4-5 saat süren seyahat süresi de 2 saate kadar inecek. Bu sadece Rize-Erzurum arasını yakınlaştıran, seyahatini kolaylaştıran bir yol olmayıp aynı zamanda hem kuzeyi güneye hem de Karadeniz`i Anadolu`ya bağlayan, dolayısıyla Rize Limanı ile Kuzey Asya, Doğu Avrupa`yıbirbirine bağlayan önemli bir yol haline gelecektir.”

“OVİT TÜNELİMÜHENDİSLİK ŞAHESERİ”

“Gidemediğin yer senin değildir.” sözünü hatırlatan Ekşi, “Bu projeyle tersine çevirilecek, ülkemizin her yeri erişilebilir ve ulaşılabilir olacaktır. Bu şekilde bölgelerimiz arasında entegrasyon artmış, bölge halklarımız bir birine rahat ulaşmanın verdiği imkanla daha huzurlu ve kalkınmış Türkiye’nin eşit ve özgür vatandaşları olarak, üretilen değerlerin hakça paylaşımı için imkanlarını arttırmış olacaktır. Sayın Başbakanımızın katılacağı törenle 13 Mayıs’ta temeli atılacak olan Ovit Tüneli, 411 trilyon ihale bedeli ile 4,5 yılda tamamlanacaktır. İkizdere ilçesinin sınırlarında kalan Ovit Dağı geçidi, kar yağışının durumuna göre genellikle Kasım ile Nisan ayları arasında ulaşıma kapalı kalıyordu. Doğu Karadeniz Bölgesini Erzurum üzerinden Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine bağlayan, 2640 metre rakımlıOvit Dağı’nda 1880 yılından beri yapılmak istenen tünel hayata geçirilmiş olacaktır. Çift gidiş ve geliş olarak 4 şerit ve iki tünel yapılacak 14700 metre uzunluğundaki mühendislik şaheseri tünel, bu özelliğiyle Türkiye’nin birinci, dünyanın üçüncü en uzun tüneli olacak.” dedi.

Posted in Manşet, Siyaset, Yaşam0 Yorum

Sevgi Kelebekleri Çocukları Sevindiriyor

Sevgi Kelebekleri Çocukları Sevindiriyor

 Bordo Kurdeleli Sevgi Kelebekleri Her zaman Olduğu gibi Çocukları sevindirmeye devam ediyor.

Sevgi Kelebekleri  Kartal Emrullah Turanlı Çocuk Yuvası’nda bir hayırsever firmanın sponsorluğunda Yaza merhaba partisi verdi.   Sevgi Kelebeklerinin Bugün düzenlediği  etkinlik yuvada bulunan Çocukları sevindirdi. Grup Yöneticisi Vecihe Gömük çocuklarla daha kaliteli zaman geçirmeyi hedeflediklerini söyledi. Gömük; Yuvada 07 -12 yaş arası 60 çocuk bulunduğunu   

Yine iki hayırseverin  60 çocuğa giyisi , ve ayakkabı aldığını  ve Bir gıda firmasının bol bol , çeşit çeşit çikolata hediyesi aldığını   hediyeleri paketleyerek hep birlikte miniklere  dağıttıklarını söyledi. Ayrıca

Palyaço , balon ve müzik sistemi kurarak Çocukları eğlendiren Gurup Üyeleri    çocuklarla birlikte ,   bol bol sohbet edip , bahçede top oynadılar eğlendiler.

 

Posted in Eğitim, Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum

Maltepe Belediyesi Mahalleyi Çöplük Yaptı

Maltepe Belediyesi Mahalleyi Çöplük Yaptı

Maltepe Belediyesi Temizlik İşleri Bazı çöpleri Zümrütevler Mahallesine dökmeye başladı.Maltepe Belediyesi Zümrütevler Cumhur sokak’da bulunan boş araziye çöp dökmeye başladı.Zümrütevler Mahalle Muhtarı Basri Başer’den edindiğimiz bilgiye göre Maltepe Belediyesini arayan Basri Başer’e İstanbul Büyükşehir Belediyesinden izin aldıklarını söylemişler iddia edilen Eğer doğruysa Büyükşehir de Buna izin verenler gelsinler Buranın durumunu birdaha gözden geçirsinler.Ancak Biz bu iddialara  inanmıyoruz.Daha önc ede Senfoni Orkestrası İhale yolsuzuluğu iddiasında İBB.Müfettişleri olumlu rapor verdi denilmesinden sonra İBB.yaptığı açıklama suçlu gördüklerini itiraf etmişti.Zümrüteveleri Çöplüğe çevirmeye yönelik bu çalışmalara İBB.dur diyecek mi?Hep birlikte göreceğiz.Burdan Günde 1500 e yakın öğrenci Okul’a 1000′e Yakın yetişkinde İş’e gidiyor.Buradan Çever Bakanlığı ve Çevre İl müdürlüğü’ne de çağrıda bulunuyoruz.Gereken yapılmalı..

Posted in Güncel, Manşet, Sağlık, Yaşam0 Yorum

Yılmaz Mızrak’ın Eşi Yaşamını Yitirdi

Yılmaz Mızrak’ın Eşi Yaşamını Yitirdi

Maltepeli işadamı Yılmaz Mızrak’ın eşi Naciye Nesrin Mızrak (72) tedavi gördüğü Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Naciye Nesrin Mızrak’ın cenazesi 2 Mayıs 2012 Çarşamba günü İdealtepe Kumluk Cami’inde   öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Başıbüyük Aile Kabristanı’na defnedilecek.

Prestij Gazetesi olarak merhumeye rahmet, kederli ailesini başsağlığı dileriz.

Posted in Asayiş, Manşet, Yaşam0 Yorum

Derby Maçında İlginç Teklif

Derby Maçında İlginç Teklif

Galatasaray Fenerbahçe Derby  Maçı sırasında Akın K. Adlı  bir kişi kız arkadaşına pankart açarak evlenme teklifinde bulundu. Dün oynanan Galatasaray Fenerbahçe Maçında Türbinlerden maç seyreden kız arkadaşı Asena Selin.S.ye pankart açarak evlenme teklifinde bulundu. Pankartı gören Asena Selin S.Akın K.’nın evlenme teklifine evet dedi.

Posted in Güncel, Manşet, Spor, Yaşam2 Yorum

Maltepe Kaymakamı Ahmet Okur’un 23 Nisan Mesajı

Maltepe Kaymakamı Ahmet Okur’un 23 Nisan Mesajı

 23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği gündür. 23 Nisan gününün bir başka önemi ise Atatürk’ün çocuklarımıza armağan ettiği ve dünya da bir başka örneği daha bulunmayan çocuk bayramıdır.

 Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanları çocuklara armağan etmiş, egemenliğimizi ilan ettiğimiz gün ile birleştirerek bu bayramları kutlamamızı bize sağlamıştır.

 Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yere sahip olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını, her yıl yurdumuzun bütün kurumlarında, okullarımızda ve evlerimizde coşku ile kutlamaktayız.

 Ulusal ve dini bayramlarımız; birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz, millet olarak tasada ve kıvançta bir olduğumuz günlerdir. Bu günlerde bizlere bu cennet vatanı, canları ve kanları pahasına emanet eden atalarımızın emanetlerini nasıl daha iyi koruyarak ve geliştirerek, yarınlara taşıyabileceğimizi konuşmalı, birbirimize daha fazla kenetlenmeliyiz.

Bu duygularla, bütün milletimizin ve özellikle çocuklarımızın 23 Nisan Bayramını kutluyor, hepsine sevgilerimi sunuyorum.

 

 

Posted in Güncel, Kültür ve Sanat, Manşet, Yaşam0 Yorum

Kutlu Doğum Haftası Kadıköy’de Kutlandı

Kutlu Doğum Haftası Kadıköy’de Kutlandı

Kadıköy Söğütlüçeşme Kutlu Doğum şenlikleri birbirinden renkli görüntülere sahne oldu. Sabah vakti alan girişinde yapılan hazırlık dikkat çekiciydi. Ocaklar yakıldı, kazanlar yerleştirildi. Özellikle Hasanpaşa’da yerleşik bulunan Rumeli göçmenleri nefis helvalarını karıştırmaya başladılar. Onlar ateş başında terlerken, çocuklar da buz pistinde kayabilmek için ter döktüler.

Çocuk eğlence alanları, kukla gösterisi, kukla gösterileri, Nasrettin Hoca ve şişme adamlar gün boyu çocukları doyasıya eğlendirdiler.

Kadıköy Müftüsü Avni Şahin kalabalık bir topluluğa seminer verdi.  Diğer taraftan bir başka topluluk, İETT otobüsü ile Kadıköy’ün manevi mekânlarını rehber eşliğinde gezmek üzere yola çıktı.

Kadıköy Müftülüğü çalışanları Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden gelen çocukları misafir etmenin mutluluğunu yaşadılar.  Ziyaret eden tüm çocuklara çeşitli ikramların yanı sıra uçurtma hediye edildi.

Akşam üzeri hareketlilik, yerini müzik ve musiki etkinliklerine bıraktı.

“Doğa İçin Çal” grubu izleyenlerine birbirinden güzel türküler dinletti.

Ardından Kadıköy Müftülüğü personelinden oluşan Tasavvuf Musikisi Korosu sahne aldı ve çeşitli makamlarda birbirinden güzel ilahiler icra etti.

Akşam çıkan rüzgâr ve fırtınaya rağmen izleyiciler alanda 1453 film coşkusunu yaşadılar.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) anısına düzenlenen TCDD Söğütlüçeşme tren istasyonunun bulunduğu yeşil alan salâvat sesi duymanın ve halkla bütünleşmenin mutluluğunu yaşamaya devam ediyor.

Posted in Kültür ve Sanat, Yaşam0 Yorum

Kadem Ekşi   Deprem Odaklı  Kentsel Dönüşüm Sürecinde Şehirleşme’yi Anlattı

Kadem Ekşi Deprem Odaklı Kentsel Dönüşüm Sürecinde Şehirleşme’yi Anlattı

                                Van depreminden sonra Türkiye kamuoyu; halk ve yetkili kamu kurumları depreme karşı daha duyarlı hale geldiler.
Yeni kurulan Çevre ve Şehircilik bakanlığımız mevcut yapı stokları üzerinde deprem odaklı kentsel dönüşümü sağlamak için yeni bir yasa hazırlayarak meclise sundu, yasanın tam adı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesine Dair Kanun şeklindedir.
Kanun kamu oyunda tartışılmadan aceleyle hazırlanarak meclise sunuldu. Önümüzdeki haftalarda mecliste görüşülerek yasalşacak. mevcut yasada barınma ve mülkiyet haklarının zedelendiği ,katılım,şeffaflık ve sürdürülebilirlik kavramının gözardı edildiği ,doğal ve kültürel varlıkların tehdit altında kaldığı algısı oluşmaktadır.

Biz MMG olarak
başka bir şehirleşme mümkün mü?” derken sorgulayacağımız, yapılacak yeni şehirleşmeyi bir fırsata çevirmek isteyen çevreler bir tarafta, idareciler ve halk  adeta akıl tutulması yaşar gibi, ezberletilmiş bir alternatifsizlik içinde şehirlerimizi, kasabalarımız hatta köylerimizi bile apartman ve şimdilerde gökdelenlerle dolduruyor.
İstanbul dünyanın kent rantı acısından en yüksek şehirlerinden biri haline getirilerek aynı anda gökdelen inşasında dünyada en çok gökdelen yapılan 3. şehir olmuştur.
Bütün bunlar yapılırken şehirde insanların buluşması, dinlenmesi ve çevreyle bağlantısını sağlayacak sosyal donatı alanları nerede ise yok düzeye  gelmektedir.
Bizim için yeşil adeta saksıda görülen bir şey haline dönüştürülüyor. Şehir de yaşlılar ve özürlüler çok çaresiz ve yok sayılıyorlar. Güçsüz ve mağdur olanlarına sahip çıkmayan şehir merhametsizleşiyor ve adeta azap şehirlerine dönüşüyor.

Son yaşadığımız 17 ağustos 1999 depreminde halk depremin hemen sonrası parklara ve diğer yeşil alanlara çıkarak günlerini geçirdi.O zaman için var olan bu alanlar bir bir imara açılarak TOKİ projelerini finansa etsin diye ya AVM oldular yada yüksek gelir seviyesi insanlara için sitelere dönüştürüldüler. Şimdi bu imkandan da halk mahrum Allah geçinden versin bir deprem de sığınacağımız bir alanda kalmadı. Oysaki bu alanlar normal zamanlarda kamuya ait şehir parklarına dönüştürülür, yapılacak bir kısım alt yapı çalışmalarıylada afet anında da geçiçi barınak alanları olarak değerlendirilebilirdi. Bütün bu alanlar her ne sebeple olursa olsun ayrıcalıklı alanlar olarak başkalarının kullanımına verilmemeliydi.
bir milletin ulaştığı medeniyet çizgisi şehirlerin görüntüsüyle doğrudan orantılıdır.
İnsani ölçeklerde inşa edilmeyen şehirler adeta insanı eziyor ve yok sayıyor. Bütün değerlerimiz bir bir büyüklükler ve şova kurban veriliyor.
Çocuklarımızın ve yaşlılarımızın bu şehirde yeri yok. Çocuklarımızı servislerle okullara taşıyacağız bir sürü zahmet ve zorluklarla.
Yaşlılarımızı da 2 çaresizlik altında ya bu şehirde binaya hapsedeceğiz veya acıyarak ve istemeyerek de olsa huzur evlerine göndereceğiz. Bugün bu işer çok hissedilemiyor olabilir önümüzdeki 10 yılda kimsenin yadırgamadığı bir gerçekliğe dönüşecek.
Şehirlerimizin yok edilen tarihi ve kültürel değerleri, ve yok edilen yeşil alanlar. Tarihi ve kültürel alanlar adeta bir fonusta terk edilmiş ve büyük binalar tarafından ötekileştirilmiş duruma itilerek şehirlerimizin kimliği olan ortak hafızamızın önemli mekanları ve siluetleri bir bir yok ediliyor ve anlamsızlaştırılıyor.
Yaygınlaştırılan site mantığıyla aynı ekonomik ve kültürel kodlara sahip insanlar belli mekanlarda sınıf atlatılıyormuş gibi yapılarak güvenli sitede otuyorum algısıyla aidiyetini inşa eden mahallesinden yeni kimlik arayışıyla koparılıyor. Şehir siteler vasıtasıyla fragmente edilerek adeta küçük yapılar halinde parçalanıyor.

Çıkarılmak istenen yasada şehirlerimizin yıkılması  ve arsa üretilmesiyle ilgili maddeler var. ancak hepsinden önemlisi ne yapılacağıyla ilgili hemen hemen hiç bir madde yok. TOKİ örneğinin hatırlattıkları gözümüzün önündeyken başka bir şehirleşme mümkün demek için tekliflerimizi teknik ve sosyal acıdan dile getirmeliyiz.
bunu yaparken hem ülkemizin sosyal, kültürel, coğrafi ve iklim gerçekliğini malzeme ve inşaat teknikleri acısından görmeliyiz ve aynı zaman da dünyanın geldiği şehircilik anlayışından da daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehircilik acısından faydalanmayı da bilmeliyiz
Son yıllarda halkımız büyük oranlarda bankalara borçlandırılarak kira öder gibi konut sahibi yapılmaya çalışılıyor. İşin aslı maalesef öyle değildir. Halkımız ortalama 10 yıllık bir süreyle borçlandırılarak konut sahibi olmaya çalışılıyor. Dünyada bütün krizler konuttaki fiyat şişmelerinden sonra oluşmaktadır. 1990 lı yıllarda olan uzak doğu Asya krizi bir konut kriziydi. 2008 de Amerika’da olan Morgage krizi bir konut kriziydi. İspanya nın yaşadığı krizde bir konut krizidir. Ne oluyor ki: ortalama 60. 000 TL ye mal olan bir konut en az 250 TL den fiyatlarla satılıyor. Bu da bankalardan kolay kredi alan vatanadaşlar dolayı mütaahitlerin fiyatları yükselmesinden kaynaklanıyor. Ülkede çalışanların gelir bu oranda artmadığına göre bu artış nerenden finanse edilecek. Ödenmeyen çekler, yaygınlaşan değer ve ahlak aşınması ve yetmezliklerle sürdürülen bir hayat.. Halk yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleniyor.
ileride konut sektöründeki olabilecek ödeme zorlukları arkasında gelecek bir ekonomik kriz halkımızı hem yalnızlığa ve ekonomimizi de çöküntüye uğratabilir.
Konutu bir finans aracı olmaktan çıkaracak insanın yuvası kılacak bir anlayışı da geliştirmeye ihtiyacımız var.
Yüksek binalarda hayatını sürdüren ve borçlandırılan Halk Çoçuk yapma konusunda gayet isteksiz ve çocuklarının geleceği adına gayet endişeli. Bir tarafta konut borçları bir tarafta dershane borçları yetmeyen gelir bu açık nereden karşılaşacak ne yapılarak karşılanacak?
Yapılacak yeni kentsel dönüşüm halkımızda ek bir külfet getirilmemeli aynı zamanda yaşanılan mekanlarda ek bir yoğunluk artışı meydana getirilmemelidir.
Bu noktada bir afet yönetimi şeklinde işe bakan İlgili Bakanlık  bu yeni durumdan şehirlerimizin daha insani ölçeklerde yapılabilmesi, toplumsal barışımıza katkı yapacak bir mimari ve şehircilik anlayışı geliştirmelidir ve bu konularda bakanlık yeterince yetkiyi yeni yasayla elinde bulundurmak istemektedir. İnsanlarımız şehirlerde istiflenmiş gibi çok katlı binalarda yaşamaya mahkum edilmemelidir. Ülkemiz arazi kaynakları şehirleri yayarak daha az katlı binalarda yaşamak için gerekli büyüklüğe sahiptir.
Yanlnış bir şehirleşme yaparak bindiğimiz dalı kesmemeliyiz. İleride geri dönüşü olmayan sosyal, ekonomik ve siyasal sorunlara yer açmamalıyız.
Konya ve Hollanda’yı karşılaştırdığımızda her 2 si de aynı büyüklükte araziye sahip; birisi ülke birisi de şehir. Konya’da 2 milyon kişi Hollanda da 16 milyon kişi yaşıyor. Hollanda hem tarım ülkesi hem de sanayi ülkesi. Hollanda insanları %80 müstakil az katlı binalarda oturuyor. Konya’da ise halkın % 70 çok katlı binalarda, apartmanlarda yaşıyor. Bu iş de bir yanlışlık var. Biz bunu görmeliyiz ve akıl tutulmamızı sorgulamalıyız. Bizim insanımız da bunu hak ediyor ve bunu yapacak birikime her konuda artık sahibiz.
Rantı merkeze almayan insanı merkeze alan bir şehircilik anlayışıyla yaşlısı, özürlüsü ve çocuğu ile daha huzurlu ve güvenli şehirlerde yaşayabiliriz. Gelinen bu değişim ortamını yaşanabilir şehirler ve mekanlar için fırsata çevirmeliyiz. Sosyal bilim uzmanları, mühendis ve mimarlar olarak konuyu çok disiplinli olarak işlemeliyiz. geç olmadan hemen şimdi. Bu  konuda bir ortak çağrıya ve bilince çevirmeliyiz. Hatta buradan bütün dünya için iyi bir kentsel dönüşüm ve yenileme örneği çıkarmalıyız.
Daha estetik, çevresiyle uyumlu, kuşatan, insanın, ailenin ve zamanın ihtiyacına göre dönüşebilen kimlikli binalar ve gerekli sosyal donatıların olduğu yeşilin içinde şehirler inşa edebilmeliyiz. Bu bizim. çocularımızın, yaşlı ve özürlülerimizin hakkı; birlikte bir şehirde var olarak ve hissederek yaşamalıyız.
Şehirlerimizi daha insan yüzlü ve insani ölçeklerde yapamaz mıyız? Ülkemizde yeterince alan yok mu ? bütün bu sorulara ve diğerlerine cevap olması anlamında belki de son söz kabilinde sözün bitmediği noktaya varmadan bir şeyler söylemeliyiz. Tarihin tanıkları olan bizler bildiklerimizin sorumluluğu içinde iyi olanı hatırlatmak yalnış gittiğini gördüğümüz konularda da gerekli uyarıları yapmak zorundayız.

Şehirlerimiz’de su ve çevre ekosistemlerini koruyarak, ulaşım ve otopark sistemlerini sürdürülebilir bir noktaya taşımalıyız

Yapıları sadece bizi güvenle koruyan fiziki barınaklar değil aynı zamanda gelecek nesillerin bizi tanımlayacağı kültür nesneleri olduğunu unutmamalıyız. şehirlerimiz toplumun aynasıdır Daha sağlıklı, huzurlu, insani ölçekli ve merhametli şehirlerde yaşamak dileğiyle

 

 Kadem ekşi

Mimar ve Mühendisler Gurubu Başkan Yrd.

Posted in Eğitim, Manşet, Yaşam0 Yorum

ÜSKÜP BORAJET İLE DAHA GÜZEL!

ÜSKÜP BORAJET İLE DAHA GÜZEL!

                                  Taş Köprüsü, Üsküp Kalesi, Ulusal Müzesi, Vardar Nehri ve meşhur Türk Çarşısı ile ünlü Üsküp Şehrine, 21 Nisan 2012 tarihinden itibaren konfor ve güvenin simgesi Borajet ile seyahat etmenin keyfini yaşayacaksınız.

 

Borajet Havayolları’nın Cumartesi günleri düzenlenen İstanbul-Üsküp-İstanbul karşılıklı tarifeli seferlerinin uçuş gün ve saatleri ise şöyle;

 

İstanbul Sabiha Gökçen – Üsküp

 

İstanbul Sabiha Gökçen – Üsküp: Cumartesi 13:30

Üsküp – İstanbul Sabiha Gökçen: Cumartesi 15:30

 BORAJET, Sınırların ötesinde Hizmet anlayışıyla günden güne genişleyen filosu ve bölgesel havacılık yatırımlarıyla hızla büyümeye devam ederken, gerçekleştirdiği dönemsel fırsatlar ile de ayağınızı yerden kesiyor.

 

Ayrıntılı bilgiye, 444 26 72 çağrı merkezinden ya da www.borajet.com.tr  internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

Posted in Ekonomi, Genel, Güncel, Yaşam0 Yorum

Türkiye’nin İlk Klon Canlısı “Oyalı” Yaşamını Yitirdi

Türkiye’nin İlk Klon Canlısı “Oyalı” Yaşamını Yitirdi

Haber: Yrd. Doç. Dr. Özgü YOLCU, Fotoğraf: Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Güngör , Levent kaçar

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Ana Bilim Dalı’nda 21 Kasım 2007′de dünyaya gelen Türkiye’nin ilk klonlanmış canlısı Oyalı 16 Nisan 2012 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

Konu ile ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Sema Birler, Ülkemizin ilk klon kuzusu Oyalı’nın ölüm nedeninin ilk belirlemelere göre bir akciğer enfeksiyonu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Birler, “Gerçekleştirilen yoğun tedaviye cevap vermeyen bu akut durumun kesin nedeninin ortaya konması amacıyla bir seri çalışma başlatılmış olup, halen bu çalışmalar devam etmektedir. Ön bulgular ve patolojik incelemeler, durumun klonlama tekniği ile ilgili olmadığını göstermektedir.” dedi.

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde 21 Kasım 2007 tarihinde dünyaya gelen Türkiye’nin ilk klon koyunu Oyalı dünyanın en uzun yaşayan klon hayvanları arasına girmiş oldu.

Türkiye’nin ilk klon koyunu Oyalı, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde 21 Kasım 2007 tarihinde dünyaya gelmişti.  Proje, TÜBİTAK ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından desteklenmişti. Hayvancılık ve insan sağlığını ilgilendiren birçok konuda çığır açabilecek bu çalışma bilim tarihine Türkiye’nin ilk klon projesi olarak geçti.

Türkiye’nin ilk klon koyunu Oyalı, 30 Mart 2011 tarihinde de sağlıklı bir yavru dünyaya getirmişti. İÜ Veteriner Fakültesi’nde gerçekleştirilen başarılı bir sezaryan operasyonuyla dünyaya gelen dişi kuzuya “Bahar” adı verilmişti. Klonlanan hayvanların üreyebilmesi; ilaç yapımı ve organ nakli gibi geniş bir alanda kullanılması planlanan klonlama çalışmalarının geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Dünyada klonlama yöntemi ile doğan kuzuların çoğu doğumdan hemen sonra ölmüştür. Bir kısmı ilk 1 ay, daha uzun yaşayan klon koyunlar ise yaklaşık 3 yıl yaşayabilmiştir. Klonlanan ilk canlı olan Dolly ise yaklaşık 7 yıl yaşadı. Türkiye’nin ilk klon kuzusu olan Oyalı ise 4,5 yaşında yaşamını yitirdi.

Klonlama nedir?

Prof. Dr. Sema Birler, klonlamanın ne olduğunu şöyle dile getirdi;

“Klonlama, erişkin bir canlının genetik benzerlerinin oluşturulmasıdır. Klonlama çalışmalarını üremeye yönelik klonlama ve terapötik yani tedavi etmeye yönelik klonlama olmak üzere iki ana başlıkta toplayabiliriz. Üremeye yönelik klonlamada, (Dolly ve Oyalı’nın doğumu gibi) sonuçta bir canlının üretimi söz konusudur. Terapötik klonlamada ise embriyonik kök hücrelerin yani klonlama yöntemi ile elde edilen embriyolardan kök hücrelerin oluşturulması amaçlanmaktadır.”

Klonlamadan neler bekleniyor?

Prof. Dr. Sema Birler, klonlamanın hangi alanlarda yararlı olmasının beklendiğini ve insan sağlığı açısından hangi amaçlarla kullanılabileceğini şöyle açıkladı;

“Klonlama ile hem hayvancılık alanında hem de insan sağlığını ilgilendiren konularda ulaşılabilecek birçok önemli açılım var. Soyu tükenmek üzere olan hayvanların klonlama yoluyla tekrar doğaya kazandırılması mümkün. Hayvancılık alanındaki diğer bir konu, yüksek verimli elit hayvanların oluşturulması ve bunlardan maksimum düzeyde ürün elde edilmesidir.

Klonlanan hayvanlardan insan sağlığı için yararlı ürünler elde edilebilir. Burada amaç transgenik hayvanları üretmek. Protein karakterindeki ilaç ve ilaç benzeri maddeleri üretecek geni taşıyan koyunun sütünden farmasötik yani ilaca dönüştürülebilecek proteinler elde edilerek ilaç sanayisinde kullanılabilir.

Klonlama teknolojisinin kullanılması düşünülen bir başka alan ise organ donörü (vericisi) olarak hayvanların kullanımı. Birçok hasta, organ yetmezliği nedeniyle çaresiz durumda. Klonlama ve transgenik teknoloji birlikte uygulanarak hayvan organlarının insanlarda kullanılabilmesi için çalışmalar gerçekleştiriyor. Tabi ki bunlar henüz araştırma aşamasında. Eğer çalışmalar başarı ile sonuçlanırsa hayvanlar organ donörü olarak da kullanılabilecek.”

Posted in Güncel, Manşet, Sağlık, Yaşam0 Yorum

Hizmetin Adı Doğa Katliamı Oldu

Hizmetin Adı Doğa Katliamı Oldu

 İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Maltepe sahiline yapmaya başladığı Büyük prıojeye Maltepe Belediyesi çevre katliamı dedi.Maltepe sahilinde yapılmak istenen Marina projesi kapsamında yapılan Hafriyat çalışmalarına karşı çıkan Maltepe Belediyesi Mesaj çekerek Çevre Katliamı yapıldığını duyurdu .  BüyükBakkal köydeki Bölge Park alanlarının yağmalanmasını  engellemeyen Maltepe Belediyesi Maltepe’ye çok şey katacak projeyi engellemeye çalışıyor.

İtanbul Büyükşehir Belediyesi Maltepe’de dev bir projeye imza atıyor. Sahil Yolu üzerinde yapımına başlanan projenin tamamlanmasının ardından dolgu alanının üzerinde spor tesisi binaları, çok amaçlı gösteri alanı gibi mekanlar yer alacak.

Sahil yolu üzerinde başlanan projede Maltepe-Kartal İlçesi sınırları içinde kalan 7 km’lik bölümünün kara ve deniz tarafında yer alan “Dolgu Alanı” bu çalışma kapsamında projelendirildi.

Otobüs durakları ve otoparklar ile kesintiye uğrayan bisiklet yolunun güzergah boyunca devamlılığı sağlanıp, mevcut su depolarının üstü seyir tepeciği/ bakı noktası olarak değerlecek.

Bunların yanısıra  soğuk piknik alanları, çok amaçlı açık gösteri alanı, spor sahaları, (futbol, basketbol, tenis, kaykay) ile bunlara ait 3 adet spor tesisi binası, çim seyir terasları, kafetarya , büfe, güvenlik birimi proje dahilinde yapılacak.

Önceki gün Maltepe Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi arasında yaşanan gerginlik sonrasında çalışmaları devam eden Projenin ne olduğuda ortaya çıktı. Gerginlik sonrasında asılan tabelada yapımına başlanan proje detaylı olarak anlatılmış. Cengiz İnşaat, AKM Yapı ve Adi otaklığıyla yapılacak proje 15.04.2013 tarihinde sonlanması planlanıyor

Posted in Güncel, Manşet, Siyaset, Yaşam0 Yorum

Memura Zam Verilmeden Geri Alındı

Memura Zam Verilmeden Geri Alındı

Türküye Kamu-sen ve Türk Eğitim-sen İstanbul İl Başkanı Yard.Doç.Dr.M.Hanefi Bostan Memura zam verilmeden geri alındı dedi.

Basına Bir Açıklama yapan Yrd.Doç.Dr.M.Hanefi Bostan şunları söyledi:

Memura Zam Verilmeden Geri Alındı Memurların Toplu Sözleşme Kanunu Meclisteyken vatandaşı elektrik zamları çarpmış, benzin ve doğalgaz zamları yakmış, memur ise karaları bağlamıştır. Memura toplu sözleşme yasasını 18 aydır çıkarmayan, 3 aydır da bir kuruş zam vermeyen hükümet elektrik ve doğalgaza   zam konusunda jet hızıyla hareket etmiştir. Memurlar kendilerine yapılacak zammı 3 aydır beklerken hükümet doğalgaza yüzde 18.7, Elektriğe yüzde 9.26  zammı bir günde hayata geçirmiştir. Benzin fiyatı 5 TL’ye dayanmıştır. Elektriğe altı ayda gelen zam yüzde 20’ye, yıl içerisinde benzine yapılan zam oranı ise   yüzde 9’a ulaşmıştır. Elektrik ve doğalgaza yapılan zamla bir ailenin enerjiye ödediği aylık fatura ortalama  94 lira artmıştır. Yani kısacası memura daha zam yapılmadan Hükümet bu zammı misliyle geri almıştır. Hükümet bu uygulamasıyla memurun cebinin zamlı maaşı görmesine fırsat vermeden zammı  şimdiden   kendi kesesine aktarmıştır. Hükümet “Kaşıkla vermeden kepçeyle almayı” siyasi literatüre böylelikle armağan etmiş memuruna böyle bir durumu layık görmüştür. Emekliye, memura zam verilmesi gerekirken kırk dereden su getiren, ülkenin ekonomik dengeleri diyerek türlü türlü bahanelerle işi yokuşa süren Hükümet iş benzine, elektriğe ve doğalgaza zamma gelince vatandaşın ekonomisini hiç düşünmez olmuştur.  Hükümeti insaflı ve vicdanlı olmaya davet ediyoruz. Ortada böyle bir durum varken memura verilecek zammın kıymeti kalmamıştır. 3 aydır memurlar yasal olarak zam alamamışlardır. Hükümet 3 aylık farkın da ödeneceğini taahhüt etmişti. Fakat  bu zamlardan sonra artık 2012’de fiilen zam alamamış olacaklardır.  TÜİK’in son açıkladığı rakamlara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 8,02, üretici fiyatlarında ise yüzde 10,79 düzeyinde gerçekleşmiştir.  Yani her şey vatandaşın ve çalışanın aleyhine olmaktadır. Geçim zorlaşmakta eve götürülecek ekmek her geçen gün küçülmektedir.  Buna artık dur denilmelidir.  Vatandaşın canını yakan, memuru fiilen zamsız maaşa mahkûm bırakacak olan bu zamların derhal geri alınmasını istiyor, yapılacak maaş artışlarında zam miktarlarının göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz.

 Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim Sen  İstanbul İl Başkanı

  Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Posted in Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum

Bitlis Çatal söğüt Köyü Derneği ne Görkemli  Açılış

Bitlis Çatal söğüt Köyü Derneği ne Görkemli Açılış

Maltepe de Bulunan Bitlis Çatal söğüt Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği  kendi yerine taşındı. Maltepe Bitlis Mutki Çatal söğüt Derneği Üyeleri Dernek namına alınan kendi mülklerine taşındı. Bugün yapılan açılış töreni muhteşem bir kalabalık ağırladı. Derneğin Açılışına Siyaset dünyasıda hayli ilgi vardı. Açılışa AK Parti İstanbul Milletvekilleri, İdris Güllüce, Metin Külünk, Osman Boyraz, Eski Milletvekilleri Mahmut Dede, Faik Tarımcıoğlu, AK Parti Bitlis Milletvekili Adayı Mehmet Zeki Peker, CHP Kahraman Maraş  Milletvekili Adayı Murat Kapan, MHP Erzincan Milletvekili Adayı Dursun Çolak, Maltepe Kaymakamı Ahmet Okur, Maltepe Eski Belediye Başkanı Fikri Köse, AK Parti Maltepe İlçe Başkanı Av.Kamil Barkır, CHP Maltepe İlçe Başkanı Süleyman Kıpırtı, Sultan Gazi Belediye Başkan Yardımcısı Hali Sayın ve Bitlisliler Derneği Eski Başkanı AK Parti Maltepe Belediye Meclis Üyesi Mehmet Can Aslan, Maltepe  Belediye Meclis Üyeleri, Maltepe Milli Eğitim Şube Müdürü Sedrettin Akdemir  ve Bitlisli vatandaşlar katıldı. Sunuculuğu’nu Hasan Karayol  yaptı. Dernek Açılışında Derneğe İl Bağışı 1000TL. ile Murat Kapan Yaptı. Açılışta Milletvekilleri ve Kaymakam Okur Birer Konuşma yaptı. Okur Konuşmasında Bitlislilerin Vatanına ve Bayrağına sahip çıkan Devletine Bağlı insanlar olduğunu ,Yapılan bu faaliyeti kutladığını söyledi. Milletvekilleri de Bitlis ve Bitlislilerden övgüyle söz etti. Açılış konuşmasından sonra Kurdele  kesildi.ve Misafirlere Pasta ve İçecek ikramı yapıldı. Biz de Klas Haber Gazetesi Olarak

bitlis-catal-sogut-koyu-dernegi

Posted in Kültür ve Sanat, MAGAZİN, Manşet, Siyaset, Yaşam1 Yorum

Hacıoğlu Bir Örnek Davranışa Daha İmza Attı

Hacıoğlu Bir Örnek Davranışa Daha İmza Attı

Lahmacun ve kebap sektöründe franchise sistemiyle hızla büyüyen Hacıoğlu, Sosyal projelerin içinde her zaman yer alarak topluma örnek davranışlar sergiliyor. Yardım ve sosyal hizmetlerini gelenek haline getiren Hacıoğlu maddi ve manevi desteğiyle Yaslıların ve engellilerin her zaman yanında yer alıyor.  Her yıl olduğu gibi bu yılda 18-24 Mart’ta kutlanan Yaşlilar Haftası’nda büyüklerimizi unutmayan Hacıoğlu 110 yaşlıyı yine restoranında ağırlayarak onlara bir gün de olsa güzel ve keyifli bir gün yaşatmanın mutluluğunu onlarla birlikte yaşıyor.Yaşlılar haftası dolayısıyla Mltepe Huzurevinde yaşayan yaşlıları Atalar Sahildeki Restauranlarında ağırladılar.Otobüslerle Hacıoğlu Restauranta gelen huzurevi sakinleri Hacıoğlu Restauranlar zincirinin sahibi Yılmaz  Esen ve güleryüzlü personelleri tarafından   kapıda karşıladı. Yemeklerini yiyen Huzurevi sakinleri Bu davete çok mutlu olduklarını söylediler ve Yılmaz Esen’e Teşekkür ettiler.Yemeğe Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin’de katıldı.Yılmaz Esen konuklarıyla hatıra resmide çektirmeyi ihmal etmedi.


 

Posted in Kültür ve Sanat, Manşet, Yaşam0 Yorum

Kentesel Dönüşüm Taslağı Mecliste

Kentesel Dönüşüm Taslağı Mecliste

Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Genel Başkan Yardımcısı Kadem EKŞİ,Kentsel Dönüşümle ve afet yasayla İlgili T.BMM.ye  Mimar ve Mühendisler Grubu olarak sunulan Öneri taslağı Kamuoyu ile paylaştı . M.M.G.’nin öneri taslağında şu maddeler yer alıyor:

Kentsel Dönüşüm Üzerine Yeniden Düşünürken!

Türkiye uzun zamandır yeni anayasa yapmak için uzlaşı arayışındadır. Bir türlü sağlanamayan uzlaşıdan dolayı son 10 yılımızı anayasa tartışmalarıyla geçirdik. Bugüne gelene kadar Osmanlıdan Cumhuriyete çeşitli çalışmalar yapıldı ve daha iyisi için arayışlar sürmektedir. Son 13 yılda önümüzdeki 30 yılda yıkıcı bir deprem olacak, hazırlanmalıyız tartışmalarıyla her Ağustos depreminin yıl dönümün de birkaç gün tartışarak geçirdik. Son Van depremi bir daha kapımızı çalana kadar bu konuda ciddi hiçbir tartışma yapılmadı, konu adeta bir medya malzemesi olarak gündemimizde bulundu.

Artık ciddi bir dönüm noktasına geldik konu depreme dayanıklı binalar yapmak değil önümüzdeki 100 yılın konut politikalarının ve 3 neslin yaşayacağı yaşama alanlarının imarını sağlayacak şehirlerimizi dönüştürmek eksenine oturmuş bulunmaktadır.

Kentsel dönüşüm anayasa yapmak kadar önemlidir. Sonuçları itibariyle en az anayasa kadar hayatımız etkiler, şehirler geçmiş bugün geleceğimizin yaşandığı, hayat alışverişimizde sürekli soluduğumuz hatıralımız ve hayallerimizin mekânıdır. Toplumun bütün kesimleri için yaşamsal bir alan olan mekân, mimari ve şehir bizi biz yapan ekonomiden siyasete, kültürden sanata kadar her etkinliğin yaşam alanıdır. Yaşadığımız altyapıdan trafik soruna, yeşil alanlardan tarihi mekânın korunmasına kadar bütün alanlar şehircilik politikalarının bir uzantısıdır. Şehre bir yaşam alanı olarak baktığımız zaman değerler üzerinden konuşuruz, yalnızca ekonomi üzerinden baktığımızda ranttan konuşuruz bu yapıp ettiğimiz her şeye sirayet eder. Şehirlerimizi “herkes için şehir anlayışı” ile 7 den 70’e bütün kuşakların bir biri ile buluştuğu, anlaştığı, kaynaştı, sevgi ve bilgilerini paylaştığı mekanlar olarak, insan ölçekli ve insan yüzlü olarak tasarlamalıyız.

“Afet riski altındaki alanları dönüştürülmesi” hakkındaki kanun bu kapsamda aceleye getirilmiş ve yeterince toplumda tartışılmamış bir yasadır. Yasa meclise sunulan haliyle bir arsa üretim yasası şeklin de görülmekte kentsel dönüşümün nasıl yapılacağı ve nasıl şehirler inşa edileceği ile ilgili hiçbir madde içermemektedir.

Nasıl bir şehirleşme sorusuna cevap aramadan oluşturulacak her türlü afet merkezli kanun yaklaşımı bizi çıkmaz bir sokağa getirecektir. En az anayasa çalışmaları üzerinde çalıştığımız kadar şehirleşme ve sorunları ve çözümleri üzerine konuşmalıyız. Bu konu oldubittiye getirilemeyecek ve bir bakanlığın sorumluluğuna bırakılamayacak kadar yaşamsaldır. Evet deprem yakın bir gerçek ancak üzerinde fazla çalışma yapılmadan ve tarafların katılımı sağlanmadan yapılacak şehirleşme, sorunları daha büyük sosyal deprem ve krizler davetiye çıkarabilir. Yarın geç olmadan bilimsel bir yöntemlerle bütün sosyal tarafların katılımıyla konuyu tartışmalıyız.

Türkiye de şehirleşmede altyapı, ulaşım, sosyal donatı alanları, bina kalitesi ve depremlerden dolayı ciddi şehirleşme sorunları yaşanmaktadır. Halkımızı daha sağlıklı, güvenli ve huzurlu şehirlerde yerleştirmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Büyük küçük birçok şehrimiz benzer sorunlarla karşı karşıyadır ve yaşam kalitesi her geçen gün düşmekte ve insanlarımız için şehirde hayat çekilmez hale gelmiştir. Deprem gerçeği de önümüzde durmaktadır. Bir yandan yaşlanmaya başlayan nüfusumuzun gerçeğini göz önüne alarak çocuk, özürlü ve yaşlıların şehrin imkânlarından yararlanmasını da sağlayacak şekilde daha huzurlu ve üretken, çevresi ve tarihi değerleriyle daha barışık şehirler inşa etmeliyiz.

Bunu yaparken halkımıza büyük ekonomik yükler getirmeyecek şekilde kentsel dönüşümü veya yeni şehirleşme alanları oluşturmayı sağlamalıyız. Ülkemizin sosyal barışını sağlayacak, ekonomimizi çalıştıracak, daha sağlıklı, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir şehircilik için deprem ve afet gerçeğini bir fırsata çevirmeliyiz. Bu konuda toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla yeni düzenlemeler yapılmalıdır. İnsanların yaşam alanlarıyla ilgili yapılacak değişimlere katılma hakkı sağlanmalıdır. Bunu yaparken kendi şehircilik mirasımız ve dünyanın geldiği şehircilik anlayışından yararlanmalıyız. Sosyolog, psikolog, şehir tarihçisi, kamu idarecisi, iktisatçı, mimar, mühendis ve şehir plancılarının katkılarıyla demokrasimizi yükseltecek, toplumsal uzlaşıyı sağlayacak şekilde şehirlerimiz tasarlamalıyız. Çevre, insan ve ekonominin iyi harmanlandığı bizi bugünden geleceğe taşıyacak daha sürdürülebilir ve yaşanabilir şehirler için birlikte çalışmalıyız.

TOKİ nin birbirini tekrar eden, mimari ve estetikten yoksun aynılaştırılmış binaları şehirlerimiz için bir yüz karasıdır. Bütün şehirlerimiz kimliksiz, birbirinin kopyası ve birbirini tekrar eden mekânlar oluşmaya başlamıştır. Toplum olarak adeta akıl tutulması yaşadığımız şehirlerimizi tekrar inşa ederken mimarimizi ve şehirciliğimizi tekrar ihya etmeliyiz. Şehirlerimizi gelecek nesillere daha nezih, daha estetik, daha az katlı, sosyal donatı alanları daha büyük ve erişilebilir, geniş yeşil alanların kent dokusu içinde yer aldığı, bulunduğu coğrafyanın sunduğu imkanların iyi kullanıldığı, fiziksel topografyaya saygılı mekânlara çevirmeliyiz.

Belediyeler bugün geldiği noktadan daha geriye getirilmemelidir. Demokrasimizin yerel ayağı olan belediyeciğimiz geliştirecek uygulamalar arttırılırken katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla şehirlinin karar süreçlerini katılımı sağlanmalıdır. Yıkıp daha iyi ve sağlamını yapacağız anlayışla insanların yaşadığı kültürel çevrenin inşasında merkezci ben bilirim anlayışından uzak durulmalıdır. Odalar, üniversiteler ve STK’ lardan daha fazla yararlanarak toplumu ve demokrasimizi oluşturan bütün kurumların süreçte daha işlevsel rol almasına imkan sağlanmalıdır.

“Önce insanlar şehirleri inşa eder, sonra şehirler de insanı inşa eder” gerçeğini aklımızdan çıkarmayarak hırsa ve tamaha şehirlerimizi teslim etmemeliyiz. Bilimsel, kültürel ve insani değerler üzerine medeniyet taşıyıcısı şehirleri inşa etmede bu yasal düzenlemeyi bütün kesimler olarak fırsata çevirmeliyiz.

 

Mimar ve Mühendisler Grubu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÂFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI

Mimar ve Mühendisler Grubu’nun Kanun Değerlendirmesi

 

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Yasa adından da anlaşılacağı gibi ana felsefesini “afet” ve “dönüşüm” kavramlarına dayandırmaktadır. Yasa koyucu toplumda son yaşanan Van depremi ve son büyük deprem olan 17 ağustos 1999 depreminin hatırlattıklarıyla beraber sağlıksız yapı stokunun meydan getirdiği yaşanılan mekânların güvensizliği üzerinden kendisini ifade etmeye ve yasa için gerekli hukuki altlık oluşturmayı öngörmektedir. Kentsel dönüşümün yapılması için gerekli olan arazinin temini ve bu temim için gerekli bütün işlemler tanımlanmaktadır. Deprem eksenli olarak riskli alanlardan ve bu araziler üzerindeki riskli yapılardan bahis etmektedir.

Yeni şehirlerimizi kuracağımız rezerv alanlarda ve dönüştürülecek mevcut arazilerde İstanbul da yapıldığı gibi “mikro bölgelendirme” çalışmasını yapmalıyız. Kapsamlı Afet Yönetim Sistemin bileşenleri olan, sel, heyelan ve yangınları da deprem için alınan önlemlerin içine koymalıyız. Kanunu bütüncül bir şehir yönetimi felsefesine oturtmalıyız.

Kanun metninin hiçbir bölümünde yapılacak kentsel tasarımı ile ilgili bir açıklama yoktur. Daha çok arsa üretmeye ve mülkiyetlerin tespitine yönelik bir anlayış görülmektedir. Mevcut olan yapı stokunun getirdiği sorunları yaşıyoruz yeni imar durumunda şehirli insana sağlanacak imkânlarla ilgili hiçbir madde yasada yoktur.

Yasanın tanımlar kısmında uygulamadan birinci derecede sorumlu makam olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ( Bakanlık) bulunmaktadır. Bakanlığın birinci derecede uygulama birimi olarak TOKİ görülmektedir. İşlerin yapımı aşamasında bakanlığa yardımcı birim olarak TOKİ nin yanında “İdare” den bahsedilmektedir. İdare olarak, Büyük şehir belediyeleri ve bağlı ilçe belediyeleri, diğer illerin belediyeleri ve il özel idareleri tanımlanmaktadır.

İKİNCİ BÖLÜM
Uygulama Hükümleri

Tesbit, taşınmaz devri ve tescil

Madde 3.1 riskli yapıların tespit işlemleri idarelere verilmektedir. İdarelerin teknik yetersizliği veya toplumdan gelecek tepkilerden dolayı yapamaması durumunda bakanlık bu yetkiyi TOKİ ye verebilmektedir. Verilen sürelerde tespitlerin yapılmaması durumunda bakanlı yine devreye girmektedir. Belediyeler bakanlığın bir alt birimi olarak vazife görmekte kamudan seçim yoluyla aldığı yetki elinden alınmış ve iradesiz hale getirilmiş bulunmaktadır. Belediyeler mahalli olarak konuya en yakın seçilmiş birimler olarak daha etkin bir görev içersinde bulunmalı ve yerel demokrasinin temel unsurları olarak yetkilendirilmelidir. Bu konuda kanun bakanlığı belediyelerin üzerinde otorite olarak göstermektedir.

Madde 3.2 de riski yapıların idarece tespitinden sonra hak sahiplerine bilgi verilmeden ve açıklama yapılmadan 15 gün gibi bir kısa sürede tapuya kaydı yapılmaktadır. Vatandaşın kendi mülkü hakkında bilgi sahibi olmasının önüne geçilmektedir. Bitmiş bir iş bilgi olarak verilmektedir. Risk tespitinden sonra vatandaş bilgilendirilmeli ve daha sonra kaydı tapuya yapılması sağlanmalıdır. Anayasal bir hak olan mülkiyetten kaynaklanan bireysel hakların kullanılmasında vatandaşın mağdur edilmemesi sağlanmalıdır.

Madde 3.3, 3.4 ve 3.5  lerde özellikle büyük şehirlerde arsa üretiminin önünde engel olan askeriyeye veya diğer kamu kurumlarına ait araziler ilgili kurumlar ve maliye bakanlığınca bakanlığın tahsisine açılmaktadır. Bu alanlar yeni yerleşim alanları veya rezerv alan olarak değerlenmesi sağlanacaktır. Şehirlerin merkezinde veya hemen yanından olan bu geniş arazilerin yoğun yapılaşmayı azaltmada ve yeni kamuya açık sosyal donatı alanı olarak açılması uygun olacaktır. Bu şehir için önemli arazilerin 3. Şahıslara gelir temini için satılmasının önüne geçilmesi sağlanmalıdır. Şehirdeki üretilen yeni arazilerin kamunun kullanımına açık yaşam alanları üretiminde kullanılması konusunda hassasiyet gösterilmeli, nerede is yok seviyesine gelen sosyal donatı alanları, şehir içi yeşil alanlar ve kent parkları oluşturmada imkâna çevrilmelidir.

Madde 3.6 de meralar, yazlık ve kışlaklar bulundukları bölgelerde havyacılığımız için önemli ekonomik ve sosyal yaşam alanlarıdır. Bunların arazi üretiminde kullanılmasın da özel hassasiyet gösterilmesi gerekir. Bu araziler yoğun kent yapılaşmasını rahatlatmak ve her vatandaşımızın hakkı olan daha az katlı ve bahçeli evlerde yaşaması için arsa üretiminde değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Vatandaşımız hiç hak etmediği yoğunlukta ve kimliksiz şehirlerde yaşamak zorunda değildir. Bu konuda bölgenin topografya, iklim ve yerel malzemesini önceleyen yeni-klasik mimari anlayışla kimlikli şehirler geliştirmede üretilen araziler kullanılmalıdır. Kesinlikle gelir arttırıcı bir anlayışla kamuya ait bu araziler soysal dokumuzu da bozacak bir yapılaşmaya açılmamalıdır.

Madde 3.7 de riskli alanlarda olan ancak sağlam olan binaların uygulama bütünlüğü açısından kanun hükmine alınmasından bahsedilmektedir. Bu binaların çoğu 1999 depremi sonucu yapılan ve büyük kısmı da vatandaşın kredi yoluyla aldığı konutlardan oluşmaktadır. Uygulama bütünlüğü açısından bunların değerlendirmesi durumunda vatandaşın içine düşeceği mağduriyet devlet tarafından nasıl karşılanacaktır? Zaten ciddi bir kredi yükü altında konut sahibi olan vatandaşın bu kanununu uygulanmasından dolayı uğrayacağı ekonomik kayıplar nasıl karşılanacaktır. Bunlar konusunda kanunda belirsizlikler bulunmaktadır.

Madde 3 de arazi temini ve şehir inşası sırasında tarihi, kültürel ve doğal çevrenin korunmasında uygulanacak yöntem ve gözetilecek kanunlarla ilgili atıflar yapılmamıştır. Türkiye’nin zenginliği olan bu değerlerin korunmasında, hızlı bir kentsel dönüşüm süreci geçireceğimiz yasanın uygulanmasında gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Özelikle uzun bir tarih dönemimde oluşmuş ve bulundukları şehirlerin kimlikleri olmuş şehir siluetlerinin korunması konusunda “bütüncül şehir silueti” anlayışı getirilerek geleceğe bu değerlerimiz taşınmalı, bugünün riskleri adına tarihi ve kültürel mirasımız kurban edilmemelidir. Bu büyük dönüşümden çevre, tarih ve kültürel dokuyla uyumlu yeni bir şehir anlayışı çıkarılmalıdır.

Tasarrufların kısıtlanması

Madde 4.1 de bakanlık ve ilgili idare riskli alanlarda proje ve uygulamalar süresince her türlü imar ve yapılaşmayı geçici olarak durdurur denmektedir. Geçici olan bu sürenin en fazla ne kadar olacağı tanımlanmamıştır. Bu yasanın çıkması durumunda hangi alanları riskli alan ve yapı olduğu belirsiz olacağından devam etmekte olan veya tasarlanan bütün inşaatlarda yapılaşma duracağından ekonomik hayatta ciddi bir belirsiz olacaktır. Hayatın devam ettiği gerçeğinden bakarsak alınacak bu karar ülke ekonomisine ciddi zara verecektir. Piyasalarda bir şekilde oluşmuş bütün fiyatlar da dalgalanmalara sebep olacaktır. 

Madde 4.3 de de riskli alanlarda ve yapılarda meydan gelecek elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetlerin verilmemesi veya ilgili kurumlarca durdurulması talep edilmektedir. Bu durumda büyük bir kargaşa çıkacaktır. Yapılacak işlerin bir tedrici yet içinde bilgilendirmeler ile yapılması gerekir. Vatandaşın yaşayacağı rezerv alanlardaki konutların teslimi veya kiraya çıkması sağlanmadan, hizmetleri alacağı mekânlar tahsis edilmeden yapılacak bu tür işlemler hayat kalitesini düşürecek, kaosa neden olacak ve hizmetleri veren idarelerle vatandaşı karşı karşıya getirecektir. Toplumsal barışımız sağlamakta güçlük çektiğimiz bu günlerde yeni çatışma alanları oluşturmamaya özen gösterilmelidir.

Tahliye ve yıktırma

Madde 5.1 ve 5.2 Riski yapılarda tahliye yapılması durumunda buralarda ikamet eden malik ve kiracılara veya gecekondu yaparak riskli yapıya sahip olanlara “kira yardım yapılabilir” denmektedir. Devletin kendi inisiyatifi ile yaptığı bir dönüşüm esnasında mağdur olan her vatandaşın kira yardımı devlet tarafından karşılanması sosyal devlet olmanın ve elinden ikamet hakkı alınan vatandaşın mağdur edilmemesi açısından “kira yardımı yapılacaktır” şeklinde olmalıdır.  Bu durum iş yeri ve konut için geçerli olmalıdır.

Madde 5.3.ve 5.4 de ifade edilen riskli yapının yıkılması için verilen en az 30 gün süre yetersiz bir süredir. Yıkım işlemlerinin vatandaşça yapılmaması durumunda idarece, idarede yapmazsa bakanlıkça yapılacağı belirtilmektedir. “Yıktırma işlemleri yapılmadan önce vatandaşa gerekli yer tahsis bilgisi bildirilecek, tahliye ve yıkım giderleri bakanlıkça ilgili bütçeden karşılanacaktır.” denmelidir. Vatandaşı gelecekle ilgili belirsizliğe sokmayacak şekilde işlemler sırasıyla yapılmalıdır. Kira yardımı veya rezerv alanlarda bedelsiz ikamet ettirilmesi bilgisi vatandaşa yıkımla ilgili bilgi verilmeden önce net olarak verilmelidir

Uygulama işlemleri

Madde 6.1 de binaların yıkılması durumunda arsa üretimi aşamasında her türlü mülkiyet hakları kaldırılarak muvafakat aranmaksızın tapu kayıtları yapılır denmektedir. Bu durumda tespit edilen tapu kayıtlarından vatandaşın bilgilendirileceği bir yazılım ortamı oluşturularak vatandaşın e-devlet kapısından ilgili kayıtlara erişime sağlanmalıdır. Vatandaşa en az 30 gün olacak şekilde itiraz hakkı verilmeli ve bundan sonra mevcut durum esas alınmalıdır. Yapılacak düzenlemelerde 3 de 2 çoğunluk şartı yeterlidir. Ancak yeni binaların üretiminde mümkün olan bütün yerlerde emsallerde artış yapmadan mümkünse konut olarak yapılan yerlerde emsaller düşürülerek daha yaygın, yatay ve sosyal donatı alanları arttırılmış bir şehirleşme yapılmalıdır. Kamudan tahsis edilecek arsalar ve meralar bu işlem için kullanılmalıdır. Kat karşılığı veya hâsılat karşılığı yapılacak imar düzenlemelerden, sosyal dokuyu bozacak veya kentsel yoğunluğu arttıracak uygulamalardan uzak durulmalıdır.  Yapılan konutlara vatandaşın katılımı sağlanabilir devlet faizsiz 20 yıla kadar kredi imkânı vatandaşa oluşturmalıdır. Bu süre içersinde vatandaşa konut mülkünün kullanım hakkı verilmelidir ve devletçe ipotek konulmalıdır. Vatandaşın daha önceden mülkü üzerine geçirmesi istemesi durumunun da konut maliyeti, tespit, tahliye, yıkım bedeli ve diğer sosyal donatı bedeli fiyata giydirilerek % 25 geçmeyen ilave bir bedel artışıyla vatandaşa peşin olarak istediği zaman satılabilir olmalıdır. Bu durumda isteyen vatandaşa evini kendi mülküne geçirebilecek ve yapım sürecinde finansmana katılımı sağlanmış olacaktır.

Madde 6. 2 de üzerinde bina olan mülk sahiplerinin 30 gün içinde  3 de 2 çoğunlukla anlaşması aranarak binalarda gerekli tahliye ve yıkım işlemleri yapılmalıdır bunun sağlanamaması durumunda bakanlıkça “acele kamulaştırma” yoluna gidilir  ve bu konuda TOKİ veya idare yetkilendirilir denmektedir. Yasanın uygulanmasının gerekçelerin “gönüllülük aranacaktır” ilkesine aykırı bir durum söz konusudur. Bu maddeyi kanun koyucu kafasında tasarladığı dönüşümü ister gönüllü ister gönülsüz olmak koşuluyla vatandaşlara dayatıyor anlamına gelir, bu demokratik, adil hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Bu uygulamada belli bir ada büyüklüğünde anlaşma sağlanamayan parselde uygulamanın bütünlüğü acısından acil kamulaştırma yapılabilir mantığı yürütülebilir. Bu oran % 10-15 gibi bir oran olarak ada büyüklüğüne oranlanarak belirlenebilir. Bu durumda vatandaşın mağdur olmayacağı bir kamulaştırma mümkün kılınabilir.

Madde 6.3 de anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya kiracılarına veya en az bir yıl ikamet edenlere “dönüşüm gelirlerinden kredi veya mülkiyet ve sınırlı aynî hak sağlayan ve usul ve esasları Bakanlıkça belirlenen konut sertifikası verilebilir.”  denmektedir.  Burada tanımlanan konut sertifikasından ne kast edildiği belirtilmemektedir ve kanunun hiçbir yerinde açıklama bulunmamaktadır. Yine ayın maddede dar gelirli ve gece kondu bölgelerinde yapılacak uygulamalardan dolayı borçlandırma yoluyla “kira yardımı yapılabilir” denmektedir. Hem maliklere veya kiracılarına veya dar gelirli gece kondu sahiplerine kira gelirleri devlet tarafından karşılanmalıdır veya bu kişilere rezerv alanlardan uygun bir yer geçici iskân için tahsis edilmelidir. Bu sosyal hukuk devleti olmanın gereği ve devletin yaptığı zorunlu kentsel dönüşümden mağdur olan halkın hukukunu korumadan dolayı doğan bir hakkıdır. Bu uygulamada halkın devlete olan güveni sağlanmalı, sürdürülebilir bir sosyal ve ekonomik kalkınma esası olarak alınmalıdır. Bu değişimi toplumsal barışımızın sağlanması için bir fırsata çevirmeliyiz.

Madde 6.4 de sosyal devlet olmanın gereği işletilerek bölgelere göre bina maliyetlerinin bir kısmını düşürme, sosyal donatı ve alt yapı giderlerinin devletçe karşılanması ilkesi benimsenmiştir. Uygulamada adaleti tesis etme açısından doğru bir yaklaşımdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Dönüşüm Gelirleri ve Diğer Hükümler

Madde 7 de kanun amaçlarını gerçekleştirmek için dönüşüm gelirlerinin sağlanacağı kalemlerle ilgili bilgiler verilmektedir. Buradan anladığımız işin başlangıcında ciddi bir gelir imkânı bakanlığın uygulamaları için sağlanacaktır.

İhale usulü

Madde 8.1 de uygulamada işlerin yapılması için 4734 sayılı kanunu uygulanacaktır. 21.b maddesine göre yürütülecek yapım ihaleleri davet usulü belli firmalar arasında yapılacaktır anlamına gelmektedir. Türkiye de büyük bir ekonomi oluşturacak kentsel dönüşüme daha çok firmanın katkı yapması için firma yeterlilikleri tekrar düzenlenerek şeffaf ancak hızlı bir ihale usulü bu kanunu yürütmek acısından düzenlenmelidir. Üretilen toplumsal ekonomik değerin daha adil ve sürdürülebilir kılınması için ihalelerin şeffaf ve izlenebilir olması sağlanmalıdır.

Madde 8. 3 de riskli yapıların tespit, tahliye ve yıkılmalarında vatandaşın direnç göstermesinin suç olacağı belirtilmekte ve 5237 sayılı kanunu atıf yapılmaktadır. İşlerin yürütülmesi sırasında işin suç üreten bir mekanizmaya dönüşmemesi gerekir. Vatandaşın mülkiyeti üzerinde yapılacak değerlendirmelerde bilgi hakkına saygı gösterilmelidir. İşin bitiminde mülk sahiplerinin nereden ve nasıl mülk sahibi olacağı kesinlikle işin başında belirtilmelidir. Belirsiz bir yerden yer verilmesi büyük huzursuzluklara kapı açabilir. İş önce proje hakkında bilgilendirme, sonra nerede iskân edileceği yer nasıl olacak, rezerv alandan faydalanma veya kira ödeme miktarı belirtilmeli ve kentsel dönüşüm yapılan yerlerde hak sahiplerine mülklerinin ne zaman teslim edileceği konusunda bilgiler her projede önceden verilmelidir. Bunun yapılması durumunda halkın gönüllü katılım sağlanmış ve gereksiz tartışma ve çatışmaların önü kesilmiş olur. Bu dönüşümde halkın güvenlik kuvvetleriyle karşı karşıya gelmemesi için bakanlık ve idare gerekli hassasiyeti göstermelidir.

 

 

SONUÇ:

Ülkemizin şehirleşme problemlerini çözmede yeni kanun çalışmalarını bir fırsata çevirmeliyiz. Halka ilave ciddi bir yük geçirmeden şu anda bir adreste mukim olan herkes için sürdürülebilir bir yaşam anlayışı ile işi yürütmeliyiz. Evi olsun olmasın, kiracı veya gece kondu sahibi bütün vatandaşlarımız mağdur etmeden ve onları potansiyel bir suçlu durumuna getirmeden şehirlerimizi dönüştürmeliyiz. Kamuoyunun desteğini almadan bir oldubittiye getirilecek her türlü faaliyet akamete uğraya mahkûmdur. Bu işlerin yürütülmesinde belediyelerimizin ve diğer ilgili kurumların işin içinde sahibi gibi çalışması sağlanmalı ve toplumsal barışımızı sağlayacak bir kentsel dönüşüm oluşturulmalıdır. Dönüşüm gönüllü olarak insanların bulunduğu mekânda sağlanmalıdır. Kamuoyunun desteği ve güveni alınmadan sağlıklı yürütülecek bir çalışma yoktur. Dolayısıyla yürütülen çalışmaların tekrar gözden geçirilmesi uygun olacaktır.

 

Mimar ve Mühendisler Grubu

Posted in Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum

ENİŞTE NEREYE UÇTU?

ENİŞTE NEREYE UÇTU?

Maltepe’de yayın yapan Son Gün Gazetesinde yayınlanan”ENİŞTE OSKARA ADAY” “Dolandırıcılık Öyküsü”Başlıklı haber’de Bahsi geçen Enişte Kim?Ne yer?Ne İçer?İngilizce bilirmi?Audi’ye bindi mi?Bu Audi’yi Dolandırdığı iddia edilen Esnafın adına kayıt yaptırdı mı?Ben şahsen Buna benzer birisi hakkında Kartal Savcılığına Suç duyurusunda Bulunmuştum.Kültür Merkezinde yolsuzluk yapıyorlar diye!!Ancak iddialar odur ki:Savcı Suç duyurumuza takipsizlik kararı vermiş…Hem’de hiç araştırılıp soruşturulmadan!!!  “ Canı yanan  Eşşek Atı Geçer”misali dolandırıldığını iddia eden Perde??Pardon Esnaf .şimdilerde ortalıkta Canı yanmış İ…gibi cırlayıp duruyor.Çok yakında kötü haber duyulur.Son Gün Gazetesi A.A.K.diye Bir isimden Bahsediyor.O İsimli şahıs malum Enişte.Motorsikletle gelmişti.Hemde Hacizli Onu Biz Daha bariz bir şekilde yazmıştık.Sonra Esnaf sözü geçen AUDİ Marka aracın kendisine ait olduğunu söylemişti.Amma Allah doğrunun yadımcısı olacak’ya Şimdi Ses kayıdını kendi isteğiyle aldığımız bizimle Röportaj yapan Esnaf Bütün olan biteni anlattı.Meğerse bilmediğimiz daha neler varmış…Pekiyi bunlar zuhur ederken Kayınbirader ne yapıyordu?Ne yapsın zavallı Bir yıllık maaşını bir Vakfa bağışladı.Kendisi açıklamıştı!! Ne yiyip içecek Maaşı bağışlayınca Enişte Kayınbiradere Bakacak Kredi Kartı kabarmış kim Ödeyecek?Eeee ..Enişte ne güne duruyor.Enişte Esnaftan iş vaadiyle alır öder.İşte Hikayenin bir kısmı Valla biz demiyoruz Esnaf diyor!!!Pekiyi Enişte Nereye Uçtu? Onu Biz bilmiyoruz!!Kayın biraderi bilir..Biz Bilsek zaten “OSKAR ÖDÜLÜ”nü alması için Son Gün Gazetesine Göndereceğiz.Ordan da Nereye gider Bilemem!!!!

EŞİ DOSTU AKRABAYI DOLDURDU.

SAKSOFONU İSKELEDE  ÇALDIRDI.

ÖNCE SAKİN İDİ ŞİMDİ ÇILDIRDI.

TANIMAK İMKANSIZ TİYATRO YAPAR.

 

HARAMZADELERE PEŞKEŞ ÇEKİLİR

BU SALTANAT ELBET BİR GÜN YIKILIR.

BU İŞİN  İÇİNDEN  NASIL ÇIKILIR ?

EZBERLEMİŞ AMMA GÜZEL ROL YAPAR.

                                          AŞIK NOKSANİ
 

 

 
 

 

Posted in Asayiş, MAGAZİN, Manşet, Siyaset, Yaşam3 Yorum

18 Mart Milletimizin Yeniden Diriliş Günüdür

18 Mart Milletimizin Yeniden Diriliş Günüdür

Kamu Sen Türk ve  Eğiti Sen Edirnekapı Şehitliğine giderek orada  Çanakkale Şehitlerini andı.Edirnekapı Şehitliğine giden Kamu Sen Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yardımcı Doç.Dr.M. Hanefi Bostan ve Şube Başkaları burada dualar etti.Burada günün önlem ve anlamını belirten bir konuşma yapan   Bostan şunları söyledi; 

Türk tarihine bir milat olarak yazılan 18 Mart Çanakkale Zaferi, Türk Milleti’nin eşsiz direnişinin en güzel yansımasıdır. Çanakkale’de verilen mücadele sayesinde, Çanakkale boğazını geçmek isteyen emperyalist güçler, Çanakkale’nin soğuk sularına gömülmüştür. Çanakkale Zaferi, Türk Milletinin yedi düvele karşı verdiği ölüm-kalım mücadelesinin adıdır. 18 Mart Türk Milletinin yeniden diriliş günüdür.

 Bugün, her karış toprağı şehitlerimizin kanıyla sulanan Çanakkale’de, istiklale susamış bir milletin esaret prangalarını kırdığı gündür. İslam’ı boğmak isteyenlere karşı verilen yeniden diriliş mücadelesinin 97’inci yıldönümüdür.

 Çanakkale Zaferi, bağımsızlığını her şeyden üstün tutan, topraklarını her türlü güce karşı canı pahasına koruyan Türk askerinin, Türk Milletinin yokluğa rağmen, yoksulluğa rağmen tek yürek olarak cephede kahramanca çarpışmasının en anlamlı ödülüdür.

 Umudun ve cesaretin hiç yitirilmediği ve dünya tarihini değiştiren Çanakkale Savaşları, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın da başlangıcıdır.

 250 bin şehidin verildiği Çanakkale Savaşlarında yansıtılan ruh, bugün hepimizin kılavuzudur. 97’inci yıldönümünü kutladığımız Çanakkale Zaferi’nin ışığı, bugün hala bizleri aydınlatmaktadır.

 Bu nedenle eğitimcilere büyük görev düşmektedir. Toplumun adsız neferleri olan öğretmenler, öğretim üyeleri, anne ve babalar çocuklarımıza ve gençlerimize Çanakkale Savaşlarını, Çanakkale Zaferi’ni, 250 bin şehidi niçin verdiğimizi çok iyi anlatmalıdır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin Çanakkale Zaferini hangi şartlarda, nasıl kazandığımızı öğrenmesi, bunun bilincinde olması çok önemlidir. Çünkü tarihini bilen bir gençlik ancak geleceğine yön verebilir. Her gencimiz Çanakkale’yi mutlaka görmeli, Çanakkale’deki ruhu teneffüs etmelidir.

 Çanakkale Zaferi’nin 97’inci yıldönümünü kutladığımız bugün, ülkemiz iç ve dış tehditlerin odağındadır, küresel sömürgecilerin göz hapsindedir. Kılık ve yöntem değiştiren düşmanlar dört koldan harekete geçmiştir. Dışarıdan da güç alan bir güruh, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni zayıflatmak, çökertmek için fırsat kollamaktadır.  

 Öte yandan ülkemizi kimi zaman pohpohlayanlar, kimi zaman da gözdağı vererek, ipleri elinde tutmaya çalışmaktadır. Siyasi erk, ‘bir ileri-bir geri’ politikasını uygulayanlar karşısında dut yemiş bülbül gibidir. Ülkeyi yönetenler, ne yazık ki basiretli politikalar sergileyemedikleri için taviz üstüne taviz vermekte, çeşitli talep ve dayatmalara göz yummaktadır.

 Ne yazık ki siyasi erk’in aciz politikaları neticesinde terör de son yıllarda tırmanışa geçmiştir. Açılım politikalarıyla, ana dilde eğitim söylemleriyle ülkemizin geleceği dinamitlenmekte, ayrıştırıcı unsurlar körüklenmektedir.

 Bu süreçte tehlikenin farkına varmamız, bilinçli ve temkinli olmamız ve hep beraber hareket etmemiz gerekmektedir. Çanakkale şehitlerinin torunları olan bizler, Çanakkale ruhunu korumalı, birlik ve bütünlüğümüzün, kardeşliğimizin hedef yapılmasına asla izin vermemeliyiz.

 Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiği bugünlerde herkesin el el vermek, birlik, beraberlik içinde hareket etmek gibi bir mecburiyeti vardır.  Çanakkale’deki dirilişi çok iyi bilen bir millet olarak, bu zor dönemleri de aşacağımıza inanıyoruz.

 Bu vesileyle 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 97’inci yıldönümünü kutluyor; Ulu Önder Atatürk’ü, Cevat Paşa’yı, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi minnet, rahmet ve saygıyla anıyoruz.

 

   

Türkiye Kamu-Sen

  İstanbul İl Başkanı 

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Posted in Eğitim, Manşet, Yaşam0 Yorum

AYEDAŞ’DAN MÜŞTERİLERE BİR KOLAYLIK DAHA

AYEDAŞ’DAN MÜŞTERİLERE BİR KOLAYLIK DAHA

İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. (AYEDAŞ) olarak, internet üzerinden kredi kartı ile tahsilât uygulamasını başlatmış bulunmaktayız.

         Bu yeni uygulamamız ile birlikte Müşterilerimize; Şirketimiz web sayfası www.ayedas.gov.tr adresinden, elektrik fatura bedellerini kredi kartı ile tek çekim ya da taksit yaparak ödeyebilme imkânı sağlanmıştır.

         Türkiye’de ilk kez 12.03.2012 tarihi itibariyle Şirketimizce hayata geçirilen ‘Kredi kartı ile internet üzerinden elektrik faturası tahsilâtı’ uygulamamızdan Ziraat Bankası kredi kartı sahibi Müşterilerimiz yararlanabilmektedir. Diğer bankalardan kredi kartı sahibi Müşterilerimizin de bu uygulamamızdan yararlanabilmesi için tüm Bankalar ile görüşmelerimiz devam etmekte olup en kısa sürede sonuçlandırılacaktır.

         Müşterilerimiz aynı zamanda; 161 adet veznemiz ile anlaşmalı olduğumuz bankaların veznelerine faturalarını ödeyebilmekte olup ayrıca bu bankalara otomatik ödeme talimatı vererek ya da bankaların internet sitelerinden de faturalarını ödeme imkânına sahiptirler.

Posted in Ekonomi, Güncel, Manşet, Yaşam0 Yorum






Reklam
Rüya Tabirleri